Biraz önce Marketing Türkiye‘de Digiturk Hukuk Müşaviri Süleyman Talaş’ın Blogger.com’un erişiminin engellenmesi ile ilgili IP Magazin’e yaptığı açıklamanın haberini okudum.
Açıklama Marketing Türkiye’den alıntı yaptığım şekilde şöyle: (kaynak)
Google’ın Blog hizmetlerinin kapatılmış olmasından mutlu olmadıklarını ve söz konusu olaya neden teşkil edenin, yayın hakları Digiturk’e ait olan Turkcell Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası maçlarının izinsiz, illegal olarak yayınlanmasına önlem almak istemeleri olduğunu söyledi. “Digiturk’u para vererek seyreden abonelerimiz var ve birilerinin bu hakka hiç para ödemeden sahip olması ve hatta kamuya serbestçe dağıtması hukukun reddettiği bir durum” diyen Talaş, gerek sahip oldukları yayın hakkını gerekse abonelerinin haklarını korumaya yönelik bir harekette bulunduklarını belirtti. İnternet hukukunun Türkiye’de az gelişmiş olduğunu ve ihtisaslaşmış mahkemelerin bulunmadığını söyleyen Talaş, bunun sorumlusunun Digiturk olmadığının altını çizerek; “Böyle bir mekanizma yavaş işliyor diye haklarımızın alenen çiğnenmesini kabul etmemiz mümkün değil” dedi.
Erişimi engellenen site yöneticilerinin iletişim adreslerine söz konusu sitelerde yayın haklarının ihlal edildiğini ve maçların izinsiz ve canlı olarak yayınladıklarını bildirdiklerini söyleyen Talaş, geri dönüş alamadıkları için hukuki yola başvurduklarını belirtti. Korsan yayın yapan sitelerle kanuni çözüm yoluna gittiklerini yoksa blogların kapatılması ve iletişim özgürlüğünün engellenmesi gibi bir söylemlerinin olmadığını söyleyen Talaş, amaçlarının “iletişim özgürlüğüne ve etik yayıncılığa” çözüm bulmak için başvurulmuş bir aksiyon olarak özetledi.
Blog yetkilileriyle görüşmeye devam ettiklerini söyleyen Talaş, “Google’ın biz korsan yayın yapmak istiyoruz diyecek olmasını düşünmek istemiyorum. Biz kamuoyunda bu başvuru nedeniyle blog kapatmakla itham ediliyoruz ama öte taraftan Google’un bizim uzlaşma teklifimizi kabul etmeyerek korsan yayına devam edeceğiz demesi çok mu ahlaki? Ama biz böyle birşey olacağına inanmıyoruz ve Google ile ortak bir yol bulup bu korsan yayının devamının engellenmesini istiyoruz” dedi.
Hiçbirimiz zaten illegal uygulamaların internet üzerinde cezasız kalmasını kabul etmiyoruz. Burada tartışılan konu neden alt alan adları değil de tüm Blogger.com’e erişim engelleniyor. Bu sorunun cevabı genelde şu şekilde veriliyor: “Mahkemelerimiz ve yasalarımız yeterli değil.” Bazen bu cümleye bir de şu ekleniyor “Alt alan kapatmak için teknik yeterliliğimiz yok.”…
Şimdi çok açık biçimde ve son derece iyi niyetle merakımdan dolayı Digiturk’e soruyorum.
1. Açılan davada yasal olmayan içerik barındıran alt alan adlarına erişimin engellenmesi mi istendi, yoksa tüm Blogger.com ve Blogspot.com’a mı?
2. Google yetkilileri ile uzlaşmaya varılamayan bir görüşme oldu mu? Eğer olduysa Google gerçekten açıklamada belirtildiği gibi şöyle mi dedi: “Uzlaşma teklifinizi kabul etmiyoruz, korsan yayına devam edeceğiz” ? - Sanırım bu soruma Google tarafından da cevap verilebilir.
ve gerçekten cevabını en merak ettiğim soru:
3. Dava neden Diyarbakır’da açıldı? Neden İstanbul mahkemeleri tercih edilmedi?
Digiturk, Google ya da dava dilekçesini gören bilen diğer avukatlar bu sorularıma cevap verebilirlerse hem ben çok merak ettiğim sorularımın cevabını almış olacağım, hem de inanıyorum ki bulanık gözüken bazı noktalar açıklığa kavuşacak.
NOT: Bu yazının yorumlarında lütfen sadece yazıya değer katacak görüşler belirtiniz. Yeni bir tartışma yaratmak değil sadece en merak edilen soruların cevabını bulmak amacındayız.
Netlog Türkiye ekibini genişletiyor
31 Ekim 2008 | Araçlar, Genel, Kariyer, Sosyal Ağlar, Yenilikler | 5 Yorum
Ülkemizde en az Facebook kadar popüler olduğunu bildiğimiz ve 5 milyona yakın Türk kullanıcı ile Türkiye’den günlük 500.000‘e yakın tekil ziyaretçi ve aylık 800.000.000′den fazla sayfa gösterimi yaratan Netlog, Türkiye operasyonu için geçtiğimiz aylarda İş Geliştirme Müdürü olarak Timothy Bataillie‘i atamıştı.
Şirket Türkiye’de çeşitli ajans ve şirketlerle anlaşmalarını tamamladıktan sonra geçtiğimiz günlerde aldığım bir haberle ekibini genişletme eğilimine girmiş ve İş Geliştirme ekibi için yeni bir pozisyon açmış.
İlgilenen okuyucularımız Webrazzi Kariyer‘de detayları bulunan pozisyona başvurularını yapabilirler.
Netlog’un Türkiye pazarında yerleşik duruma geçme çalışmalarının yanında Türk kullanıcıları için özel olarak geliştirilmekte olan bazı uygulamalarının da olduğunu öğrendim.
Hali hazırda Netlog’un yakın zamanda yayına aldığı bazı uygulamaları vardı. Türk geliştiriciler tarafından yapılmış olmasa da Türk kullanıcıları da kapsayan bu uygulamalardan en son yayına giren BuddyPoke isimli uygulamaya tüm dünyanın ilgisinin yanında Türk kullanıcıların özellikle üst düzeyde ilgisi olmuş.
3 hafta gibi bir süre içinde 300.000‘in üzerinde kullanıcı tarafından incelenen uygulama 50.000‘den fazla kullanıcı tarafından da yüklenmiş.
BuddyPoke’un yanında şirket şu anda Türkiye’de Türkçe bazı uygulamalar da hazırlatıyormuş. Şu an için söz konusu uygulamalar ile ilgili bilgi verilmiyor olsa da Netlog’un OpenSocial‘a dahil sosyal ağlardan biri olduğunu ve uygulamalar ayağında OpenSocial’ın desteklendiğini hatırlatmak isterim.
Konumuzun özüne geri dönecek olursam, Netlog’un Türkiye’deki ilk iş pozisyonu için başvuru yapmak ya da pozisyon detaylarını öğrenmek isterseniz şirketin Webrazzi Kariyer’deki “Business Developer” ilanını inceleyebilirsiniz.
LinkedIn’de uygulamalar dönemi başladı!
31 Ekim 2008 | Araçlar, Fırsatlar, Sosyal Ağlar, Yenilikler | 2 Yorum
Geçen hafta 22.7 milyon dolar yatırım alan LinkedIn‘den yeni haberler gelmeye devam ediyor. Diğer sosyal ağ siteleri gibi uygulama ekleme özelliğini hizmete sokan LinkedIn‘in farkı ise sadece değerlendirmeyi geçen uygulamaların sitede yer bulabilecek olması. Geliştiriciler ilk önce projelerini anlatıp onay aldıktan sonra uygulama geliştirme alanına ulaşabilecekler. LinkedIn bu onaylama sistemiyle kendi konsepti dışındaki uygulamaların önüne geçmeyi amaçlıyor ve buna ek olarak kullanıcıların profil sayfalarında da sadece 15 uygulamanın görüntülenmesine izin veriyor. Yani, sistemi bir uygulama karmaşı içine sokmaktansa uygulamalar ile birlikte kullanıcıların profillerini zenginleştirmek ve iletişimi arttırmak amaçlanıyor. Uygulamalar sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Uygulama geliştirmek için ise buradaki formu doldurarak kabul görmeniz gerekiyor.
LinkedIn uygulamaları Open Social API’si kullanılarak geliştirilecek. Şimdilik sadece 9 uygulama var. Uygulamaların hepsi kendi alanlarında önde gelen sitelerle yapılan ortaklıklar sonucunda hayata geçirilmiş. Dosya paylaşımı ve depolanması için Box.net, sunum paylaşımı için Google Docs ve Slideshare, online proje yönetimi için Huddle.net, blog uygulamalarında Wordpress ve Six Apart, okuma listesi uygulaması için Amazon, gezi uygulaması için Tripit ile ortaklıklar kurulmuş ve uygulamalar hayata geçirilmiş.
Sosyal ağların olmazsa olmazları arasına giren uygulamalar LinkedIn’e yeni bir hava katacaktır. Diğer taraftan Facebook için uygulama geliştiren şirketlerin milyonlarca dolarlık yatırımcı bulmaları, LinkedIn platformuna uygulama geliştirmeyi cazip hale getiriyor. Bu platform için geliştirilecek yenilikçi uygulamaların sahipleri de en kolay yoldan iş ortaklıkları kurabilirler.
23 Temmuz’da yaptığımız haberde e-ticaret alanında önemli bir oyuncu olabileceğini düşündüğümüz Tio‘nun satılmak ile kapatılmak arasında gidip geldiğini yazmıştık.
Haberimizin sonrasında konuyla ilgili Teknoloji Holding ya da Embrio tarafından hiçbir resmi açıklama gelmedi ancak şirket içinden konuyla ilgili bazı arkadaşlarımız özellikle kapatılmanın söz konusu olmadığını dile getiren açıklamaları gerek sözlü gerekse yazılı olarak yaptılar.
Son günlerde sürekli Teknoloji Holding tarafında bir yaprak dökümü olduğunun haberlerini alıyorduk. Tio ekibinin yanı sıra şirketin Embrio bünyesindeki farklı girişimlerinin de operasyonu durdurma kararı aldığını öğreniyorduk.
Sadece duyum olarak kulağımıza gelen bir dedikodu ise şirketin BelgeTurk projesinin girişimin hayata geçirilmesinin ana sebebi olan anlaşmanın iptal edilmesi ile sona erdirildiği yönündeydi. Benzer duyumları KolayTedarik için de alıyoruz.
Bugün aldığımız bir duyum ise Tio’nun şu günlerde ana operasyonunu sona erdireceği ve şirketin bugün içinde bir açıklama yapacağı yönünde oldu.
Konuyu Teknoloji Holding tarafından doğrulamamız mümkün olamadı, çünkü şirket içindeki kontaklarımızın neredeyse hepsi işten ayrılmış durumda. Ancak Tio.com.tr’yi incelediğimizde servisin zaten hali hazırda artık sadece bir fiyat karşılaştırma hizmeti sunduğunu ve asıl fark yaratması gereken direkt satış hizmetini artık vermediğini görüyoruz. Tio artık kıyaslama ile sunduğu fiyatlardan alım yapmak istediğinizde sizi ilgili alışveriş sitesine yönlendiriyor.
Tio sadece fiyat karşılaştırma ile devam eder mi yoksa tamamen siteyi kapatır mı bilemiyorum ancak sadece fiyat karşılaştırma ile devam etmesinin kendilerine zarar vermeyeceğini hatta imaj açısından daha doğru bir karar olacağını düşünüyorum.
Tio yola çıktığı ilk modelinde güzel bir noktayı yakalamıştı ancak şirket içi dinamiklerin yarattığı beklenti ile geri dönüşler kurumsal yapı dahilinde tatmin edici olamamıştı. Tio ekibinin bu süreçte ne kadar canla başla çalıştığını herzaman gözlemliyor, duyuyor ve görüyordum. Ancak malesef dinamik, esnek ve vizyoner olunması gereken Tio gibi bir girişimin gelişiminde belli ki sağlanamayan ya da aşılamayan pozisyonlar doğmuş ve büyük umutlar bağlanan servis bugünkü konumuna gelmiş.
Umarım servisin altında yatan teknoloji ve birikim bir çırpıda silinmez ve üzerinde biraz düşünülüp değerlendirilir. Operasyon bitmiş olsa da, ana modelden uzaklaşılıp iş modeli ortadan kalkmış olsa da Tio’nun hâlâ yapabileceği ve dinamik bir yapı içinde ulaşabileceği hedefleri olduğuna inanıyorum.
Bugünlerde çok büyük olasılıkla sona ermiş ya da erecek olan Tio operasyonu bence tüm bunların ışığında değerlendirilmelidir.
İnternet kullanıcılarının evrensel nüfus cüzdanına sahip olmalarına yönelik adımlar hızla atılmakta. Facebook’un, Facebook Connect’i 30 Kasım’da genel kullanıma açacağını duyurmasından sonra bir gelişme de OpenID cephesinden geldi. OpenID tek bir kullanıcı hesabı kullanarak tüm web sitelerine giriş yapmayı sağlayan bir yapı. Kısacası OpenID, İnternet kullanıcıların birçok site için onlarca değişik hesap açmaları zorunluluğunu ortadan kaldırmak isteyen bir insiyatif.
Bugün itibariyle de Gmail kullanıcı hesaplarınız artık OpenID olarak kullanılabilecek. Yeni uygulama ile beraber Google’in OpenID 2.0 protokolüne dayanan API’ını kullanan sitelere Gmail kullanıcı adı ve şifresi kullanılarak üye olunabilecek. Fakat Google henüz başka bir sağlayıcısından temin edilen OpenID kimliklerini kendi sitelerinde kabul etmiyor. Yani Google’ın bir servisini kullanmak istediğinizde yine bir Google hesabına sahip olmanız gerekecek. Dolayısıyla, Google’ın bu uygulaması tam olarak OpenID felsefesi ile uyumluluk göstermiyor, fakat yinede önemli bir başlangıç.
Google’ın yayınladığı API’ı kullanarak Gmail kullanıcı adı ve şifresini kabul etmeye başlayan ilk site Google’ın web tabanlı büro yazılımları pazarindaki en büyük rakiplerinden ZoHo oldu. Bu ilginç gelişme OpenID kullanımındaki artişla beraber rekabet koşullarının önümüzdeki dönemde değişeceğinin bir göstergesi.
Bu hafta içerisinde Microsoft da benzer bir açıklama ile Windows Live hesaplarının önümüzdeki dönemde OpenID’ye entegre edileceğini belirtti. Yahoo, AOL ve MySpace kullanıcı hesapları da bir süredir OpenID olarak kullanılabiliyor. Yeni açıklamalarla beraber Facebook dışındaki bütün büyük platformlar OpenID kimlik sağlayıcısı oldular. Bu gelişmelerle beraber önümüzdeki dönemde OpenID kabul eden sitelerin sayısının hızla artacağını düşünüyorum.
Malesef ülkemizde OpenID kabul eden sitelerin sayısı oldukça az. Hatta global olmayı amaçlayan birçok sitede bile OpenID entegrasyonu bulunmuyor. Bir projeyi global bir proje haline getirmek için, siteyi İngilizce yapmak yeterli olmuyor. Bütün dünyaya yayılması istenen projelerin global teknolojilere entegrasyonu atılacak adımlardan ilki ve en önemlisi.
© 2006-2008 Arda Kutsal
48 queries. 5.333 seconds.





