TTnet’in TTnetMuzik.com detayları

Dün, aldığım duyumlara dayanarak yazdığım TTnet‘in ADSL abonelerine ücretsiz yasal müzik sunması konusu TIME 2007 konferansında açıklığa kavuştu. TTnet‘in bu alandaki girişimi ile ilgili detaylar şu şekilde.

Öncelikle anlaşma TTnet ile MÜYAP, MSG, MESAM ve MÜYORBİR arasında gerçekleşmiş. Ancak TTnet ile iletişimi MÜYAP yürütüyormuş.

Yapılan anlaşma ile TTnet 70.000‘nin üzerinde Türkçe şarkıyı farklı paketlerde tüm ADSL abonelerine sunuyor olacakmış. Belirli bir paket üzerindekilere değil, her pakete farklı limitlerde şarkı indirme hakkı verilecekmiş.

Diğer taraftan bu limit sadece şarkı indirmek için geçerli olacakmış. İnternet üzerinden şarkı dinlemek için ise herhangi bir limit olmadan tüm kullanıcılar bu servisten faydalanabilecekmiş.

TTnet‘in bu iş için kullanacağı alan adının ise TTnetMuzik.com olacağını tahmin ediyorum. Her ne kadar alan adı ile ilgili açıklama yapılmış olmasada, TTnetMüzik adıyla andıkları projenin sahip olabileceği alan adının hali hazırda TTnet‘e ait olan TTnetMuzik.com olması muhtemeldir.

TTnet hiçbir dönemde şarkı satışı yapmayacağını da özellikle belirtiyor. Opsiyonel farklı limitlerde şarkı indirme hakkına sahip ADSL paketleri olabilir ancak ücretli satış olmayacağı söyleniyor.

Ayrıca serviste bir üyelik sistemi olacağını, üye bilgilerinin ADSL üye bilgileri ile aynı olacağını, servis üzerinden indirilecek şarkıların da DRM‘li olacağını ek bilgiler olarak belirtmek istiyorum.

Bu arada TTnet üyelik bilgileri ile aynı site üyeliklerinin kullanılacak olmasını stratejik bir hata olarak görüyorum, ancak bununla ilgili sebeplerimi bir başka yazıda paylaşıyor olacağım.

Sadece Türkçe şarkıların yer alacağı serviste yabancı şarkılar için ise şirketin planları bulunuyormuş. Ancak şu aşamada bu konuda bir açıklama yapılmıyor.

Henüz Webrazzi dışında hiçbir mecrada konuyla ilgili bir açıklama ya da haber görmedim ancak eminim önümüzdeki günlerde güçlü bir lansman gelecektir.

Devamını Oku

TTnet’ten ücretsiz yasal müzik geliyor!

TTnetSon günlerde aldığım önemli duyumlar bugün güvendiğim bir kaynak tarafından netleştiği için paylaşmak istedim. TTnet 2008 yılı başından itibaren belirli paketlere sahip ADSL abonelerine MÜYAP bünyesinde yer alan tüm eserleri ücretsiz indirmeye imkan tanıyor olacakmış.

Konuyla ilgili aldığım farklı duyumlar TTnet‘in bu hakkı limitsiz ADSL ya da 49 YTL üstündeki paketler ile birlikte sunacağını gösteriyor. TTnet‘in bu iki modelden birisi ile sağlayacağı ücretsiz yasal müzik indirme hakkı internet kullanıcılarının yüz binlerce şarkıya kolaylıkla sahip olmalarını sağlayacak.

Çok kesin olmamakla birlikte konuyla ilgili aldığım duyumlar söz konusu işbirliği ile ilgili TTnet‘in MÜYAP‘a $3 milyon ödediği yönünde oldu.

Ülkemizde yasal müzik satışı ile ilgili Power Club ve Doğan Grubu‘na ait Muzi‘nin (artık ekolay.net bünyesinde) girişimleri olmuştu. Power Club yayına girdikten sonra Pepsi ile yapmış olduğu işbirliği ile başarılı olmuş ancak Muzi almış olduğu lisanslarla yarattığı maliyeti satışlarla karşılayamayınca ücretsiz dağıtıma geçmişti. MÜYAP‘ın önceleri Power Club ve Muzi ile yapmış olduğu anlaşmaların her birinin yaklaşık $400 bin seviyesinde olduğu düşünülürse TTnet anlaşmasının oldukça büyük ve önemli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

TTnet‘in benzer bir anlaşmayı video alanında da gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü de duyduğumu belirtmek isterim.

Global internet servis sağlayıcıların dünyada satış stratejilerini ve sunmuş oldukları paket seçeneklerini düşünürsek TTnet‘in Türkiye’de ADSL paketlerini ilerleyen dönemlerde ücretsiz müzik, ücretsiz video hatta IPTV seçenekleri ile sunmayı planladığını kurgulamak çok zor olmuyor.

Konuyla ilgili şirket tarafından henüz yapılmış bir açıklama yok, ancak anlaşmanın ülkemizdeki yasadışı müzik indirme konusunda önemli bir azalmaya sebep olacağı kesin. Ayrıca yasal müzik satışı alanında planları olan şirketler için dikkat edilmesi gerektiği de oldukça önemli.

Devamını Oku

Blograzzi’nin Technorati ile stratejik iş ortaklığı

Blograzzi ve Technoratiİnternet üzerinde benim sahibi ya da ortağı olduğum varlıklar hakkında yazı yazmaktan hoşlanmıyorum ve Webrazzi‘nin objektifliği açısından da çok doğru bulmuyorum. O yüzden Blograzzi‘nin geçtiğimiz günlerde açıklamasını yaptığımız Technorati ile stratejik iş ortaklığını en son ve kısaca ben paylaşmak istedim.

Technorati ile Blograzzi arasında yaklaşık 2 aydır süregelen görüşme trafiği sonucunda stratejik iş ortaklığı gerçekleşti.

Anlaşma kapsamında öncelikle Technorati‘nin API kullanım haklarında Blograzzi için çok önemli avantajlar sağlandı. Bu imkanın sistemimiz için büyük rahatlık sağladığını belirtmeden geçemeyeceğim. İlerleyen dönemlerde Technorati ile gerçekleşecek farklı çalışmaların da tabanını oluşturan bu ortaklık ile ilgili basın bültenimize blog.blograzzi‘den ulaşabilirsiniz.

Bu arada süreçteki en büyük yardımcımızın LinkedIn olduğunu da belirtmeliyim. Aksi takdirde anlaşma sürecinde görevinden ayrılan Technorati‘nin Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı’na ulaşmak bu kadar kolay olamazdı. :)

Dediğim gibi Blograzzi hakkında fazla ballandırarak yazılar yazmak istemiyorum ama Technorati ile bu yönde bir anlaşmanın ne kadar değerli olduğunu pazarı tanıyanlar herhalde tahmin edebilmektedir.

Bu anlaşmanın hepimiz için çok faydalı olacağına inanıyor ve yine hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Devamını Oku

Cember.net’e Avrupalı ortak!

Cember.netŞu anda ismini veremeyeceğim bir Avrupalı yatırım firmasının bir süredir süren görüşmelerini tamamlayarak Cember.net‘in %20-30‘unu aldığına dair ciddi kaynaklardan duyumlar aldım. Cember.net‘in yapılan yatırımdaki değerini bilemiyorum ancak yatırım şirketinin dünyanın en büyük iş networkünün de yatırımcısı olması dikkat çekiyor.

Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmış olmamasına karşılık ilerleyen dönemlerde mutlaka detayları paylaşıyor olacağım.

Devamını Oku

Gayet.net artık sadece Doğan Online’ın!

gayet.netAldığım duyumlara göre OverTeam tarafndan geliştirilen ve bir süre öncesine kadar Doğan Online ile OverTeam ortaklığında yönetilen Gayet.net artık tamamen Doğan Online bünyesine geçti.

Gayet.net‘e giriş yaptığınızda gayet.ekolay.net alan adına yönleniyor olması söz konusu satış sonrasında mı gerçekleşti bilemiyorum ancak artık durum bu şekilde ve servis ekolay.net altından yayında.

Söz konusu satış öncesinde OverTeam‘in serviste bir ortaklığı bulunmaktaydı ancak satış sonrasında tüm servisin Doğan Online sahipliğine geçmesi OverTeam bundan sonra ne yapacak diye düşündürdü.

SiberAlem.comBiraz araştırınca aldığım ayrı bir duyum henüz netleştirmiş olmasamda gelişmenin eksik kalan parçalarını birleştirdi. OverTeam kurucusu ve Genel Müdürü Metin Solmaz zamanında kurduğu ve yönettiği daha sonra 2004 yılında ayrıldığı SiberAlem.com‘u geri almış.

Ülkemizin arkadaşlık siteleri arasında en kârlı konumda olan SiberAlem.com‘a geri dönüşün Gayet.net‘ten çıkışla ilişkisi var mıdır tam bilemiyorum. Ama hareketli bir süreç sonucunda OverTeam ve Metin Solmaz için kazançlı bir değişim olarak görüyorum. Yine de, Doğan Online, Facebook‘un sosyal ağlara bu kadar zarar verdiği dönemde Gayet.net‘in tamamına neden sahip olmak istedi analiz etmek lazım. Diğer taraftan Metin Solmaz eğer duyumlarım doğruysa SiberAlem.com‘un trafiğinin düşüşte olduğu bu dönemde neden söz konusu yatırımı yaptı o da ayrı bir soru.

Gelişmeler olursa ya da bilgilendirme gelirse paylaşıyor olacağım.

GÜNCELLEME: Metin Solmaz tarafından bu yazıya yapılan yorumda SiberAlem.com‘la ilgili bir geri dönüşün ya da alımın söz konusu olmadığı açıklandı.

Devamını Oku

BarCamp’in İlk Meyvesi – “Merhaba Dünya”

Programcılık arka planımdan olsa gerek, Webrazzi’deki ilk yazıma “Merhaba Dünya” diyerek başlamak istiyorum (hiç zor olmadı)

Arda gerçekten Webrazzi ile büyük bir iş başardı; Türkiye’deki internet sektörünü, her ne kadar tam anlamıyla var olmadığını düşünse de , bir araya getirdi ve güzel yazılarıyla bizleri Webrazzi’ye bağladı. Onla yüzyüze tanışmam geçtiğimiz Ekim’de düzenlediğimiz ilk BarCamp İstanbul’a rastlar. Orada kısa bir konuşma ardından misyonlarımızın birbirine çok yakın olduğunu gördüm; ikimiz de bu sektörün gelişmesi için aslınde gerekli tüm elementlerin yerinde olduğuna, ama reaksiyonların, yani sonuca götürecek birlikteliklerin, gerçekleşmesine sebep olacak katalizörlere ihtiyaç duyduğumuza inanıyorduk. Nitekim benim BarCamp İstanbul’u düzenlemekteki amacım da buydu.

Şahsen, BarCamp bana çok faydalı oldu; birçok yeni dostluklar kurdum ve networking imkanı buldum. Bu faydalardan biri de Arda ile tanışmamdır. Arda iş anlaşmaları konusunda açık fikirli ve rahat birisi. Ben de öyle olmaya çalışırım. Bana Webrazzi’de yazar mısın dedi, çok kısa bir konuşmanın ardından ben de kabul ettim. BarCamp olmasa bu birliktelik olur muydu, bilmiyorum.

Türkiye’deki web 2.0′cıların gözünün üzerinde bulunduğu bu blogda yazmaktan gurur duyacağım. Ayrıca Read/WriteWeb‘e yazdığım, dünya çapında 150,000 kişiye ulaşan, ancak asıl ulaştırmak istediğim kitleye ulaştıramadığım yazılar da, bu kanalla sizlerle bulaşacak.

Yapacağımız çok şey var. Önceki yazıda güzel yorumlar bırakan tüm dostlarıma teşekkürler! Gözünüz bizde olsun!

Devamını Oku

Yatırımcı var ama sektör yok!

Geçtiğimiz 3 günde yaptığım 4 toplantıda da görüşme arasında ülkemizde web girişimlerine lokal yatırımcıların ilgisi gündeme geldi. Ancak cümlemi sakın şöyle almayın. “Yatırımcılar mevcut web girişimlerine inanılmaz ilgililer“… Hayır malesef böyle değil…!

Yatırımcılar web girişimlerinde bir fırsat olduğunu biliyorlar ancak şu günlerde sadece sektörü inceliyorlar. Çünkü hiç de haksız olmadıkları bir konu var ki henüz Türkiye’de değer sahibi bir web sektörü oluşmuş değil.

Web girişimi sayısı az, oyuncu sayısı az, odaklanılan alanlar hep aynı, girişimciler bilinçli değil, iş planları yeterli değil, bu alandaki yeni girişimlerde şirketleşme yok, girişimler hayata geçirilirken kısa vade hedefleniyor, fark yaratan modeller yok, gelir modelleri yok, reklam sektörü şeffaf değil  gibi birçok sebep yatırım gerçekleştirmek isteyen ama beklemeyi tercih eden kişi ve kurumların öne sürdüğü gerçekler.

Yatırımcılar tarafından dile getirilen sorunları ben kendi bakış açımla biraz daha genelleyerek irdelemek istiyorum.

  • Belli başlı düzgün web girişimleri var ama sayıları çok yetersiz.
    Son zamanlarda adından çok söz ettiren yeni hangi girişimi gördünüz. Ya da Webrazzi’de tanıtımını yaptığım ve hepimizin ağzını açık bırakan 10 yeni girişim söyleyebilir misiniz?
  • Web girişimlerinin odaklandıkları konular çok kısıtlı hatta sadece popülist alanlara odaklanılıyor.
    Video, arkadaşlık, oyun gibi konuların dışında bir de yeni trend blog servisi açmak. WordPress MU sağolsun.
  • Web girişimleri iş planlarına göre modellenmiyor ve gelir modelleri olmuyor.
    Hatta iş planı nedir denildiğini bile görüyorum. Son dönemlerde 1-2 yıla kadar GittiGidiyor.com ya da Yemeksepeti.com başarısını yakalar diyebileceğiniz girişim duydunuz mu?
  • Birçok girişim reklam gelirini hedefliyor ancak ülkemizdeki reklam sektörü zaten felaket.
    Aynı siteler, aynı reklam modelleri, aynı markalar, aynı reklam ajansları olarak işleyen bir sektör. Yaratıcı pazarlama adı altında bir sürü garip uzun alan adlarına yüklenmiş video siteleri, bir sürü ödüllü markaya özel oyun siteleri, reklam ajansları için yüksek sayfa gösterimi eşittir yüksek gelir olduğu için reklamlara tıklama oranları ve hedef kitle gözetilmeden yayınlanan banner reklamlar. (Bu konu tamamen bir yazı olabilir.)
  • Web girişimlerinin büyük çoğunluğu bireysel çalışmalar ve şirketleşme yok.
    Çünkü birincisi genç girişimcilerin birçoğu bu vizyonla yola çıkmış olmuyor, ikincisi zaten maddi imkansızlıkları şirketleşmeye imkan tanımıyor, üçüncüsü ise ülkemizde şirket kurmak zaten başlı başına bir dert. Şirketinizi kurduğunuzu varsayalım. Bugün bir online ödeme sistemine gereksinim duyan servis hayata geçirmek istediğinizde acaba başvuru yaptığınız bankalarda ne cevap alacaksınız? Ben size hemen yardımcı olayım. Şirketinizin en az 6 aylık işlemi olması gerekiyor. Diyelim ki çok yaratıcı bir e-ticaret modelini hayata geçirmeye hazırlanıyorsunuz, tüm yazılımınız ve iç süreçleriniz de hazır ama öyle hemen çalışmaya başlayamazsınız. Çünkü yeni kurulmuş bir şirket bankalardan online ödeme sistemini öyle hemen alamaz. (Bu da başka bir yazımın konusu olabilir.)

Bu liste böyle uzar gider ama çok daha detaya girmek istemiyorum. Ana fikir olarak şunu söyleyebilirim. Sektörün oluşması ve sürekli olması gerektiğini söylediğimiz yatırım desteğinin gelmesi için yeni, farklı, gelişmiş, bilinçli web girişimleri şart. Bunun yanında girişimcilerin de profesyonel bakış açısı ile yönlendirilmesi kesinlikle gerekiyor.
Aksi takdirde biz daha çok Alexa Türkiye sıralamasından şikayet eder, yazılımcı bulamıyoruz diye söylenir, internetteki kalitesiz Türkçe içerikten bahseder ve zenginin parası ile çenemizi yorarız.

Devamını Oku

Sosyal Ağlarda Fırsat Devam Ediyor mu?

Facebook çılgınlığı tüm Türk internet kullanıcılarını tek bir merkezde toplamaya yaklaşmışken acaba bugünlerde sektöre yeni bir sosyal ağ girişimi sunmak ya da Facebook‘a biraz daha odaklanmak değer yaratır mı dersiniz?

Bu konu şu günlerde üzerinde çalıştığım araştırmanın bir parçası. Belirli bölümlerinden çıkan sonuçları genel anlamıyla paylaşmak istiyorum.

Açıkcası yaklaşık 3 ay öncesinde görüşmelerimde firmalara şunu söylüyordum. Eğer sosyal ağ yatırımı yapacaksanız sakın genel kitleyi hedef alan bir model düşünmeyin. Onun yerine özel ilgi alanlarına odaklanın. Aslında özel ilgi alanlarına odaklanmak ile ilgili önerim 3 aydan çok daha öncesine dayanıyor. Mobile Monday‘in Şubat 2007‘deki toplantısında yaptığım konuşmada bakın ne demişim.

“Özel ilgi alanlarına dönük sosyal ağlarda fırsat var.”

Şubat 2007‘de henüz Facebook ülkemizdeki sosyal ağları bu kadar tehdit etmezken, özel ilgi alanlarına dönük sosyal ağlardaki fırsatı vurgulamıştım. Girişim alanı olarak o zamanda bu günlerde olduğu gibi saf bir alandı ve genel kitleye odaklanmaktan çok daha düşük risklere sahipti.

Bugün Facebook’a hergün katılmakta olan yeni kullanıcı içerideki ortamda fazlasıyla kalabalık oluşturmuşken, kalabalıktan uzak ve kullanıcılarına kendi ilgi alanlarına dönük kaliteli bir ortam sunan sosyal ağlar değer yaratacaktır

Bu durumda evet bugün hala bir fırsat var ancak bu fırsat bahsettiğim yönde modellenmiş sosyal ağlarda gizli. Örnekleme yapmam sanırım çok gerekli değil. Eminim birçok ilgi alanı şimdiden akıllarda yerini almaya başlamıştır.

Peki, Facebook hala fırsat mıdır?

Facebook uygulamalarında fırsat olduğunu söylediğim ve Facebook‘daki Türk internet kullanıcısı sayısını analiz edip tahminlerimi belirttiğim bir yazım vardı. Biraz hatırlamak gerekirse şöyle demiştim.

“Gerçekleştirdiğim çalışmalar şu an için Facebook‘da aktif Türk kullanıcı sayısının yaklaşık 500 bin olduğunu gösteriyor. Burada kullandığım yöntem ülkemizdeki birçok servisin bilinen ya da tahmini aktif kullanıcı sayıları ile Facebook trafiğini farklı kaynaklardan kıyaslamak oldu. Sonrasında Facebook‘un sunduğu ülkelere göre aktif kullanıcı sıralamasını da değerlendirip, her ülke için ayrı ayrı analizler gerçekleştirip servis kapsamındaki aktif Türk kullanıcı sayısına ulaştım.

Konumuza geri dönecek olursak, 500 bin aktif Türk internet kullanıcısı haftalık %3 büyüme gösteren bir servis kapsamında önümüzdeki 6 ay içinde %25 yanılma payını düşersek kötümser bakış açısında 740 bin seviyesine gelecektir.” – 28 Eylül 2007 (Facebook Türk girişimci ve yatırımcılar için fırsat mıdır?)

Facebook‘un Türk basınında yoğun yer alması ve şu günlerde sözü edilen 1 milyon kullanıcı seviyelerini düşünürseniz o dönemlerdeki 500 bin tahminimin doğruluğu sanırım kabul görecektir. Ayrıca kötümser bakış açısıyla 6 ay içinde %25 yanılma payı ile 740 bin kullanıcı tahminimin de bugün tam olarak doğrulandığını görebiliyoruz.

Kısacası Facebook‘daki Türk kullanıcı sayısı tahmin ettiğim gibi inanılmaz boyutlara geldi ve artmaya devam ediyor. Birçok yerli uygulama yapıldı ve çok başarılı olanları da oldu. Facebook‘a uygulama geliştirmek hala fırsattır ancak görünen o ki, Türk kullanıcısı ciddi uygulamaların yanında eğlence merkezli uygulamalara daha çok ilgi gösteriyor. Durum böyle olunca da bu alandaki fırsatı gelire dönüştürmek için kendi gelir modeli olan uygulamalardan başarı yakalamak çok mümkün gözükmüyor. En azından şimdilik. Ancak iki seçenek/model var ki Facebook uygulamalarının girişimcisi için geri dönüşünü sağlayabilir. Bunlardan birincisi tahmin edeceğiniz gibi uygulamaların popülaritesine bağlı olarak sponsor ve reklam potansiyelleri. İkincisi ise biraz daha farklı bir model. Kısaca anlatmak istiyorum.

Facebook uygulaması ile sahip olunan kitlenin tamamen bağımsız bir web sitesi üzerinden tekrar bir ağa dahil edilmesi.

Nasıl?

Örnek olarak Halayperest‘i alalım. Sevgili Alemşah‘ın 41-29 isimli şirketinin yarattığı bir uygulama. Kullanıcılar birbirilerini halaya davet ediyor ve tarihin en uzun halay zinciri kuruluyor. :) Adonomics‘den baktığımızda Halayperest bugüne kadar 177,434 kere yüklenmiş ve günlük 10,646 aktif kullanıcısı var.

Eğer 41-29 başlı başına bağımsız halayperest.com isimli bir web sitesi açarsa ve burada mevcut uygulama kullanıcılarını biraraya getirip eğlenceli bir sosyal ağ devreye alırsa ne olur? Elbette bu sadece bir örnek, eminim yaratıcı ekiplerden çok entresan servis fikirleri ortaya çıkacaktır.

Facebook uygulamaları ile başarı yakalamak ve bu başarıyı farklı iş modellerine bağlamak açısından şu günlerde global pazarlarda da örneklerini görebileceğiniz servisler önemli bir fırsat teşkil ettiği için dikkat edilmesini kesinlikle tavsiye ediyorum.

Devamını Oku

Yazılım alanında insan kaynağı kıtlığı

Bugünlerde kiminle konuşsam yazılım mühendisi bulamamaktan şikayetçi, biz de dahil. (Blograzzi.com için aradığımız kriterlerde .Net yazılım mühendisini bulamadık.) PHP derseniz en rahat bu alanda çalışacak yazılımcılar bulunur dersiniz ama malesef konuştuğum birçok şirket sahibi, girişimci ya da yatırımcı böyle düşünmüyor (yine, ben de dahil). RubyOnRails ve Java konularına girmiyorum bile. Sistem yöneticisinin nasıl bulunamadığını gündeme bile getirmek istemiyorum.

Bu konuda dertli olanlar arasında bir tarafta aradıklarını bulamayanlar var, bir tarafta bulup kısa sürede terkedilenler var, bir tarafta da bulup sonra başına yazılımcısından dolayı gelmeyen kalmamış kişiler var. Projesi çalınan mı istersiniz yoksa yarısında bırakıp giden mi ?

Tanıdığım birkaç yazılımcı arkadaşımla konuştum konuyla ilgili. Durumun neden böyle olduğunu, kendilerinin neler yaptıklarını sordum. Genelde aldığım cevaplar kendi projem üzerinde çalışıyorum, kendi şirketimi kuruyorum (ya da kurdum), özel proje alacak zamanım yok gibi oldu.

Bir diğer tanıdığım grup ise benim bildiğim kadarıyla bir süre öncesine kadar yazılımcı olup, artık bu işleri bıraktığını söyleyenler. Örnek cevaplar genelde şöyle oluyor. “Yok artık yazılım yapmıyorum, proje yönetiyorum.” ya da “Yazılımla uğraşmıyorum, arkadaşlarla çalışıyorum.” gibi…
Bu konu da nerden çıktı diyenler için hemen sebebini belirteyim.

Geçtiğimiz günlerde bir görüşme esnasında bana Türkiye’ye özel elance.com, scriptlance.com ya da getafreelancer.com modeli nasıl olur diye soruldu. Cevabım tam olarak “bol proje, az teklif, müşteri şikayetleri, yarım kalmış işler” şeklinde oldu. Görüştüğüm kişiler neden böyle düşündüğümü sorduklarında anlattım ve bu konuyu Webrazzi‘de de paylaşmak istediğimi söyleyerek izinlerini aldım.

Yazımın girişinde anlattığım mevcut durumda bana katılmayanlar var mıdır bilemiyorum, ama durumun neden böyle olduğunu da kısaca kendi tespitlerimle açıklamak istiyorum.

Öncelikle, gerçekten çok iyi olduğuna inandığım yazılımcı arkadaşlarım ya da tanıdıklarım var. Bu kişiler zaten ya değerli yazılım projelerinde görev almaktalar, ya önemli şirketlerin bilgi işlem departmanlarında çalışmaktalar ya da zaten çoktan kendi şirketlerini kurmuş gerçekten de katma değeri yüksek yazılımlar üretiyorlar. Hepsinin de ortak yönü ülkemizde şu günlerde geliştirilmesi planlanan web projelerinin/girişimlerinin yüzüne bakmamaları. Bazıları daha proje detayını duymadan sadece web projesi olduğu için bile geri çevirebiliyor.

Bu grupların dışında bir de zaten hali hazırda ülkemizin popüler ve kaliteli altyapıya sahip web girişimlerinde çalışan yazılımcı arkadaşlarımız var. Onlara da zaten çalıştıkları şirketler öylesine sıkı sıkıya sarılmış ki hem kendileri hallerinden memnunlar ve dışarıdaki projelere bakmıyorlar, hem de zaten şirket öylesine bir iş yükü vermiş ki isteselerde zamanları olmuyor.

Durum böyle olunca zaten az olan bilgili, tecrübeli ve etik yazılımcı sayısı felaket seviyelere inmiş oluyor.

Bu arada hatırlatmak isterim. Söz konusu freelance servisler üzerinde hizmet sağlayan Türk yazılımcılar hali hazırda mevcut. Onların binlerce katı kadar da inanılmaz düşük ücretlere hizmet sağlayan Hindistan, Pakistan merkezli yazılımcılar ve şirketler bulunabiliyor.

Ana fikir sanırım ortaya çıkmıştır. Şimdi ben bir soru sormak istiyorum. Söylediklerime katılmayan ve sözü edilen freelance servis modellerini ülkemizde hayata geçirip başarı elde edebileceğini düşünen var mı?

NOT: Eğer bu yazımı okuyup “Sizin benden haberiniz yok galiba?” diyen yazılımcı arkadaşlarımız varsa lütfen Webrazzi Forum‘da açtığım “Freelancer” bölümüne kendilerini ekleyebilirler mi? İletişime geçen çok olacak emin olabilirler :)

Devamını Oku

Alexa Türkçe sıralaması bize ne söylüyor?

Alexa istatistikleri ne zaman gündeme gelse çoğu zaman doğruluğu tartışma yaratır ve konu uzar gider. Ancak her zaman söylediğim birşey vardır ki sonuçta ülkemizde TTNet internet verilerini bu yönde sağlayan bir servisi hizmete sokmadığı sürece, bu kadar çok katılımla bize yine doğruya en yakın değerleri sunan servis Alexa‘dır. En azından aşağı yukarı fikir edinmemiz açısından kabul görmelidir diyebilirim.

Sözü fazla uzatmadan konuya girmem gerekirse, bu yazımının ana sebebi Alexa Tükçe sıralamasında çok kısa bir süre öncesine kadar Google Türkiye‘den sonra ikinci sırada yer alan MyNet‘in önce bu yerini Hurriyet.com.tr‘ye bugünlerde de Milliyet.com.tr‘ye kaptırması oldu. Aslında şöyle söylemek daha doğru olacak Milliyet.com.tr listede ikinciliği alırken, Hurriyet.com.tr üçüncü ve Mynet dördüncülüğe geriledi.

Durumu görünce merak edip acaba Milliyet.com.tr ana sayfasına galeri bölümü gibi bir ekleme mi yaptı diye baktım. Bir ölçüde düşüncem doğrulandı. Milliyet.com.tr ana sayfasında yeterince magazin içerikli haber dikkatimi çekti. Ancak Alexa bu aşamada bana farklı bir değer sundu.

Alexa‘ya göre Milliyet.com.tr ve Hurriyet.com.tr sitelerinin trafik dağılımları şu şekilde:

Alexa trafik

Tablodan da görülebileceği gibi Milliyet.com.tr ana sayfası sitenin tüm trafiğinin %88‘ine sahip. Hurriyet.com.tr‘de ise ana sayfa (haber sayfaları) trafiğin sadece %28‘ini sağlarken, fotogaleri.hurriyet.com.tr ve fotoanaliz.hurriyet.com.tr bölümleri toplamda sitenin trafiğinin %42‘sini sağlıyor. Bu toplama kelebekgaleri.hurriyet.com.tr‘yi de eklersek toplam %60 oluyor.

Bu noktada Türk internet kullanıcısının fotoğraflara olan ilgisini daha doğrusu galerilere olan ilgisini görebiliyoruz. Ancak şimdi diyeceksiniz ki, Milliyet.com.tr‘de galeri bölümleri sadece %1… Doğru! İlk bakışta Milliyet.com.tr‘nin okuyucu kitlesinin okuyucu olduğunu izleyici ya da seyredici olmadığını bu tablolara göre düşünebilirsiniz. Ancak Milliyet.com.tr‘nin adres yapısı bize aslında Alexa‘nın burada birşeyin farkında olmadığını gösteriyor.

Çünkü, Milliyet.com.tr, galeri.milliyet.com.tr adresini sadece galeri bölümüne giriş için kullanıyor. Galeri içerikleri için tekrar milliyet.com.tr/content/galeri yapısına geçiyor. Yani, trafik milliyet.com.tr için sayılıyor bizde bunu Alexa’dan ana sayfa (haber sayfaları) trafiği gibi görüyoruz.

Peki, acaba MyNet‘in galeri bölümü yok mu, onlar neden bu trafiği kaybedip yerini Türkiye’nin en büyük gazetelerinin web sitelerine bıraktı dersiniz?

Şöyle, MyNet bildiğiniz üzere bir süre önce Fotodak.com isimli bir servisi bünyesine alıp foto.mynet.com adresi üzerinden fotoğraf paylaşım servisi sağlamaya başlamıştı. Her ne kadar MyNet ana sayfasında “Foto” başlıklı bir sekme yer alıyor olsa da, içeriği benim incelediğim dönemlerde manzara resimlerine ağırlık veriyor olduğu için elbette gazete web sitelerimiz kadar etkili bir galeri sağlayamamış oluyor.

Kısacası, bu duruma ağlamak mı lazım gülmek mi bilemiyorum ama çok kısa ve genel olarak yaptığım bu araştırma bana ülkemizde galerin mi var trafiğin var dedirtti.

Dediğim gibi çok genel ve fazla detaylara inmediğim bir analiz olduğu için fikirler ve örneklemeleri duymak isterim.

Sizce önümüzdeki 6 ayda Alexa Türkçe listesinde ilk 5′de bir değişim olur mu, süprizler ve ilk 10′a yeni katılımcılar bekleyebilir miyiz?

NOT: Bu arada dikkatten kaçmış olabilir diye hatırlatmak isterim, TTNet‘e bu yönde bir istatistik servisi girişim fikri ile gidilmesi ülkemizin Hitwise‘ını yaratmak için hem çok değerli hem de çok başarılı bir iş modeli olacaktır. Yatırımcı ve girişimcilerin düşünmesinde fayda olabilir.

Devamını Oku


©2006-2011 Webrazzi
68 queries. 0,540 seconds. v2