Sevgili üst düzey yönetici! Tumblr seni çağırıyor!

Bir şey hayal edelim. Hem çok işinize yarayacak, her gün kullanacaksınız; hem de o kadar sade olacak ki, sahip olduğu bütün özelliklere hakim olabilecek ve bu özellikleri kullanmak isteyeceksiniz. Bununla birlikte bu şey her gün yenilenecek ve sizin istekleriniz doğrultusunda kendini geliştirmeye devam edecek. Ne hayal ettiğinizi, aklınıza nelerin geldiğini gerçekten çok merak ediyorum.

Fakat benim aklıma son versiyon geliştirmelerinden sonra sadece Tumblr geliyor. “Şey” kelimesini özellikle seçmemin nedeni de, bu özelliklere sahip bir “şey“i sadece internet üzerinde değil; hayatın her alanında aramamdı.

Her zaman olduğu gibi aslında yine yepyeni bir fikirle değil, elimizin altında; gözümüzün önünde olan bir fikrin farklı bir sunumuyla karşı karşıyayız. Tumblr sizlere blog kavramının fast-food hali diye nitelendirebileceğimiz, mikro-blog ya da kendi tabirleriyle Tumblelog‘u sunuyor. Blog tutmayı daha eğlenceli hale getirebileceğini vaad etmesinin yanında, uyum içinde çalıştığı Technorati, Google, vb.. sistemlerle de en hızlı ve verimli iletişimi sunacaklarını garanti ediyor.

Kendilerinin de tanıtımlarında vurguladıkları gibi 10 saniye içinde hatta çok daha kısa bir sürede bir blog’unuz oluyor ve bu blog’a yani web alanına sahip olduktan sonra sizi bekleyen hiç bir zorluk yok. Kullanım kolaylığı açısından WordPress, Blogger ya da Typepad‘den keskin bir çizgiyle ayırıyor kendini. Bir sub-domain(alanadı.tumblr.com) olarak kullanıldığı gibi aynı zamanda kendi alan adınız(alanadı.com) altında da çalıştırabiliyorsunuz.

Flickr, Twitter, Digg, Del.ici.ous, vb.. tüm uygulamaların en güzel özelliklerini bir arada sunan bir blog sistemi; beni çok kısa süre içinde kendine bağladı ve gerçekten tüm isteklerimi karşılayacağına inandıran sistem tüm içerik düzenleyicileriyle uyum içinde çalışmayı ve kendi açık API’leri sayesinde trafiğini alternetif kullanımlarla katlamayı hedefliyor.

Kısaca Tumblelogger olduğunuz anda sistemin size sunacaklarını karışık bir şekilde sıralamak istiyorum. Dashboard sistemiyle çalışan sistemde çok fazla zaman kaybetmeyeceksiniz, arkadaşlarınızı ve diğer Tumblelogger‘ları takip etmeniz çok kolay olacak; istediğiniz zaman takip listenize yeni mikro-blogger‘lar ekleyebilecek ve kimin sizi takip ettiğini göreceksiniz ve bunları yaparken; “Re-Blog” tuşuyla tanışacak ve gördüğünüz içeriği tekrar kendi blog’unuzda paylaşacaksınız.

Çeşitli konularda gizli ya da genel guruplar kurabilecek bu guruplarla ortak paylaşımlarda bulunabileceksiniz. Şimdiye kadar hiç bir blog sisteminde yakalanamayan mobil yeniliklerden maksimum şekilde faydalanacaksınız. Tumblr ana sayfası üzerindeki Tumblr Radar sayesinde tüm kullanıcıların son paylaşımlarını takip edebilecek, inanılmaz bir görselliğe sahip olan arşivi sayesinde kendinizin ve tüm diğer blogger‘ların içeriklerine göz atabileceksiniz… Sistemin içinde daha çok büyük yenilikler ve kullanım kolaylığı var, listeyi dakikalarca daha sürdürebilirdim. (devamını buradan inceleyin)

Bu kadar yeniliğin ve bu kadar kolaylığın dünyada gördüğü karşılık, ülkemizdeki tiz yankısına oranla çok daha fazla yüksek. Şu anda 180.000 kullanıcısı var ve her ay ortalama 17.000 kullanıcı sisteme dahil oluyor. Büyüme ivmesini katlı olarak arttıracağını düşündüğüm sistem 2008 yılı sonlarındaki hedefi 1 milyon kullanıcıya çok kolay bir şekilde ulaşacak. 180.000 kullanıcı günlük olarak ortalama 43.000 içerik yolluyorlar. İşte bu veri biraz etkileyici, çünkü 2,3 milyon WordPress kullanıcısının günlük ortalaması yalnızca 106.000.

Mikro-blogging konusunda şu ana kadar karşısında bir rakip olduğuna ve uzun zaman çıkabileceğine inanmıyorum. (secondbrain, soup.io rakip olarak anılıyor) Ayrıca çok yakında çok büyük bir teklif alacağını düşündüğüm şirketin şu ana kadar aldığı yatırım sadece 750.000$. Çeşitli röportajlarından takip ettiğim 21 yaşındaki yaratıcısı David Karp sektörün yeni yıldızı olacak, karşımıza çok başka yenilikçi fikirlerle çıkacak.

Bakalım blogger olmak buraya tıkladıktan sonra kaç saniye sürecek? Bu arada ben de en yakın zamanda kişisel blog’umda kesinlikle bu alt yapıya geçeceğim. : )

Not: Bu yazı sevgili Murat Buyurgan‘ın bir sohbetimizdeki -Türkiye’de üst düzey yöneticilerin blog tutmadığı- izlenimine ithafen yazılmıştır. Tabii ki üstüne alınmak isteyen üst düzey yöneticilerimiz de aramızda olabilir. : )

Devamını Oku

AliBaba.com’a erişim engellendi

AliBaba.comAliBaba.com nedir diye soranlar olabilir. Dünyanın en büyük e-ticaret platformlarından birisidir. Çin mallarının global ve lokal ticaretinin yapıldığı önemli bir pazar yeridir. Şu anda aldığım bir haber sonrasında siteyi incelediğimde erişimin engellediğini gördüm. Açıkcası fazlasıyla dumur oldum. Söz konusu engellemenin bende yarattığı algı Amazon.com engellendi, ya da eBay.com engellendi ile aşağı yukarı aynı. AliBaba.com‘a erişimin engellenmesini hayretle karşılıyor ve sebebi gerçekten merak ediyorum.

Bu sefer hangi mahkeme tarafından kapatıldığı ile ilgili bir bilgi de yok harika görselli erişim engellendi sayfasında.

AliBaba.com‘u Türkiye’den birçok ithalat/ihracat firmasının kullandığını yakın çevremden biliyorum. Bu sefer artık klasik bilgiye ulaşımın engellenmenin ötesinde, ticari itibar, ticari kayıp gibi konuların gündeme geleceğini tahmin ediyorum.

Bana konuyu aktaran kişi adını paylaşmamı ister mi bilemedim o yüzden yazmıyorum ama gönderdiği e-posta’da çok güzel bir yorumu oldu. Anlayışına sığınarak aynen paylaşmak istiyorum.

“Sebebini bilmiyorum. Ama ihtimal, “bu Çinliler çok satış yapıyor” fikrinden çıkmıştır.”

Gerçekten sebep bu olabilir mi? “Türk mallarının satışını etkiliyor, tekstil sektörümüz yara alıyor, yedek parça üretimi düşüyor, en iyisi AliBaba.com‘u kapatalım:)

Ya da şu olabilir. Bir firma yetkilisi Çin mallarının satışından doğan zararına karşılık bir dava açmış ve mahkeme de “Evet, haklısınız AliBaba.com size zarar vermiş. Bu sebeple siteye erişimin engellenmesine karar verilmiştir.” demiş olabilir mi?

Alternatif komik tahminler yapabilirim. Umarım bunların hiçbirisi gerçek değildir ve daha mantıklı bir sebep söz konusudur. Aksi takdirde Türk interneti ve internet sektörünün gelişimi için hep birlikte soğuk sularımızı hazırlayalım.

Bir yazı önce global devlerin Türkiye ilgisinden bahsedip bir yazı sonra bu haberi vermek inanın beni üzdü.

Devamını Oku

Yahoo! Türkiye için destek istiyor, MySpace hala personel arıyor

Yahoo!‘nun Türkiye‘ye giriş planlarını bir süredir konuşuyorduk. Geçen gün bir toplantı esnasında bu konuyla ilgili entresan birşey öğrendim. Yahoo! Türkiye‘nin oluşumu aşamasında üniversitelerin desteğini istiyormuş. Neden derseniz, hiçbir fikrim yok. Sadece bilgi kaynağımın şahit olduğu bir konuşmanın içinde geçen cümleyi sizlerle paylaşıyorum. Bir yetkilinin dile getirdiği konu akademik bir ortamda konuşulmuş ve açık olarak Türkiye’deki akademik çevrelerden destek istenmiş. Çok fazla detay bilmiyorum, dediğim gibi sadece ilginç geldiği için paylaşmak istedim.

Bunun yanında MySpace‘in “İnsan Kaynakları” departmanı gibi oldum ama bu sefer de şirket Türkiye operasyonu için Pazarlama Direktörü (Marketing Director) arıyor. Aklıma gelen o kadar çok aday var ki, herkese ayrı ayrı ulaşmak yerine buradan ilgili kişileri bilgilendirmek istedim. Ayrıca elbette MySpace‘de beklenen önemli habere yaklaşıyoruz diyebilmek açısından da dikkat çekmek istedim. Söz konusu ilana bu adresten ulaşabilirsiniz.

Hareketli günler yaklaşıyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku

Webrazzi Bloglarındaki Diğer Yazılar

Biri FriendFeed ile seni, beni değil artık hepimizi gözetliyor!

FriendFeed.comResmi lansmanı hafta başı yapılan önümüzdeki yılların aktif oyuncusu olacağına inandığım ve kendini sevdirenler listeme eklediğim bir başka oluşum da FriendFeed; hiç bir şans kırıntısı olmadan tamamen başarıya gideceği öngörülen ve Google‘ın çekirdek ekibinde yer almış 4 ismin bize hediye ettikleri ürün.

Kasım 2007‘de “private beta” olarak başlayan sistem özet olarak; farklı sitelerde yer alan sizin, arkadaşlarınızın ve hatta arkadaşlarınızın-arkadaşlarının içeriklerini ve internetteki hareketlerinin tümünü tek bir havuzda topluyor. 4 aylık süreçte tüm geliştirmelerini takip ettiğim site bugüne kadar 28 web sitesindeki üyelikleri kendi havuzuna dahil edebiliyor. Yani hemen hemen bütün sık kullandığımız siteler şimdiden sistemin içindeler; sistem geliştirilmeye ve ilerleyen basamaklarda yerelleştirilmeye çok açık.

Bu fikir tabii ki yeni bir fikir değil. Daha önce uygulanmak istendi bir çok girişimde de. Ama ben şunu çok net biliyorum ki, bu ekip şimdiye kadar olan uygulanmış tüm girişimleri izlediler, kullandılar ve tüm eksikliklerini bilerek bu işe daha sağlam başladılar. Spokeo bu mantığı başından yakalayan ve FriendFeed‘in resmi lansmanına kadar kullanıcıyı avlayan en güçlü isimdi. Fakat şirket yatırım çekme konusunda FriendFeed kadar başarılı olamadı; buna karşılık FriendFeed resmi lansmanında belirtilen alınan yatırım miktarı $5 milyon‘dı. (Ek bilgi olarak; şirkette 6 kişi çalışıyor.)

Türk girişimcileri ve yatırımcıları için de bu başarı hikayesi örnek alınmalı diye düşünüyorum. Ya da tam tersinden bakarsak; pazarda halihazırda varolan tüm şirketlerin çok daha dikkatli hareket etmeleri ve öncelikle sahip oldukları müşteri ilişkilerini gözden geçirmeleri gerekiyor.Şimdiden hediyelik eşyaları satışta olan sitenin, alternatif modülleri arasında; bloglar için özel olarak geliştirilmiş çok faydalı bir widget ve tüm arkadaşlarınızın web hareketlerini size günlük ya da haftalık özet olarak sunan mail servisi de bulunuyor.

Facebook‘u ve Facebook‘ta kullandığınız “News Feed“i eleştirdiğimiz bugünlerde; bu servisin yaratabileceği etkileri ve önümüzdeki aylardaki genişleyecek kullanım alanlarını izlemek eğlenceli olacak! Düşünsenize; arkadaşınız yeni bir giysi aldı, arkadaşınızın bir arkadaşı erkek arkadaşından ayrıldı, vs.. liste tüm karmaşıklığıyla ve tüm yeni nesil çılgınlıklarla uzayacak. Şimdiden iyi gözetlemeler ve gözetlenmeler diliyorum. Sonuç olarak olumlu ya da olumsuz kullanımı yakalamak biz kullanıcıların elinde.

Devamını Oku

Truveo işbirliği ile tüm dünya videoları artık İzlesene.com’da

İzlesene.com, Ocak 2006‘da AOL tarafından satın alınan ve dünya çapında en popüler video arama servislerinden olan Truveo ile gerçekleştirdiği işbirliği sonucunda bünyesine 100 milyondan fazla video eklediğini açıkladı.

Yapılan işbirliği kapsamında bundan böyle YouTube.com, Google Video gibi global video servislerinin videolarını İzlesene.com‘dan aramak, bulmak ve izlemek mümkün oldu.

İzlesene.com bu anlaşmayı neden yaptı ve bünyesine neden farklı, hatta rakip servislerin videolarını dahil etti diye düşünebiliriz. Bu sebeple, konuyla ilgili biraz veri biraz da görüş paylaşmak istiyorum.

YouTube‘un ülkemizden erişiminin engellenmesi ile İzlesene.com‘un yükselen trafiğini hepimiz biliyoruz. Bu konuda basında da çeşitli haberler yer aldı. Konuyla ilgili İzlesene.com yetkilileri ile görüştüğümde aldığım önemli bir bilgiyi de paylaşmak isterim. YouTube erişiminin engellendiği Cuma günü normalde 350.000 günlük tekil ziyaretçi seviyesinde olan İzlesene.com trafiği 660.000 seviyesine yükselmiş.

Söz konusu durum benim tezimi doğruluyor ve bize gösteriyor ki, web girişimlerinde özellikle sosyal ağ, video, fotoğraf gibi alanlarda rekabet lokal pazarlarla limitli kalmıyor. Reklam pazarının da global boyutta çalışabilir olması ve dünyanın popüler servislerine Türk reklamverenlerin girişinin mümkün olması gibi durumlar da değerlendirildiğinde İzlesene.com‘un video pazarında rakipleri arasında global servisleri rahatlıkla düşünebiliriz.

Truveo.comTruveo ile ilgili gelişme için İzlesene.com yetkilileri ile görüştüğümde de önemli bilgiler aldım. Öncelikle Truveo ile yapılan işbirliğinin teklifi İzlesene.com‘a karşı taraftan gelmiş. Bunun dışında İzlesene.com‘un arama sonuçlarına Truveo API‘lerini dahil etmeleri ve bunu açıklamaları aslında yaklaşık 1 haftalık test sürecinin sonucuymuş. Yani yaklaşık 1 haftadır İzlesene.com arama sonuçları global sonuçları döndürmekteymiş. İzlesene.com‘un site içi aramalarına global sonuçları dahil etmelerini takiben günlük 120.000 farklı sorgu seviyesinde olan site içi arama, 260.000 farklı sorgu seviyesine yükselmiş. Aynı şekilde normalde site ziyaretçilerinin %15‘i site içi arama gerçekleştirirken YouTube‘un erişiminin engellenmesi ile bu oran %35‘e yükselmiş. Buradaki sorgu sayısı ise erişimin engellendiği gün için 615.000 seviyesinde olmuş.

İzlesene.com

Tüm bu veriler bize şunu gösteriyor diyebilir miyiz?
Türk internet kullanıcılarının YouTube kullanan kesimi, yani global video servislerini tercih edenler, arama özelliğini daha yoğun kullanıyorlar ve global servislerdeki arama sonuçlarından daha çok tatmin oluyor.

Bu bağlamda İzlesene.com‘da gerçekleştirilen sorgu miktarlarının Truveo işbirliği ile artmasını da şöyle değerlendirebilir miyiz? Global arama sonuçlarını sistemine dahil etmesi ve bu sonuçları videonun yer aldığı servisin video oynatıcısı ile göstermesi kullanıcılar için tatmin edici oldu. Bence kabul edilebilir bir cevap olacaktır.

YouTube gibi dünyanın en büyük video servisinin İzlesene.com ile olan rekabeti için bir de şu bilgiyi paylaşmak isterim. Webrazzi‘de bu habere yer vermemiştim ancak bilenler bilecektir, Pazar günü YouTube 21:0022:30 saatleri arasında teknik bir sorundan dolayı erişilemez durumdaydı, bu saat aralığında İzlesene.com trafiğini ikiye katlamış. Yani, böylesine kısa süreli bir siteye erişememe bile lokal video servislerinin trafiğini olumlu yönde etkileyebiliyor.

Bu arada YouTube‘un engellenmesi ya da herhangi bir sebeple erişilemez olması durumlarında trafiğni artıran sadece İzlesene.com olarak algılanmamalı. Diğer popüler video servisleri olan VidiVodo.com ve PiknikTube.com‘un da trafiklerinde gözle görünür artışlar olduğunu çok güvenilir bulmasak da Alexa istatistiklerinden inceleyebiliyoruz.

Kısacası yoğun video izleyecisinin büyük çoğunluğunun global servisleri tercih ettiğini biliyoruz. (Global servisler derken YouTube demek sanırım daha doğru olacaktır.) Buradaki tercihin ana sebebinin bağlantı hızı olduğunu düşünmüyorum ve yazı kapsamında paylaştığım verilerden yola çıkarak aranılan video içeriğine ulaşabilmek olduğunu söyleyebiliyorum. İzlesene.com‘un video arama alanında en popüler servislerden olan Truveo ile gerçekleştirmiş olduğu işbirliği ile önemli bir gelişim gösterdiğine inanıyorum. Özellikle global video, çok çeşitli video ve geniş içerik isteyen kullanıcı kitlesi için İzlesene.com‘u tercih edilir kılacağı süphesiz. Ayrıca sayfa gösterim sayılarında da önemli artış olacağı tahmin edilebilir. Bunun yanında yapılan anlaşma kapsamında Truveo‘nun Türkçe bölümünde hali hazırda yer alan video içerik sağlayıcılar (kanallar olarak nitelendiriliyor) arasına İzlesene.com‘un da girmesini servis için değerli görüyorum.

Hemen belirtmek isterim ki Truveo‘ya içerik sağlayan hali hazırda AzBuz, Superonline, Milliyet, Yonja, VidiVodo, Sabah, CNNTürk, Hürriyet, PiknikTube gibi birçok Türkçe servis bulunuyor. (bkz. tr.Truveo.com)

Son olarak İzlesene.com‘un yabancı kaynaklarda yer alan videoları kendi sitesinde göstermesinin yakın zamanda gündemimizde olacak olan video reklamları ile stratejik olarak çeliştiği düşünülebilir. Ya da YouTube‘un buna nasıl izin verdiği gibi konular tartışılabilir. Bu konularla ilgili ilerleyen günlerde ayrı bir yazı yayınlıyor olacağım. Ama kısaca YouTube‘un bu tür gelişmelerden hoşnutsuz olmak yerine potansiyel reklam yayın kanallarını geliştirdiği için son derece mutlu olduğunu tahmin edebiliyorum.

NOT: Truveo‘nun gerçekleşmiş olan işbirliği ile ilgili yayınladığı basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku

Bloglines’da büyük sorun

Bloglines.comBloglines kullanıcıları haftasonundan beri blogların güncel yazılarını alamıyorlar. Günlük olarak yazılarını RSS üzerinden okuyan kullanıcılar için ne kadar önemli bir sorun olduğunu bilen bilecektir. Şahsen bu sorundan dolayı takip ettiğim sitelerdeki yazıları okuyabilmek için uzun süreden sonra sitelerin ana sayfasını gördüm diyebilirim.

Bu konu TechCrunch‘da da gündeme getirildi. Yazıda bir kişinin yaptığı yorumdan yola çıkılarak Bloglines‘ın yakında kapatılacağı ve bunun da duyurulacağı belirtilmiş. Açıkcası bana çok anlamlı bir yorum gibi gelmedi ama TechCrunch yorumu yazının içine taşımış. Gerçi gelir anlamında geri dönüşü olmayan bir servis olduğu ortada ancak Bloglines’ın yeni versiyonu üzerinde bir çalışma sürerken böyle bir karar verilir mi emin olamadım.

Diğer bir konu da Bloglines kullanıcılarının kendilerine yeni servisler aramaya başlaması ile ilgili. Açıkcası ben Bloglines‘dan çok memnun olanlardandım. Ancak bu haftasonu dışında da servisin bu tür sorunlar göstermesi beni de yeni arayışlara yöneltti diyebilirim.

Google Reader elbette bu yarışta önde gidenlerden ama fazla özellik benim tarzımda RSS takipçileri için iyi olmuyor.

Sözü çok fazla uzatmadan biraz da Webrazzi okuyucularının konuyla ilgili eğilimlerini anlamak için küçük bir anket gerçekleştirmek istiyorum. (Bu anket aynı zamanda Webrazzi‘de bir ilk ve bundan sonra sık sık gerçekleştireceğim bir çalışma olacak.)

Online bir tehditle karşılaştınız mı?

Sonuçları Göster

Loading ... Loading ...

Ankette yer almayan maddeler için “Diğer” seçeneğini işaretleyebilir ve kullandığınız servisi yorumlar bölümünde paylaşabilirsiniz.

NOT: Anket seçenekleri Webrazzi‘nin RSS abonelerinin FeedBurner‘dan alınan istatistikleri ile belirlenmiştir.

Devamını Oku

Damla damla fark yaratan gizli havuz: Drop.io

drop.io logoKendini sevdiren çok az internet sitesi ile karşılaşırız. Bunun sebebi bizim siteler konusundaki seçiciliğimiz değil, müşterisini yani bizleri seçmeyi denemeyen şirketlerin sayısının fazlalığıdır. Drop.io dosya paylaşımını bir çok alternatif modüller sunarak sağlayan ve kendini sevdiren siteler listeme eklediğim son web çalışması. Sıkça kulladığımız dosya paylaşım sitelerinin arasında ön plana çıkmasını da kendini kullanıcının ihtiyaçlarına yönelik sade bir paket halinde sunabilmesine borçlu.

Drop.io sitesine girdiğimiz anda sadelikle karşılaşıyoruz. Sol kısımda “Sade -gizli dosya değişimi-” vurgusu altında net bir tanım ve bilginin devamı için yönlendirme yer alıyor. Telefon, e-mail ile dosya paylaşımı yapabileceğimizi ve bunun yanında widget olarak kullanılabileceğini gösteriyor. Sol kısmın en alt kısmında da sitenin olası kullanım alanları yer alıyor. Arkadaşlar ve aile arasında medya paylaşımı, akademik doküman paylaşımı, çalışma guruplarıyla kaynak paylaşımı, toplantılar için anlık olarak paylaşım alanı ve kişisel dosya değişiminde faydalı olabileceğini ana sayfada bulundurarak kullanıcıyı akıllıca yönlendiriyorlar.

drop_itAsıl odak olan sağdaki hesap yaratma menüsündeki tüm girişlerimizi, sisteme dahil olduktan sonra değiştirebiliyoruz. Sistemdeki bu esnekliğin kendisi de ayrıca bir yenilikçilik olarak gösterilmeli diye düşünüyorum. Sistem bizden kullanıcı girişi, dolayısıyla bir e-mail onaylaması istemedi.

O kadar özenli ayrıntılarla süslü ki, alttaki kırmızı “Drop it.” düğmesinin rengindeki seçim bile kurgulu. Detaylandırmaya bu site için devam etmiyorum; çünkü bundan sonra sitenin sıcak renk haritasının çıkartmam sonrasında da seçilen yazı karakterlerini ve boyutlarını incelemem gerekecek; bu detaylarda başarılı olduğuna inandığım web uygulamalarını birer birer sizinle paylaşacağım.

Şu an hazırız; sinsice en altta yer verilmiş olan gizlilik sözleşmesi ve kullanım şartlarını kabul ederek, kırmızı “Drop.it” tuşuyla hesabımızı açabiliriz. : )

Hesabı açtıktan sonra her türlü dosya türünü, linki ve notu açtığınız alana ekleyebilir; ayrıca gerekli izinleri verdikten bu alanı genel olarak kullanıma açabilirsiniz hatta bunu kendi web sitenize ekleyebileceğiniz widget ile de yapabilirsiniz. (Widget’ın örnek bir sitedeki ekran görüntüsü için tıklayın.)

Ek olarak yer alan alternatif uygulamalardan benim ilgimi en çok telefon ile ses kaydedebilme modülü çekti; rakipleri olabilecek olan Box.net ve Yousendit sitelerinde olmayan bir özellik olması siteyi farklılaştırıyordu. Her sayfanın ayrı bir dahili numarası olduğunu farkettiğimde ise bu işin uzun vadede çok farklı fikirlere ilham olacağını hissettim. Bu modülde; belirtilen numarayı arayıp, dahili numarayı çevirerek sesli mesaj bıraktıktan sonra, sesiniz -.mp3 formatında- enteraktif dosyalarınızın arasında yerini alıyor. Fikir ilk olarak uygulanmasa da, doğru uygulanan ilk uygulama olarak yerini alıyor. Daha önce Twitter API’leri ile denenen Twittergram sitesinde ve bir kaç sitede daha aynı sistemin uygulanmış olması; bu modülün ilk olarak Drop.io’da uygulandığı algısını hiç bir zaman değiştiremeyecek. Tıpkı Ebay’ın ilk alışveriş sitesi, Amazon’un ilk online kitap satış sitesi veya Google’ın ilk arama motoru olmadığı gerçeğinde olduğu gibi…

Uygulamaya dönersek; alternatifler arasında; gizli konferans ve faks seçeneği sunulmuş olduğunu görüyoruz. Gizli konferansın kaydedilmeyeceği de vurgulanarak sitenin tam bir gizli koordinasyon merkezine dönüştürülebileceği gösterilmiş. Açılan her özel alanın paylaşılması için de RSS, e-mail aboneliği ve tabii ki gizli olmayan alanlar için yer imi kutusu bulunuyor.

Özgün bir deneme yapabiliriz düşüncesiyle açtığım kullanıcı şifresi webrazzi olan drop.io/deniyoruz alanını da eğlenceli bir şekilde kullanıp; çılgınca paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Fakat ücretsiz olan 100 MB olan limiti yükseltmek için 10$ gibi bir ücret istiyorlar. Sınırsız alan yaratma şansı olduğu için, bu sınırlamanın ve fiyat politikasının çok yakında değişebileceğini düşünüyorum. (Alanın silinme olasılığı olduğu için admin şifresini paylaşamadım, denemek isteyenler yeni bir alan yaratsınlar; gerçekten keyifli bir uygulama – denemiş olursunuz.)

Drop.io gerçekten ilham veriyor!

Devamını Oku


©2006-2010 Webrazzi
76 queries. 1,071 seconds.