Yorumcu odaklı yorum yönetim merkezi; Disqus.com
22 Nisan 2008 | Sosyal AÄŸlar, Yeni GiriÅŸimler | 12 Yorum
Sıkça ziyaret edilen bir ‘blog’a sahipseniz ve yazılarınıza gelen okuyucu yorumlarını artık bir düzene sokmak istiyorsanız; Disqus gerçekten iÅŸe yarıyor. Siz içeriklerinize yapılan yorumları fonksiyonel bir ÅŸekilde yönetirken, yorumcularınıza da yorum yazarken aslında ilgili içerik ürettiklerini bir kez de böyle hatırlatmış olabilirsiniz.
Uygulama sevdiÄŸiniz yorumcuları RSS ile takip edebilme, istenilen yoruma doÄŸrudan ‘yanıt yorum’ yazabilme, hatalı yazılan yorumu düzenleyebilme, yorumları ‘blog’ üzerinde puanlayabilme, yorumcunuzun profil bilgilerine ulaÅŸabilme, vb.. bir çok özelliÄŸi bir arada sade bir ÅŸekilde sunuyor.

*Yüce Zerey’in ‘blog‘unda uygulamanın nasıl çalıştığını görebilirsiniz.
Disqus yorumcu odaklı iÅŸlevlerinin yanında ‘Community‘ ile tüm okuyucularınızı bir arada toplayarak ‘blog’unuza ait bir sosyal aÄŸ kurmanızı saÄŸlıyor ve ‘Top Commenters’ seçeneÄŸi sayesinde kaliteli içerik, beÄŸenilen fikirler üreten yorumcularınızı ön plana çıkarıyor. Bunun yanında sitenin isim kökünde de vurgulandığı gibi tartışma yaratan yazılara odaklanıp, kullanıcıyı tartışmalara katılması için teÅŸfik ediyor. Ayrıca ara yüzleri sayesinde de baÅŸlıkta da belirttiÄŸim gibi apayrı bir yönetim kolaylığı sunarken, ara motorları için de apayrı bir kaynak oluÅŸturuyor.
Bir çok ek özelliÄŸi de bünyesinde barındıran ve takip edeceÄŸim uygulamalardan biri daha olan Disqus‘ın bir Y Combinator giriÅŸimi olması benim için çok deÄŸerli. Konu olarak benzer giriÅŸimlerden olan Intense Debate‘le benzer kullanıcı deneyimlerini barındırdığını da ayrıca belirtmek istiyorum. Åžimdiye kadar ki diÄŸer denemeler ise bence yetersizler.
Son olarak; ÅŸirket iki kiÅŸilik dev kadrosuyla ÅŸimdiden 4000 aktif ‘blog’u ağına katmış durumda olduÄŸunu ve önümüzdeki dönemlerde çeÅŸitli sürpriz farklılaÅŸmaları da bize tattırabileceÄŸini hissettiÄŸimi söylemeden geçemeyeceÄŸim.
Tabii bu sırada zat-ı ÅŸahane web 2.0′ın da alt yapı olarak yavaÅŸ yavaÅŸ doyuma ulaÅŸmaya baÅŸladığını unutmadan…
Son birkaç gündür Webrazzi’de yeni yazı yayınlayamadım. Sebebi tahmin edeceÄŸiniz gibi toplamda aktarmaların etkisiyle 20 küsür saatimi alan San Francisco yolculuÄŸu ve devamındaki kendime gelme süreci oldu. Bu seyahatimin sebebini zaten biliyorsunuz, Web 2.0 Expo ve Webrazzi MeetUp için burada bulunuyorum.
Haftasonu boyunca San Francisco’yu biraz gezip, turist modunda olmayı tercih ettim. Salı günü Web 2.0 Expo baÅŸlıyor, haftasonuna kadar sürüyor ve arada 24 Nisan PerÅŸembe günü saat 19:00‘da da Webrazzi MeetUp’ı gerçekleÅŸtiriyoruz.
Her iki etkinlik ile ilgili olabildiÄŸince fotoÄŸraf ve özellikle Web 2.0 Expo toplantıları ile ilgili yazılara ilerleyen günlerde Webrazzi’de yer vermek için çalışıyor olacağım.
Webrazzi’de yazdıklarımın dışında FriendFeed üzerinden de beni takip etmeniz mümkün. Özellikle “micro blogging” konusunda aktif olacağımı tahmin ettiÄŸim için geliÅŸmeleri anlık takip etmek isteyenlerle bu imkanı da paylaÅŸmak istedim.
3 dakika içinde neler yapılabilir? Bir de Speeddate.com’da deneyin.
18 Nisan 2008 | Sosyal AÄŸlar, Yeni GiriÅŸimler | 6 Yorum
Simon Tisminezky isimli girişimci bir yıl boyunca arkadaşlık sitelerinde dolaşıp bir türlü istediği sonuçlara ulaşamayıp, arzuladığı sosyal ilişkileri bir türlü kuramayınca, bir şeylerin yanlış olduğunu düşünerek yepyeni bir arkadaşlık sitesi için kolları sıvamış.
Projelerde gördüğü en büyük eksiklikler halihazırdaki arkadaÅŸlık sitelerinin insan kimyası üzerine kurulmadığı. Yani saatlerce profil dolaÅŸarak bir yere varılamayacağı ve geceler boyu atılan ‘Hey seninle tanışmak istiyorum! ; )” mesajlarını nasıl ortadan kaldırabiliriz bunun üzerinde düşünmeye yoÄŸunlaÅŸmış.
İşte tam da bu sırada ‘speed dating‘ ismiyle düzenlenen aktiviteyi fark etmiÅŸ ve aynen web’e taşımaya karar vermiÅŸ. ‘Speed dating‘ yani insanların ‘3 dakika boyunca‘ karşılıklı sandalyelere oturduÄŸu ve muhabbet ettikten sonra yer deÄŸiÅŸtirdikleri konsept.
O zamanlar Stanford’da MBA öğrencisi olan Simon sınıf arkadaşıyla birlikte projeyi iÅŸ planı haline getiriyor. Risk sermayecisi hocaları sayesinde projeye kolayca A serisi yatırım saÄŸlıyorlar ve resmen kuruluyor ÅŸirket.

Yatırım sürecinde boş durmak istemeyen Simon çevresinde melek yatırımlar toplamaya başlıyor. Sitenin prototipi bu süreçte tamamlanıyor. Her şey yolunda gözüktüğü için hemen genel beta günü belirleniyor, proje lanse ediliyor.
Fakat bir sorun var, sadece 20 kiÅŸiyi kaldırabiliyor sistem. Ama basında bomba etkisi yapan Speeddate‘in bir ÅŸekilde açılış tarihine kadar tekrar kodlanması gerekiyor. Yoksa bildiÄŸiniz gibi sosyal aÄŸ delisi olan Amerikan vatandaÅŸlarının yoÄŸun tepkisiyle karşılaÅŸma ve projenin baÅŸlamadan bitme tehlikesi var.
VE bu dakikadan sonra Speeddate‘i Türk zekası kurtarıyor. Simon Linkedin‘de tanıştığı ve o dönem Silikon’da çalışan ODTÜ öğrencisi Erbil Karaman‘la pazarlığa oturuyor ve bir hafta sonra Erbil kendi ekibini kurma konusunda anlaÅŸma saÄŸlayarak projeyi teslim alıyor. Ama lansmanda açıklanan tarihe bir hafta kalıyor!
…Devam edecek…
Bu hikayeyi uzun uzun yazacağız ve ekipteki 7 Türk’ün ve olası yeni üyelerinin yaÅŸayacakları Silikon Vadisi tecrübelerini aktaracağız sizlere. Öncelikle gözünüzü Speeddate‘e alıştırmaya çalışın. Çünkü çok yakında aynı modülü hemen her büyük projenin içinde göreceksiniz. Åžimdiden MySpace‘e uyumlu hale gelen proje ile ünlülerle 3′er dakikalık canlı sohbetler düzenlenmeye baÅŸlandı bile.
Çok yakında ben de PangeaDay ile birlikte farklı bir açılım teklif edeceÄŸim arkadaÅŸlarımıza Silikon’da baÅŸarılar diliyorum. Bu hikayeyi benimle tüm detaylarına kadar içtenlikle paylaÅŸtığı için sevgili Erbil Karaman‘a teÅŸekkür ediyorum.
Erbil Pangea Day’i incelerken : ) sizler de Pangea Day Türkiye gurubuna katılarak ÅŸimdiden ekran karşısındaki yerinizi alabilirsiniz.
Facebook FriendFeed’e özendi
16 Nisan 2008 | Analiz, Araçlar, Fırsatlar, Sosyal AÄŸlar, Verimlilik, Yeni GiriÅŸimler, Yenilikler | 11 YorumFriendFeed‘i birçok kereler Webrazzi‘de konu yaptık, ayrıca benim de son zamanlarda gerçekleÅŸtirdiÄŸim özel ve açık toplantıların hepsinde servisle ilgili dile getirdiÄŸim “2008′in Twitter’ı” söylemimi bilenler bilecektir.
FriendFeed‘in yayına girmesi ile gördüğü ilgi bu söylemimi doÄŸrular nitelikte yoluna devam ederken, elbette birçok ÅŸirket de FriendFeed‘in faydalarından kendisine fayda saÄŸlamaya çalışarak servisin sunduÄŸu harika API desteÄŸini deÄŸerlendiriyor ve destek ürünler hayata geçiriyor. Bir diÄŸer tarafta da yine birçok ÅŸirket FriendFeed‘e bir ÅŸekilde baÄŸlanabilmek için ürünlerini ÅŸekillendiriyor ve geliÅŸtiriyor.
Tüm bunların yanında tanıdıklarınızın tüm internet aktivitelerini tek bir noktadan takip edebilmeniz için bir dakika bile olsun kendi servisinden ayrılmanızı istemeyenler ve FriendFeed‘in yakaladığı fırsat ışığını kendisi de deÄŸerlendirmek isteyenler söz konusu. Mesela Facebook…
Dünyanın en popüler sosyal ağı olan Facebook, bugün itibari ile profil sayfalarında yer alan Mini-Feed kapsamında kullanıcılarının farklı servislerdeki güncellemelerini sisteme aktarmalarına olanak tanıdı.

BaÅŸlangıç olarak Flickr, Picasa, Yelp ve Delicious destekleyen Facebook‘un Mini-Feed import özelliÄŸi kullanıcıların farklı servislerdeki aktivitlerini tüm dostları ile paylaÅŸmalarını saÄŸlayacak ve FriendFeed‘e olası kaçışı engelleyecek gibi gözüküyor. En azından Facebook bunu böyle düşünerek sistemine dahil ediyor.
Aktif bir Facebook kullanıcısı olmamamın yanında FriendFeed‘e tapan bir insan olduÄŸumu öncelikle belirtmek isterim. Ancak Facebook‘un gerçekleÅŸtirdiÄŸi güncellemenin tam zamanında olduÄŸunu da söylemeden edemem. FriendFeed‘in büyüme sürecinde en azından bir grup kullanıcıyı Facebook içinde tutacağı kesin.
Bu arada yazının ana konusu olmasa bile eÄŸer FriendFeed kullanıyorsanız servisin saÄŸladığı API ile geliÅŸtirilmiÅŸ ilk Adobe AIR uygulaması olan Alert Thingy‘yi kurmanızı ÅŸiddetle tavsiye ediyorum. Masaüstü uygulamaları çok sevmeyen bir kullanıcı olarak benim ÅŸu anda masaüstümde çalışan birkaç uygulamadan birisi olduÄŸunu söyleyebilirim.
2008 yılının sosyal ağlardan ortak ilgi alanlarına yönelen trendinde artık kişilerin internet aktivitelerinin daha yoğun takip altında olacağı ortada. Farklı işlevler için tercihlere bağlı dağılan servis kullanımını tek bir noktada toplamak amacıyla FriendFeed başı çekerken, Facebook gibi bir çok servis de bu yönde çalışmalarını hızlandıracaktır. Elbette Alert Thingy gibi başarılı uygulamalar da etliye sütlüye karışmadan bu alanda kendi değerlerini yaratıp pozisyonlarını alacaklardır.
Kısacsı girişimciler açısından kimin ne yaptığı ile ilgilenmek ve fırsatları incelemek için çok önemli ve doğru bir zaman olduğunu üzerine basarak vurgulamak isterim.
Fox, Türkiye’de internet ve medya pazarını büyütmeye hazırlanıyor
11 Nisan 2008 | Analiz, Fırsatlar, Video, Yenilikler | 4 YorumTelevizyon kanalı satın almaları, tematik kanallar, MySpace Türkiye, reklam ağı derken Fox International Channels Türkiye pazarına yeni bir medya devi olarak yerleÅŸti. Klasik ve yeni nesil medya ayrımı gözetmeden tüm kanallardan aktif bir yapılanma içinde olan Fox‘un son dönemlerdeki hazırlıklarını heyecanla takip ediyorum.
Öncelikle detaya girmeden önemli bir merak konusunu gidermek adına MySpace Türkiye ile ilgili durumu kısaca paylaÅŸayım. MySpace Türkiye bir süre önce Webrazzi‘den paylaÅŸtığım açık pozisyonlarını doldurdu ve ekibini oluÅŸturdu. Pazara giriÅŸ için gün sayıyorlar diyebilirim. Planlanandan biraz daha gecikmeli olsa da yakın zamanda olacağını içeriden ve dışarıdan birçok kaynaktan aldığım bilgilerden rahatlıkla ifade edebilirim.
Fox‘a dönecek olursam, ÅŸirket Türkiye’de klasik medya ile yeni nesil medyayı birleÅŸtiren ve içerik konusunda belki de bugüne kadar hiçbir medya ÅŸirketinin gerçekleÅŸtir(e)mediÄŸi türden bir yapılanmaya örnek teÅŸkil edecek gibi duruyor.
Konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde Fox Internation Channels (FIC) Dijital Medya Direktörü Burak Evren ile yaptığım görüşme sonrasında şirketle ilgili önemli gelişmelerden haberdar oldum.
Ülkemizde televizyon kanallarının/medya ÅŸirketlerinin interneti kullanma modeli ÅŸu ÅŸekilde olmuÅŸtur; İnternet’te varlık gösteren televizyon web siteleri aslında kanalın kartviziti olarak pazarlamaya hizmet etmektedirler. FIC bu yaklaşımı kanal içeriklerini tamamen yine içeriÄŸe odaklı web siteleri ile destekleyerek kırmayı hedefliyor.
Örnek vermem gerekirse. Önümüzdeki günlerde D-Smart üzerinden yayına girmesi planlanan FX isimli erkeklere özel yayın yapacak olan tematik kanalın yakında yayına girecek olan web sitesinin ekran görüntüsünü aşağıda paylaşıyorum.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, klasik televizyon web sitelerinin aksine içeriÄŸi ve topluluk kültürünü ön plana çıkartan bir yapının söz konusu olması. FIC‘nin sadece FX deÄŸil, farklı kanalları için de benzer bir vizyonla hareket ettiÄŸini ÅŸirketin dünyadaki diÄŸer pazarlarda da sergilediÄŸi stratejiden deneyimlemek mümkün. Biraz sayı vermem gerekirse ÅŸirketin dünya çapında 20 büyük pazarda dijital platformlar üzerinden yayına yapan 58 farklı kanalı mevcut.
FIC‘nin Türkiye pazarına tematik kanallar ve web siteleri ile giriÅŸinin yanında bir de reklam ağı üzerinden reklam satışına odaklandığını bilenler vardır.
Birçok global ve popüler web sitesinin reklam satışını dünyada dolayısıyla Türkiye’de üstlenmiÅŸ olan FIC‘nin, geçtiÄŸimiz günlerde gerçekleÅŸtirdiÄŸi İngiltere merkezli reklam ÅŸirketi Utarget‘ın çoÄŸunluk hisse satın alımıyla video alanında Avrupa‘nın en büyük ağına sahip hale geldiÄŸini de paylaÅŸmak isterim.
Konuya hakim olanlar yazımın başından itibaren dikkat çekmeye çalıştığım operasyonun boyutunun ve Türkiye internet pazarında hem içerik hem reklam açısından deÄŸerini farketmiÅŸlerdir. Bu iÅŸin yaratacağı deÄŸiÅŸim ve oluÅŸturacağı yeni pazarlara biraz daha dikkat çekebilmek için Burak Evren‘e Utarget (gerçi satın alma sonrası yeni adı Utarget.Fox oldu) ortaklığının ülkemiz internet pazarında ne tür geliÅŸmelere taban hazırladığını sordum.
Kendisinden aldığım cevap aynen şu şekildeydi:
Utarget sisteminde bizimle çalışmak isteyecek tüm video ve içerik siteleri ilgi sahamızda. Satışı kendimiz yapacağız. 6 ay içerisinde video içeriği olmayan sitelere içeriği biz verip onlara video bölümleri açması konusunda da destek olmayı planlıyoruz.
Video reklamcılığı ile ilgili Burak Evren‘in bahsettiÄŸi atılım, Türkiye’de video içerik anlamında güçlü konumda olan ÅŸirketler için büyük bir fırsat kapısını açmış oluyor. Ayrıca elbette internet reklamcılığının önümüzdeki dönemlerde odaklanacağı mecra anlamında da önemli ipuçları veriyor.
Son olarak FIC‘nin tematik kanallarından olan National Geographic‘in 2000 saatlik içeriÄŸi olduÄŸunu da söz konusu deÄŸerli ve kaliteli içeriÄŸin boyutunu kurgulayabilmeniz için paylaÅŸmak istiyorum. Kısacası içerik saÄŸlayıcı konumunda olan bir FIC‘nin internet ve mobil alanda önemli bir pazar yaratabilmesi ve oyunun kurallarını Türkiye için deÄŸiÅŸtirmesi oldukça mümkün.
Burada bahsettiÄŸim geliÅŸmelerin ve sektör için doÄŸan fırsatların pazarı nasıl bir pozisyona getireceÄŸini tahmin edebiliyoruz. Benzer stratejilerle adımlar atacağını bildiÄŸim DoÄŸan Televizyon‘un (DTV Holding) özelllikle video içeriÄŸin paylaşılması ve yeni kanallar yaratılması konusundaki aksiyonunu da merakla beklediÄŸimi yer gelmiÅŸken belirtmek isterim.
© 2006-2008 Arda Kutsal
41 queries. 0.550 seconds.





