Programcılık arka planımdan olsa gerek, Webrazzi’deki ilk yazıma “Merhaba Dünya” diyerek baÅŸlamak istiyorum (hiç zor olmadı)
Arda gerçekten Webrazzi ile büyük bir iÅŸ baÅŸardı; Türkiye’deki internet sektörünü, her ne kadar tam anlamıyla var olmadığını düşünse de , bir araya getirdi ve güzel yazılarıyla bizleri Webrazzi’ye baÄŸladı. Onla yüzyüze tanışmam geçtiÄŸimiz Ekim’de düzenlediÄŸimiz ilk BarCamp İstanbul’a rastlar. Orada kısa bir konuÅŸma ardından misyonlarımızın birbirine çok yakın olduÄŸunu gördüm; ikimiz de bu sektörün geliÅŸmesi için aslınde gerekli tüm elementlerin yerinde olduÄŸuna, ama reaksiyonların, yani sonuca götürecek birlikteliklerin, gerçekleÅŸmesine sebep olacak katalizörlere ihtiyaç duyduÄŸumuza inanıyorduk. Nitekim benim BarCamp İstanbul’u düzenlemekteki amacım da buydu.
Åžahsen, BarCamp bana çok faydalı oldu; birçok yeni dostluklar kurdum ve networking imkanı buldum. Bu faydalardan biri de Arda ile tanışmamdır. Arda iÅŸ anlaÅŸmaları konusunda açık fikirli ve rahat birisi. Ben de öyle olmaya çalışırım. Bana Webrazzi’de yazar mısın dedi, çok kısa bir konuÅŸmanın ardından ben de kabul ettim. BarCamp olmasa bu birliktelik olur muydu, bilmiyorum.
Türkiye’deki web 2.0′cıların gözünün üzerinde bulunduÄŸu bu blogda yazmaktan gurur duyacağım. Ayrıca Read/WriteWeb‘e yazdığım, dünya çapında 150,000 kiÅŸiye ulaÅŸan, ancak asıl ulaÅŸtırmak istediÄŸim kitleye ulaÅŸtıramadığım yazılar da, bu kanalla sizlerle bulaÅŸacak.
Yapacağımız çok şey var. Önceki yazıda güzel yorumlar bırakan tüm dostlarıma teşekkürler! Gözünüz bizde olsun!
GeçtiÄŸimiz 3 günde yaptığım 4 toplantıda da görüşme arasında ülkemizde web giriÅŸimlerine lokal yatırımcıların ilgisi gündeme geldi. Ancak cümlemi sakın şöyle almayın. “Yatırımcılar mevcut web giriÅŸimlerine inanılmaz ilgililer“… Hayır malesef böyle deÄŸil…!
Yatırımcılar web giriÅŸimlerinde bir fırsat olduÄŸunu biliyorlar ancak ÅŸu günlerde sadece sektörü inceliyorlar. Çünkü hiç de haksız olmadıkları bir konu var ki henüz Türkiye’de deÄŸer sahibi bir web sektörü oluÅŸmuÅŸ deÄŸil.
Web girişimi sayısı az, oyuncu sayısı az, odaklanılan alanlar hep aynı, girişimciler bilinçli değil, iş planları yeterli değil, bu alandaki yeni girişimlerde şirketleşme yok, girişimler hayata geçirilirken kısa vade hedefleniyor, fark yaratan modeller yok, gelir modelleri yok, reklam sektörü şeffaf değil gibi birçok sebep yatırım gerçekleştirmek isteyen ama beklemeyi tercih eden kişi ve kurumların öne sürdüğü gerçekler.
Yatırımcılar tarafından dile getirilen sorunları ben kendi bakış açımla biraz daha genelleyerek irdelemek istiyorum.
- Belli başlı düzgün web girişimleri var ama sayıları çok yetersiz.
Son zamanlarda adından çok söz ettiren yeni hangi giriÅŸimi gördünüz. Ya da Webrazzi’de tanıtımını yaptığım ve hepimizin aÄŸzını açık bırakan 10 yeni giriÅŸim söyleyebilir misiniz? - Web giriÅŸimlerinin odaklandıkları konular çok kısıtlı hatta sadece popülist alanlara odaklanılıyor.
Video, arkadaşlık, oyun gibi konuların dışında bir de yeni trend blog servisi açmak. Wordpress MU sağolsun. - Web girişimleri iş planlarına göre modellenmiyor ve gelir modelleri olmuyor.
Hatta iş planı nedir denildiğini bile görüyorum. Son dönemlerde 1-2 yıla kadar GittiGidiyor.com ya da Yemeksepeti.com başarısını yakalar diyebileceğiniz girişim duydunuz mu? - Birçok girişim reklam gelirini hedefliyor ancak ülkemizdeki reklam sektörü zaten felaket.
Aynı siteler, aynı reklam modelleri, aynı markalar, aynı reklam ajansları olarak işleyen bir sektör. Yaratıcı pazarlama adı altında bir sürü garip uzun alan adlarına yüklenmiş video siteleri, bir sürü ödüllü markaya özel oyun siteleri, reklam ajansları için yüksek sayfa gösterimi eşittir yüksek gelir olduğu için reklamlara tıklama oranları ve hedef kitle gözetilmeden yayınlanan banner reklamlar. (Bu konu tamamen bir yazı olabilir.) - Web girişimlerinin büyük çoğunluğu bireysel çalışmalar ve şirketleşme yok.
Çünkü birincisi genç girişimcilerin birçoğu bu vizyonla yola çıkmış olmuyor, ikincisi zaten maddi imkansızlıkları şirketleşmeye imkan tanımıyor, üçüncüsü ise ülkemizde şirket kurmak zaten başlı başına bir dert. Şirketinizi kurduğunuzu varsayalım. Bugün bir online ödeme sistemine gereksinim duyan servis hayata geçirmek istediğinizde acaba başvuru yaptığınız bankalarda ne cevap alacaksınız? Ben size hemen yardımcı olayım. Şirketinizin en az 6 aylık işlemi olması gerekiyor. Diyelim ki çok yaratıcı bir e-ticaret modelini hayata geçirmeye hazırlanıyorsunuz, tüm yazılımınız ve iç süreçleriniz de hazır ama öyle hemen çalışmaya başlayamazsınız. Çünkü yeni kurulmuş bir şirket bankalardan online ödeme sistemini öyle hemen alamaz. (Bu da başka bir yazımın konusu olabilir.)
Bu liste böyle uzar gider ama çok daha detaya girmek istemiyorum. Ana fikir olarak şunu söyleyebilirim. Sektörün oluşması ve sürekli olması gerektiğini söylediğimiz yatırım desteğinin gelmesi için yeni, farklı, gelişmiş, bilinçli web girişimleri şart. Bunun yanında girişimcilerin de profesyonel bakış açısı ile yönlendirilmesi kesinlikle gerekiyor.
Aksi takdirde biz daha çok Alexa Türkiye sıralamasından şikayet eder, yazılımcı bulamıyoruz diye söylenir, internetteki kalitesiz Türkçe içerikten bahseder ve zenginin parası ile çenemizi yorarız.
Sosyal ağlarda fırsat devam ediyor mu?
15 Kasım 2007 | Sosyal AÄŸlar, Fırsatlar, Analiz | 14 YorumFacebook çılgınlığı tüm Türk internet kullanıcılarını tek bir merkezde toplamaya yaklaÅŸmışken acaba bugünlerde sektöre yeni bir sosyal aÄŸ giriÅŸimi sunmak ya da Facebook‘a biraz daha odaklanmak deÄŸer yaratır mı dersiniz?
Bu konu şu günlerde üzerinde çalıştığım araştırmanın bir parçası. Belirli bölümlerinden çıkan sonuçları genel anlamıyla paylaşmak istiyorum.
Açıkcası yaklaşık 3 ay öncesinde görüşmelerimde firmalara ÅŸunu söylüyordum. EÄŸer sosyal aÄŸ yatırımı yapacaksanız sakın genel kitleyi hedef alan bir model düşünmeyin. Onun yerine özel ilgi alanlarına odaklanın. Aslında özel ilgi alanlarına odaklanmak ile ilgili önerim 3 aydan çok daha öncesine dayanıyor. Mobile Monday‘in Åžubat 2007‘deki toplantısında yaptığım konuÅŸmada bakın ne demiÅŸim.
“Özel ilgi alanlarına dönük sosyal aÄŸlarda fırsat var.”
Åžubat 2007‘de henüz Facebook ülkemizdeki sosyal aÄŸları bu kadar tehdit etmezken, özel ilgi alanlarına dönük sosyal aÄŸlardaki fırsatı vurgulamıştım. GiriÅŸim alanı olarak o zamanda bu günlerde olduÄŸu gibi saf bir alandı ve genel kitleye odaklanmaktan çok daha düşük risklere sahipti.
Bugün Facebook’a hergün katılmakta olan yeni kullanıcı içerideki ortamda fazlasıyla kalabalık oluÅŸturmuÅŸken, kalabalıktan uzak ve kullanıcılarına kendi ilgi alanlarına dönük kaliteli bir ortam sunan sosyal aÄŸlar deÄŸer yaratacaktır
Bu durumda evet bugün hala bir fırsat var ancak bu fırsat bahsettiğim yönde modellenmiş sosyal ağlarda gizli. Örnekleme yapmam sanırım çok gerekli değil. Eminim birçok ilgi alanı şimdiden akıllarda yerini almaya başlamıştır.
Peki, Facebook hala fırsat mıdır?
Facebook uygulamalarında fırsat olduÄŸunu söylediÄŸim ve Facebook‘daki Türk internet kullanıcısı sayısını analiz edip tahminlerimi belirttiÄŸim bir yazım vardı. Biraz hatırlamak gerekirse şöyle demiÅŸtim.
“GerçekleÅŸtirdiÄŸim çalışmalar ÅŸu an için Facebook‘da aktif Türk kullanıcı sayısının yaklaşık 500 bin olduÄŸunu gösteriyor. Burada kullandığım yöntem ülkemizdeki birçok servisin bilinen ya da tahmini aktif kullanıcı sayıları ile Facebook trafiÄŸini farklı kaynaklardan kıyaslamak oldu. Sonrasında Facebook‘un sunduÄŸu ülkelere göre aktif kullanıcı sıralamasını da deÄŸerlendirip, her ülke için ayrı ayrı analizler gerçekleÅŸtirip servis kapsamındaki aktif Türk kullanıcı sayısına ulaÅŸtım.
Konumuza geri dönecek olursak, 500 bin aktif Türk internet kullanıcısı haftalık %3 büyüme gösteren bir servis kapsamında önümüzdeki 6 ay içinde %25 yanılma payını düşersek kötümser bakış açısında 740 bin seviyesine gelecektir.” - 28 Eylül 2007 (Facebook Türk giriÅŸimci ve yatırımcılar için fırsat mıdır?)
Facebook‘un Türk basınında yoÄŸun yer alması ve ÅŸu günlerde sözü edilen 1 milyon kullanıcı seviyelerini düşünürseniz o dönemlerdeki 500 bin tahminimin doÄŸruluÄŸu sanırım kabul görecektir. Ayrıca kötümser bakış açısıyla 6 ay içinde %25 yanılma payı ile 740 bin kullanıcı tahminimin de bugün tam olarak doÄŸrulandığını görebiliyoruz.
Kısacası Facebook‘daki Türk kullanıcı sayısı tahmin ettiÄŸim gibi inanılmaz boyutlara geldi ve artmaya devam ediyor. Birçok yerli uygulama yapıldı ve çok baÅŸarılı olanları da oldu. Facebook‘a uygulama geliÅŸtirmek hala fırsattır ancak görünen o ki, Türk kullanıcısı ciddi uygulamaların yanında eÄŸlence merkezli uygulamalara daha çok ilgi gösteriyor. Durum böyle olunca da bu alandaki fırsatı gelire dönüştürmek için kendi gelir modeli olan uygulamalardan baÅŸarı yakalamak çok mümkün gözükmüyor. En azından ÅŸimdilik. Ancak iki seçenek/model var ki Facebook uygulamalarının giriÅŸimcisi için geri dönüşünü saÄŸlayabilir. Bunlardan birincisi tahmin edeceÄŸiniz gibi uygulamaların popülaritesine baÄŸlı olarak sponsor ve reklam potansiyelleri. İkincisi ise biraz daha farklı bir model. Kısaca anlatmak istiyorum.
Facebook uygulaması ile sahip olunan kitlenin tamamen bağımsız bir web sitesi üzerinden tekrar bir ağa dahil edilmesi.
Nasıl?
Örnek olarak Halayperest‘i alalım. Sevgili AlemÅŸah‘ın 41-29 isimli ÅŸirketinin yarattığı bir uygulama. Kullanıcılar birbirilerini halaya davet ediyor ve tarihin en uzun halay zinciri kuruluyor.
Adonomics‘den baktığımızda Halayperest bugüne kadar 177,434 kere yüklenmiÅŸ ve günlük 10,646 aktif kullanıcısı var.
Eğer 41-29 başlı başına bağımsız halayperest.com isimli bir web sitesi açarsa ve burada mevcut uygulama kullanıcılarını biraraya getirip eğlenceli bir sosyal ağ devreye alırsa ne olur? Elbette bu sadece bir örnek, eminim yaratıcı ekiplerden çok entresan servis fikirleri ortaya çıkacaktır.
Facebook uygulamaları ile başarı yakalamak ve bu başarıyı farklı iş modellerine bağlamak açısından şu günlerde global pazarlarda da örneklerini görebileceğiniz servisler önemli bir fırsat teşkil ettiği için dikkat edilmesini kesinlikle tavsiye ediyorum.
Bugünlerde kiminle konuşsam yazılım mühendisi bulamamaktan şikayetçi, biz de dahil. (Blograzzi.com için aradığımız kriterlerde .Net yazılım mühendisini bulamadık.) PHP derseniz en rahat bu alanda çalışacak yazılımcılar bulunur dersiniz ama malesef konuştuğum birçok şirket sahibi, girişimci ya da yatırımcı böyle düşünmüyor (yine, ben de dahil). RubyOnRails ve Java konularına girmiyorum bile. Sistem yöneticisinin nasıl bulunamadığını gündeme bile getirmek istemiyorum.
Bu konuda dertli olanlar arasında bir tarafta aradıklarını bulamayanlar var, bir tarafta bulup kısa sürede terkedilenler var, bir tarafta da bulup sonra başına yazılımcısından dolayı gelmeyen kalmamış kişiler var. Projesi çalınan mı istersiniz yoksa yarısında bırakıp giden mi ?
Tanıdığım birkaç yazılımcı arkadaşımla konuştum konuyla ilgili. Durumun neden böyle olduğunu, kendilerinin neler yaptıklarını sordum. Genelde aldığım cevaplar kendi projem üzerinde çalışıyorum, kendi şirketimi kuruyorum (ya da kurdum), özel proje alacak zamanım yok gibi oldu.
Bir diÄŸer tanıdığım grup ise benim bildiÄŸim kadarıyla bir süre öncesine kadar yazılımcı olup, artık bu iÅŸleri bıraktığını söyleyenler. Örnek cevaplar genelde şöyle oluyor. “Yok artık yazılım yapmıyorum, proje yönetiyorum.” ya da “Yazılımla uÄŸraÅŸmıyorum, arkadaÅŸlarla çalışıyorum.” gibi…
Bu konu da nerden çıktı diyenler için hemen sebebini belirteyim.
GeçtiÄŸimiz günlerde bir görüşme esnasında bana Türkiye’ye özel elance.com, scriptlance.com ya da getafreelancer.com modeli nasıl olur diye soruldu. Cevabım tam olarak “bol proje, az teklif, müşteri ÅŸikayetleri, yarım kalmış iÅŸler” ÅŸeklinde oldu. Görüştüğüm kiÅŸiler neden böyle düşündüğümü sorduklarında anlattım ve bu konuyu Webrazzi‘de de paylaÅŸmak istediÄŸimi söyleyerek izinlerini aldım.
Yazımın girişinde anlattığım mevcut durumda bana katılmayanlar var mıdır bilemiyorum, ama durumun neden böyle olduğunu da kısaca kendi tespitlerimle açıklamak istiyorum.
Öncelikle, gerçekten çok iyi olduğuna inandığım yazılımcı arkadaşlarım ya da tanıdıklarım var. Bu kişiler zaten ya değerli yazılım projelerinde görev almaktalar, ya önemli şirketlerin bilgi işlem departmanlarında çalışmaktalar ya da zaten çoktan kendi şirketlerini kurmuş gerçekten de katma değeri yüksek yazılımlar üretiyorlar. Hepsinin de ortak yönü ülkemizde şu günlerde geliştirilmesi planlanan web projelerinin/girişimlerinin yüzüne bakmamaları. Bazıları daha proje detayını duymadan sadece web projesi olduğu için bile geri çevirebiliyor.
Bu grupların dışında bir de zaten hali hazırda ülkemizin popüler ve kaliteli altyapıya sahip web girişimlerinde çalışan yazılımcı arkadaşlarımız var. Onlara da zaten çalıştıkları şirketler öylesine sıkı sıkıya sarılmış ki hem kendileri hallerinden memnunlar ve dışarıdaki projelere bakmıyorlar, hem de zaten şirket öylesine bir iş yükü vermiş ki isteselerde zamanları olmuyor.
Durum böyle olunca zaten az olan bilgili, tecrübeli ve etik yazılımcı sayısı felaket seviyelere inmiş oluyor.
Bu arada hatırlatmak isterim. Söz konusu freelance servisler üzerinde hizmet sağlayan Türk yazılımcılar hali hazırda mevcut. Onların binlerce katı kadar da inanılmaz düşük ücretlere hizmet sağlayan Hindistan, Pakistan merkezli yazılımcılar ve şirketler bulunabiliyor.
Ana fikir sanırım ortaya çıkmıştır. Şimdi ben bir soru sormak istiyorum. Söylediklerime katılmayan ve sözü edilen freelance servis modellerini ülkemizde hayata geçirip başarı elde edebileceğini düşünen var mı?
NOT: EÄŸer bu yazımı okuyup “Sizin benden haberiniz yok galiba?” diyen yazılımcı arkadaÅŸlarımız varsa lütfen Webrazzi Forum‘da açtığım “Freelancer” bölümüne kendilerini ekleyebilirler mi? İletiÅŸime geçen çok olacak emin olabilirler ![]()
Alexa istatistikleri ne zaman gündeme gelse çoÄŸu zaman doÄŸruluÄŸu tartışma yaratır ve konu uzar gider. Ancak her zaman söylediÄŸim birÅŸey vardır ki sonuçta ülkemizde TTNet internet verilerini bu yönde saÄŸlayan bir servisi hizmete sokmadığı sürece, bu kadar çok katılımla bize yine doÄŸruya en yakın deÄŸerleri sunan servis Alexa‘dır. En azından aÅŸağı yukarı fikir edinmemiz açısından kabul görmelidir diyebilirim.
Sözü fazla uzatmadan konuya girmem gerekirse, bu yazımının ana sebebi Alexa Tükçe sıralamasında çok kısa bir süre öncesine kadar Google Türkiye‘den sonra ikinci sırada yer alan MyNet‘in önce bu yerini Hurriyet.com.tr‘ye bugünlerde de Milliyet.com.tr‘ye kaptırması oldu. Aslında şöyle söylemek daha doÄŸru olacak Milliyet.com.tr listede ikinciliÄŸi alırken, Hurriyet.com.tr üçüncü ve Mynet dördüncülüğe geriledi.
Durumu görünce merak edip acaba Milliyet.com.tr ana sayfasına galeri bölümü gibi bir ekleme mi yaptı diye baktım. Bir ölçüde düşüncem doğrulandı. Milliyet.com.tr ana sayfasında yeterince magazin içerikli haber dikkatimi çekti. Ancak Alexa bu aşamada bana farklı bir değer sundu.
Alexa‘ya göre Milliyet.com.tr ve Hurriyet.com.tr sitelerinin trafik dağılımları ÅŸu ÅŸekilde:
Tablodan da görülebileceÄŸi gibi Milliyet.com.tr ana sayfası sitenin tüm trafiÄŸinin %88‘ine sahip. Hurriyet.com.tr‘de ise ana sayfa (haber sayfaları) trafiÄŸin sadece %28‘ini saÄŸlarken, fotogaleri.hurriyet.com.tr ve fotoanaliz.hurriyet.com.tr bölümleri toplamda sitenin trafiÄŸinin %42’sini saÄŸlıyor. Bu toplama kelebekgaleri.hurriyet.com.tr‘yi de eklersek toplam %60 oluyor.
Bu noktada Türk internet kullanıcısının fotoÄŸraflara olan ilgisini daha doÄŸrusu galerilere olan ilgisini görebiliyoruz. Ancak ÅŸimdi diyeceksiniz ki, Milliyet.com.tr‘de galeri bölümleri sadece %1… DoÄŸru! İlk bakışta Milliyet.com.tr‘nin okuyucu kitlesinin okuyucu olduÄŸunu izleyici ya da seyredici olmadığını bu tablolara göre düşünebilirsiniz. Ancak Milliyet.com.tr‘nin adres yapısı bize aslında Alexa‘nın burada birÅŸeyin farkında olmadığını gösteriyor.
Çünkü, Milliyet.com.tr, galeri.milliyet.com.tr adresini sadece galeri bölümüne giriÅŸ için kullanıyor. Galeri içerikleri için tekrar milliyet.com.tr/content/galeri yapısına geçiyor. Yani, trafik milliyet.com.tr için sayılıyor bizde bunu Alexa’dan ana sayfa (haber sayfaları) trafiÄŸi gibi görüyoruz.
Peki, acaba MyNet‘in galeri bölümü yok mu, onlar neden bu trafiÄŸi kaybedip yerini Türkiye’nin en büyük gazetelerinin web sitelerine bıraktı dersiniz?
Şöyle, MyNet bildiÄŸiniz üzere bir süre önce Fotodak.com isimli bir servisi bünyesine alıp foto.mynet.com adresi üzerinden fotoÄŸraf paylaşım servisi saÄŸlamaya baÅŸlamıştı. Her ne kadar MyNet ana sayfasında “Foto” baÅŸlıklı bir sekme yer alıyor olsa da, içeriÄŸi benim incelediÄŸim dönemlerde manzara resimlerine ağırlık veriyor olduÄŸu için elbette gazete web sitelerimiz kadar etkili bir galeri saÄŸlayamamış oluyor.
Kısacası, bu duruma ağlamak mı lazım gülmek mi bilemiyorum ama çok kısa ve genel olarak yaptığım bu araştırma bana ülkemizde galerin mi var trafiğin var dedirtti.
Dediğim gibi çok genel ve fazla detaylara inmediğim bir analiz olduğu için fikirler ve örneklemeleri duymak isterim.
Sizce önümüzdeki 6 ayda Alexa Türkçe listesinde ilk 5′de bir deÄŸiÅŸim olur mu, süprizler ve ilk 10′a yeni katılımcılar bekleyebilir miyiz?
NOT: Bu arada dikkatten kaçmış olabilir diye hatırlatmak isterim, TTNet‘e bu yönde bir istatistik servisi giriÅŸim fikri ile gidilmesi ülkemizin Hitwise‘ını yaratmak için hem çok deÄŸerli hem de çok baÅŸarılı bir iÅŸ modeli olacaktır. Yatırımcı ve giriÅŸimcilerin düşünmesinde fayda olabilir.
© 2006-2008 Arda Kutsal

