Google Video? Yok artık daha neler…?

Yarım saatten fazla oldu ve Google’ın video servisi olan Google Video‘ya Türkiye’den erişilemiyor.

Türkiye’den başka her yerden erişimi sorunsuz olarak devam eden Google Video acaba yeni bir engelleme mi diye düşünüyoruz…

Şimdi herkes sakin olsun hep birlikte bekleyelim, belki de paranoyak olmuşuzdur. Kim bilir? :)

GÜNCELLEME 1: FriendFeed‘de de açtığımız başlığa siteye ulaşılamadığı yönünde cevaplar geliyor.

GÜNCELLEME 2: Konu Dmry.net’te de konuşuluyor.

Devamını Oku

Aramıza hoşgeldin Ali Altuğ Koca!

Kişisel blogu olan alialtugkoca.com‘da yazılım ve Web 2.0 konularında yazılar yayınlamakta olan Ali Altuğ Koca, bugün itibari ile Webrazzi ekibine katılmıştır.

Doğuş Üniversitesi‘nde Bilgisayar Mühendisliği’nde son dönemini geçirmekte olan Ali Altuğ Koca, Java, PHP  ve XML konularında da bilgi sahibidir.

Webrazzi’nin yazılım ihtiyaçları açısından da ekibimize güç katacağına inandığım Ali Altuğ Koca, ağırlıklı olarak Web 2.0 girişimlerini sizler için inceleyecek ve özellikle yeni ürünlerin tanıtımlarını gerçekleştirecektir. Kendisine aramıza hoşgeldin diyoruz!

Devamını Oku

Xtranormal ile 3D video yaratmak çok kolay

Xtranormal, son zamanlarda gördüğüm en etkileyici ve eğlenceli servislerden bir tanesi. Site, kullanıcıların kolayca 3D animasyon videoları yaratmalarını sağlıyor.  Xtranormal’ın iyi tasarlanmış ve kolay öğrenilebilen bir arayüzü var. Bir video yapmaya başladığınızda ilk olarak yaratmak istediğiniz karakterlerin görünümlerini ve sahnenin arka fonunu belirliyorsunuz. Daha sonra sıra senaryo yazmaya geliyor. Karakterlerin konuşmalarını diyalog halinde arayüzde belirlenen yerlere yazıyorsunuz. Sitenin yapay konuşma sentezleyicisi sayesinde yarattığınız karakterler  diyaloğu seslendiriyorlar.  Karakterlerin konuşurken yaptıkları mimikler ve hareketler hatta animasyondaki kamera açıları bile Xtranormal’in ara yüzünden ayarlanabiliyor.

Xtranormal’in yapay konuşma sentezleyicisi Türkçe’yi desteklemiyor, fakat İngilizce’nin yanında Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca ve Japonca desteklenen diller arasında yer alıyor. Xtranormal üzerinde yaratılmış videolara bu linkden ulaşabilirsiniz.

Xtranormal, insanın başında saatlerini kolayca harcayabileceği çok eğlenceli bir servis. Yasaklamalarla canımızın çok sıkıldığı bu haftada, umarım Xtranormal herkes için güzel bir eğlence olur.

Buda benim yaptığım video:

Devamını Oku

BerilTech’in satın aldığı alan adları ve yeni projeleri

Nisan 2007′deki Blogcu.com ve sonrasında Ocak 2008′de gerçekleşen TR.TC satışlarından sonra BerilTech‘in kurucusu Devrim Demirel‘in Botégo‘ya ortak olduğunun haberini vermiştik. Aynı dönemlerde Devrim’in Sirketce.com üzerine çalışmaları olduğunu öğrenmiştik.

Geçtiğimiz günlerde BerilTech cephesinde bazı gelişmeler olduğunu öğrendim.

Öncelikle şirket sessiz sedası UygunTeklif.com‘un tamamını bünyesine katmış. (Ekim Nazım Kaya’nın girişiminde önceden de BerilTech’in hissesi bulunuyordu.) Bu satın alma ile ilgili BerilTech kurucusu Devrim Demirel detay paylaşmıyor. Merak edenler için UygunTeklif.com’u Mart 2007′de Webrazzi’de incelemiştik.

BerilTech tarafından son dönemlerde satın alınan bazı alan adlarından da haberdar olmuştuk, ancak detaylı bilgi alamamıştık. Konuyla ilgili Devrim Demirel’le konuştuğumda son derece açık olarak duyumları doğruladı ve detaylı olarak satın alınan alan adları ve hedefleri ile ilgili bilgileri de paylaştı.

Öncelikle şirket Semantik.com ve Semantik.net alan adlarını satın almış. İnternet üzerinde bulduğumuz kaynaktaki rakamlar Semantik.com’un $6500 ve Semantik.net’in $1500 olduğunu gösteriyordu. Devrim Demirel bu rakamları doğruladı.

Bu alan adlarının alınmasının sebebi BerilTech’in önümüzdeki dönemlerde hayata geçireceği yeni projesiymiş. Türkçe semantik veritabanı konusunda çalışmalarını hızlandıran şirket yakın zamanda herkese açık bir API ile Türkçe anlambilim konusunda hizmet sağlayacakmış.

Satın alınan diğer bir alan adı da Rehber.com. Bu alan adı için de 100.000 YTL gibi bir ücret ödenmiş. O zamanki fiyatıyla yaklaşık $65.000. BerilTech Rehber.com ile küçük işletmelerin internet üzerinde yer alabilmesi için bir proje geliştiriyor olacakmış.

Adres.com projesine de ağırlık vereceklerini belirten Devrim Demirel bu proje için Adres.net alan adını da portföylerine kattıklarını belirtti.

Son kullanıcıya dönük yeni bir girişim için de internetim.com alan adının alındığını ve bu projenin de çalışmalarına başlanmak üzere olunduğunun bilgisini aldım. Internetim.com ile ilgili halen bir projelendirme sürecinde oldukları için Devrim Demirel detayları paylaşmak istemedi. Ancak edindiğim izlenim bir tür başlangıç sayfası konseptinin hayata geçirileceği yönünde oldu.

BerilTech’in sahibi olduğu 5000‘e yakın alan adı olduğunu biliyoruz. Söz konusu alan adları ile ilgili olarak da önümüzdeki günlerde bazı elden çıkartmaların söz konusu olacağını öğrendim. Ancak böylesine bir satış sürecini başlatmadan önce, daha doğrusu alan adı portföylerini satış için halka sunmadan önce, kendi ihtiyaçlarına uygun olanları filtrelemeleri gerekmekteymiş ve zaman alan bir süreç olduğu için henüz bu konudaki çalışmalarını sürdürüyorlarmış.

BerilTech’in yaptığı gibi web girişimlerinden geleni tekrar web girişimlerine aktaran kişiler ve şirketleri takdir ediyorum. Kişisel olarak da son derece önem verdiğim bir yaklaşımdır bu. Kazanılanı tekrar sektöre aktarmak ve gelişime destek sağlamak bence pazarımızın mevcut durumu açısından vizyoner bir duruş sağlamaktadır. Benzer eğilimlerde olan ve geçmişte gerçekleştirdikleri başarılı çıkışlardan sonra birikimlerini yine web girişimlerine aktaran farklı kişiler de var elbette. Devrim Demirel’le başladığımız bu ilk güncellemeye önümüzdeki günlerde farklı isimlerle devam etmeyi istiyorum.

Hem kişilerin ve şirketlerin şu günlerde üzerinde çalıştıkları projelerin paylaşılması hem de merak edilen “satış sonrasında ne yaptılar?” sorusunun cevabı için bu tür haberlerimizin değerli olacağını düşünüyorum.

Devamını Oku

Berlin’den Web 2.0 Expo geçti…

Açıklama: Şekip Can Gökalp Mixxt Türkiye Ülke Müdürü olup bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de yayınlanmıştır.

Koca bir internet haftasını geride bırakıyoruz. Web 2.0 Expo Avrupa (bundan sonra W2EB olarak anacağım) ayağının bu sene de Berlin’de yapılacağının duyurulması ardından başlayan heyecan, bu haftanın bitmesiyle son buluyor. Digital Native konsepti üzerine yoğunlaşan DNADigital ve Almanya’nın şimdiye kadar gördüğü en büyük ve en uluslararası barcamp olan Barcamp Berlin 3‘in (bundan sonra BCB3 olarak anacağım) 17 Ekim’deki tanışma partisiyle başlayan hafta, Techcrunch UK tarafından 23 Ekim gecesi gerçekleştirilen Latecrunch ile son buldu. Bu bir haftalık süre içinde istisnasız her gün ve her gece birer etkinlik vardı.

  • DNADigital – kendini Digital Native (mealen dijital hayatın yerlisi) olarak adlandırabilen herkesin davetli olduğu, daha çok gelecek trendlerinin ve büyük firmaların bu anlamdaki duruşlarının konuşulduğu bir toplantı
  • BCB3 Warmup, BCB3 Cumartesi ve Pazar oturumları, Night of the Barcamp – Barcamp Berlin ve ona ait gece eğlenceleri
  • Girl Geek Dinner – aslında ne akşam yemeği, ne de sadece kadınlara özel bir etkinlik olan Girl Geek Dinner basit bir networking
  • pl0gbar Jahreshauptversammlung – Almanya’nın çeşitli şehirlerinde düzenli olarak gerçekleşen sosyal medya üreticileri toplantısı pl0gbar’ın yıllık ana buluşması
  • Facebook Developer Garage – pek fazla yazılımcı katılmamış olsa da, Facebook uygulaması geliştiricilerine yönelik olarak organizasyon
  • Webmontag Berlin – Alman webmonday toplantılarının ilki ve en babası
  • Foneros Brunch – yatırımcı ve dizi girişimci Martin Varsavsky tarafından kurulan wifi ağı Fon’un camiayla buluştuğu brunch. Lukasz Gadowski ile ortaklaşa düzenlendi
  • Web 2.0 Expo Europe – tüm kıtalardan ziyaretçi çeken, özellikle konuşmaları ve atölyeleri ile önem arz eden Web 2.0 Expo’nun Avrupa’daki ikinci yılı
  • Accel Ventures kokteyli – Accel tarafından düzenlenen, 80 metrekarelik bir barda birkaç milyar avroyu bir araya getiren yatırımcı buluşması
  • Pitchcamp Party – Expo’nun ilk gününde yapılan “Pitchcamp – şan ve şöhret için nasıl sunum yapılır” atölyesinin partisi. Expo’nun en damar konularından birine, sağlam katılımcılarla değinerek en çok ilgiyi çekmeyi başaran Pitchcamp atölyesinin partisi
  • O’Reilly Roundtable – Avrupa’nın dört yanından gelen 25 blogger ile Tim O’Reilly’nin soru-cevap seansı
  • Web 2.0 Expo Party – Yeterince açık sanırım =)
  • Latecrunch – Techcrunch UK tarafından düzenlenen ve haftayı kapatma iddiasında haklı olan parti.

Kiminde sadece bira içip kafa dağıtıldı, kiminde ise yoğun panel, sunum ve workshop programının içinde oradan oraya koşturuldu. Ben de ilk günden itibaren etkinliklerin bir kısmına katılmayı başardım. Sabah 9-10 gibi başlayıp sabaha karşı 3-4 gibi biten Berlin Webweek günlerinin hepsinde bu yoğun tempoya dayanamayıp arada yatak döşek yatmam dışında, son derece keyifli bir haftaydı. İki ana etkinliğe ve uydu etkinliklere genel bir bakış atarak, tanıdığım startupları derleyeceğim.

Barcamp Berlin 3

Katıldığım barcampler arasında en müthiş mekanda yapılanı BCB3′tü. Deutsche Telekom’un başkentteki merkezinde yapılan etkinliğin 600′ün üstünde katılımcısı oldu, etkinlik komünitesi üzerinden 1200′den fazla insan takipteydi. Yapılan bu büyük etkinliğin finanse edilebilmesi için onlarca sponsor seferber edilmiş ve 10 kişiye yakın kişi gönüllü olarak çalışma yapmış. Bunun neticesinde işin içine hafif bir kurumsallık girmiş olsa da, ciddi anlamda etkili bir organizasyon olduğunu söylemeliyim. Sponsorların isimlerini verdikleri odalarda iki gün boyunca ardarda verilen seanslar genel barcamp havasına uygun olarak çokluk teknik konular etrafında odaklanmıştı. Orta Asya pazar hakkında Bektour Iskender tarafından yapılan sunum yüzeysel de olsa uzaklardan bir hava estirmesi anlamında önemliydi.

Azerbaycan’dan Ilgar Mirza (Barcamp Azerbaycan organizatörü) ve Amid Guliyev, Kırgızistan’dan Bektour Iskender ve Kristina Dolgih (Barcamp Central Asia organizatörleri) ve adını sayamayacağım 100′e yakın yabancı katılımcının arasında -gördüğüm kadarıyla- Türkiye’den katılımcı yoktu, ama Almanya’nın en sağlam Symbian blogunun, Smabo‘nun, yazarı 16 yaşındaki Hasan Öztaş oradaydı. Onunla tanışıp konuşmak bu anlamda önemli olaylardan biriydi. “bcb3″ ve “bcberlin3″ etiketlerini kullanarak çeşitli platformlarda etkinlikle ilgili görsel ve yazılı materyale ulaşabilirsiniz.

Web 2.0 Expo Europe

O’Reilly ve TechWeb tarafından ilk olarak -tabi ki- Amerika’da düzenlenen ve iki senedir Avrupa’da da gerçekleştirilen Web 2.0 Expo, özetle; orta boy bir salonda 10-12 kadar sponsor firmanın stand kurduğu, buna ek olarak ortalama 200 kişilik 6-7 salonda çeşitli atölye ve sunumların gerçekleştirildiği, buna ek olarak 800 kişilik bir ana salonda bir takım yeni ekonomi yıldızlarının konuşmalar veya sohbetler gerçekleştirdiği üç günlük multi-track bir fuar/konferans. Katılımcı profilinin yüzde 70 takım elbise yüzde 30 spor ayakkabı civarında gezindiği biraz sezon kapanışı havası esen üç günlük sağlam bir etkinlikti. Basın mensubu olarak katıldığım için çeşitli konuşmacılarla birebir sohbete de girebildiğim etkinlikte, herkesin dilindeki konu krizdi diyebilirim.

Pitchcamp atölyesi, yukarıda da değindiğim gibi en önemli atölyeydi. Sunumlarda ise Tim O’Reilly’nin açılış konuşması, Index Ventures’dan Saul Klein‘ın .com balonu ve yaşadığımız web 2.0 furyasını karşılaştıran çarpıcı sunumu ve ICQ’nun kuluçka dönemi yatırımcılarından Yossi Vardi ile yapılan sohbet benim en beğendiklerimdi. Yüzde yüz Amerikan organizasyonu olan W2EB, başarıyla Avrupa piyasasına entegre olmuştu diyebilirim. Özellikle Avrupalı bloggerların insider pozisyonuna çekildikleri özel program sayesinde, iyi bir kaynaşma sağlandı. Buna ek olarak Webrazzi’de de duyurusunu yaptığım Startup Ignite -çoğu Almanya’dan- Avrupalı startupların dünya arenasına çıkmaları anlamında önemliydi. Burada sunum yapan startuplara da ayrıca değineceğim.

Benim için bol bol yeni insan tanıdığım, eski tanıdıklarla bir araya geldiğim, -özellikle- Türkiye ile ilgili bol bol bilgi paylaştığım iyi bir zaman oldu. Türkiye’den 2 katılımcı gördüm. Daha fazlası da olabilir, fakat onlarla konuşma şansım olmadı.

W2E blogundan, basın sayfasından ve “w2eb” etiketini kullanarak ilgili materyale ulaşabilirsiniz.

Startup Ignite

Techweb’den Brady Forrest tarafından yönetilen, firmaların 5 dakika içinde şirketlerini tanıttıkları veya şirketleri ile ilgili duyuru yaptıkları seansta, Lukasz Gadowski, Mike Butcher ve Christophe Maire her sunum sonrasında konu hakkında kısa bir yorum yaptılar.

  • aka’akiSymian ve iPhone platformlarına yönelik mobil sosyal ağ uygulaması olan aka’aki sayesinde bulunduğunuz bölgede arkadaşlarınız var mı, varsa ne yapıyorlar gibi lokasyon ve durum bazlı veriler üzerinden arkadaşlarınızla iletişime geçebiliyorsunuz. Ürün tanıtımını video ile ‘geçiştiren’ aka’aki bana kalırsa sağlam bir ürün ve geleceği parlak. Private Deal konferansı için Türkiye’ye gelen Oliver Beste’nin ortağı olduğu Founders Link aka’aki’nin yatırımcıları arasında. Bu da mobil uygulamalar üreten ekiplerin dikkat etmesi gereken bir ayrıntı.
  • amazeeKurucuları ile bu senenin başlarında Barcamp Hannover’de tanıştığım amazee Avrupa ve Amerika’da sürekli olarak networking yaparak daha siteyi betadan çıkarmadan sağlam bir takipçi kitlesi yakalamışlardı. Bir proje yönetimi aracı olarak pozisyonlandırıkları ürünlerinde her projeye ait bir grup kurup, projenizle ilgili olarak bağış toplayabiliyorsunuz. Bu özelliğiyle sosyal sorumluluk projelerine yakın bir duruş sergileyen amazee, sunumunda video kullanan diğer bir şirket oldu. Sunumlarda son derece başarılı olan Dania kendisi konuşsa daha iyi olurdu bana göre, ama tercih meselesi tabi.
  • iDesktop.tvİngiltereli bu firma, youtube videoları aramak, izlemek, yayın akışları organize etmek ve yeni bir özellik olarak da özelleştirilebilen oynatıcılar yaratmak üzerine kurulmuş bir modele sahip. İki kişi olarak yaptıkları sunum oldukça sönük geçen şirket için, Türkiye gibi yasaklı ülkeler sağlam bir açılım sağlayabilir. Bu konuda bir takım düşünceleri olduklarını da benimle paylaştılar.
  • plistaPitchcamp’te de sunum yapan plista, daha önce hiclip’i de kuran Dominik Matyka’nın yeni firması. Browser eklentisi olarak sundukları ürün, kullanıcılara içerik öneriyor. Yayıncı sitelerle ortaklık gerektirmemesi açısından kuvvetli bir noktada duran ürün, renkli sunumu ile de etkileyiciydi. Startup Ignite yorumcularından Lukasz Gadowski’nin yatırımları arasında bulunan plista, haliyle Lukasz’dan iyi bir yorum aldı.
  • soundcloudMüzik piyasasının tüm profesyonellerini tek platformda bir araya getirmeyi hedefleyen soundcloud, bana göre en iyi sunumu yapan firmaydı. Enerjisi yüksek, tempolu ve serbest bir şekilde yapılan sunum eğlenceliydi. Müzik piyasasında günlük olarak kullanılan bir araç olmayı hedefleyen firma sağlam rakipleri karşısında ne yapar bilemiyorum, ama ortaya çıkardıkları ürün son derece kaliteli.
  • txtrOkumak istediğiniz dijital metinleri organize etmeye, paylaşmaya ve arkadaşlarınız ile senkronize etmeye yarayan txtr ilginç ama biraz da soyut bir iş gibi. Lukasz’ın “Tam olarak hangi sorunu çözdüklerini anlayamadım” yorumunu tekrarlıyor ve katılıyorum. Sunumu da biraz karışık ve sıkıcı geçen txtr uzun vadede bir değer yaratabilir, ama ilk etapta son kullanıcıya inmekte zorlanacaklarını düşünüyorum.

Startuplar için ders niteliğinde bir seanstı bana göre. Umarım bir yerlerde videoları yayınlanır, iyi ve kötü sunumların firmaları ne kadar farklı noktaya götürebildiğini gösteren iyi birer kaynak olacaklardır.

Devamını Oku

Facebook yok, MySpace yok, iPhone yok!

Sizde olabilir, kullanabilirsiniz, ama günümüz fenomenlerini kullanmayan milyonlarca insan var. Yoğun olarak dünyanın öbür tarafında bir adada yaşıyorlar ve hepsinin gözleri çekik… Evet Japonya’ya Facebook, MySpace ve iPhone fenomeni pek de uğramadı. Nasıl olur da bu 3 fenomen Japonya’da tutmadı? Kuru fasülye Mozambik’te neden tutmadı gibi bir soruya benzese de günümüzün çığır açan sosyal ağlarından Facebook, MySpace ve devrim yaratan iPhone, Japonya’da hiç de popüler değil.

Bunun sebebi Japonya’nın internet dünyasında geriden gelmesi değil, nitekim internet kullanımında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Zaten fazlasıyla yaygın olan internet sektörünün boyutlarını 2007 yılındaki 5.6 milyar dolarlık online reklam pastası açıkça belli ediyor. Peki Japonlar ne yapıyor? İsterseniz Facebook ve MypSpace’ten yani sosyal ağlardan başlayalım. Birbirlerini “poke”lamak ya da resimlerini “tag”lemek onlara göre değil diyorsanız haklısınız. Japonya’da poke’lamanın yasak olduğu Mixi isimli sosyal ağ fenomeni almış başını gidiyor. Mixi en popular 6’ıncı siteyken, Myspace 95’inci sırada Facebook’un ise adı ilk 100’de anılmıyor.

Bu durumun bir kaç sebebi var. Facebook tam bir Amerikan kültürü örneğini yansıtırken kendine ait kapalı bir kültürü olan Japonya bu örneği kendisine yakın bulamadı. Örnek olarak Mixi’de poke’lamak yok, hatta Mixi’de amaç yeni arkadaş edinmek de değil. Sadece iletişim kurmak. Facebook kurucusu Mark Zuckerberg Tokyo’da Facebook ile ilgili yaptığı bir açıklamada, Facebook’un tutmasının önemli sebeplerinden birinin gerçek isim ve gerçek fotoğrafların kullanılması olduğunu belirtmişti ve gerçek şu ki, bu durum Japon kültürüne tam bir zıtlık oluşturuyor. Mixi’de gerçek isim yok, takma isimler var ve insanlar gerçek yüzlerini ve gerçek resimlerini koymuyorlar. Ayrıca Mixi davetiye usulü ile kullanıcı kabul ediyor.

Bir başka sebep ise “dil”. Facebook’un Japonca’yı dil seçenekleri arasında sunması 4 yıldan fazla sürerken bu süre zarfında Mixi zaten 1 milyondan fazla kullanıcı edinmişti.

Sebeplerin bir tanesi ise “güven”. Japonların Japon olmayan bir markaya güvendiği pek söylenemez. Bu güveni sağlayan ve Japon olmayan siteler Wikipedia, Google, YouTube Twitter ve Amazon olarak sayılabilir ve bunların hiçbiri de bir sosyal ağ değil.

Gelelim iPhone’a. Ülkemize geldi gelmedi, tuttu tutmadı, akşamdan mağazaların önünde kuyruklar oluştu, aylık tarifesi 5 YTL oldu 10 YTL oldu, Berkecan ne yaptı, o kızdan ayrıldı, mokaçino frapuçino derken, iPhone’un hem ülkemizde hem de dünyada bir çığır açtığı gerçek. 3G’nin bile henüz olmadığı ülkemizde bas bas 3G bir telefon satılması apayrı bir “sosyal analiz” gerektirirken, nasıl olur da sevgilli Japon dostlarımız, gelişmiş 3G, 3G+ hatta yakında çıkacak olan 4G ile internette uçarlarken iPhone’a tenezzül etmezler?

Bunun sebepleri çeşitli olabilir. Öncelikle başka gelişmiş cihazların olduğu gerçek ama bu sebeplerin arasında bir tanesi var ki, cevabı duyunca şaşırabilirsiniz: Isırılmış elma sembolü (Apple Logosu) Japonya’da 7 yıl lanet, kötü şans, ölüm, yılan, şeytan anlamına geliyor. Şaka şaka…! Ama gerçek sebep belki bu şakadan bile daha vahim: iPhone’da (henüz) Emoji denilen bir çeşit japon smiley çeşidinin olmaması! Japonlar birbirlerine eposta gönderirken bu karakterlerden kullanıyorlar ve bunlardan kullanılmadığı zaman alınıyorlar ve hakaret olarak algılıyorlar. İşte bu yüzden iPhone da 2.2 sürümünde Emoji desteği sağlayacağını duyurdu.

Kısacası gerçekten de pazarlama ve satış zor işler! Özellikle global pazarlarda farklı kültürlere ulaşmaya çalışıyorsanız…

Görsel Kaynağı: http://flickr.com/photos/inju/187473047/sizes/o/

Devamını Oku

Blogger.com’a erişim engellendi!

Şu anda aldığım bir haberi doğrulamak için kontrol ettiğimde dünyanın en popüler blog servislerinden Blogger.com‘un aldığım e-postada belirtildiği gibi erişiminin engellendiğini gördüm.

Şu an için sitenin girişinde herhangi bir karar açıklaması bulunmuyor ve sadece klasik “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” yazısı bulunuyor.

Devamını Oku

Google Analytics Data Export API davetiyesi (2 adet)

Dün haberini verdiğimiz Google Analytics yeni özelliklerinin belki de yazılım geliştiriciler için en önemli bölümü olan Data Export API‘den kapalı beta aşamasında yararlanmak isteyen okuyucularımızdan 2 kişiye özel davetiye veriyoruz.

Türkiye’de bu alanda değerli hizmetler veren ve Google’ın Analytics konusunda Doğu Avrupa ve Türkiye’deki tek iş ortağı olan SEM A.Ş. tarafından sağlanan bu iki davetiye için öncelikle kendilerine teşekkür ediyoruz.

Söz konusu API kullanımı özellikle Analytics verisini uygulamalarına entegre etmek isteyen web girişimi sahipleri için büyük değer yarattığı için, davetiyeleri gerçekten ihtiyacı olan kişi ve kurumlara sunmak istiyoruz.

Konuyla ilgili kişi ve şirketlerin bize acil olarak başvurmaları ve Analytics yönetici e-posta adresleri ile Analytics hesap numaralarını (UA-XXXXXX) iletişim formumuz üzerinden göndermeleri gerekmektedir.

Yapılan başvurularda API’yi hangi alanda ve ne amaçla kullanacağınızı da bildirirseniz seçim yapmamızı kolaylaştırmış olursunuz. Çünkü kısıtlı sayıdaki davetiyenin doğru ihtiyaca çözüm olmasını arzu ediyoruz.

Yarın (Cumartesi) günü davetiye alacak kişilerin Google’a bildirilmesi gerektiği için bu geceye (Cuma) kadar gerçekten ilgili ve API’ye ihtiyaç duyan kişilerin başvurmasını rica ederiz.

Gönderilen e-posta adreslerine Google tarafından geri dönüş yapılacaktır, bu yüzden Webrazzi ya da SEM A.Ş.’den geri dönüş beklenmemesi gerektiğini vurgulamak isterim.

SEM A.Ş.‘ye sağladığı davetiyeler için tekrar teşekkürler.

Devamını Oku

Headup: Firefox için semantik eklenti (50 Davetiye)

Firefox kullanıcılarına daha kaliteli ve verimli bir ortam sağlayan eklentilere yeni bir tanesi daha katıldı. SemantiNet tarafından yaratılan Headup, basitçe, bir sayfadaki içeriğin web’deki diğer bilgilerle birleştirilmesini sağlayan bir eklenti olarak tanımlanabilir.

Kullanıcılar Headup’ı Firefox tarayıcılarına yüklediklerinde, ziyaret ettikleri sayfalardaki bazı kelime yada kelime gruplarının yanında sarı renkli artı işareti görmeye başlıyorlar. Kullanıcılar bu işarete tıklayarak açtıkları Headup penceresinden o kelime ile alakalı, çeşitli web sitelerinden toplanmış linklere ve bilgilere ulaşabiliyorlar. Bu bilgiler, hem Yahoo, Google ve Wikipedia gibi kaynaklardan hem de kullanıcının üyesi olduğu Twitter, Facebook, FriendFeed ve Last.fm gibi sosyal ağlardan çekiliyor. Bunların yanında Flickr, Pandora, Zvents, YouTube, Digg ve Yelp gibi popüler sitelerde, Headup’ın ulaşabildiği servisler arasında yer alıyor.

Örneğin, FriendFeed’de gezinirken gördüğünüz ColdPlay’in The Scientist şarkısının yanındaki sarı artı işaretine tıkladığınız zaman, açılan pencereden Last.fm’den grup ve şarkı hakkında bilgilere ulaşabilir, konser tarihlerini öğrenebilir, Flickr’daki ColdPlay resimlerini görebilir veya Pandora’dan grubun son albümünden örnekler dinleyebilirsiniz. Ayrıca bilgilerinizi Headup ile paylaşdıysanız, arkadaşlarınızın Twitter’da bu grup hakkında ne söylediklerini öğrenebilir yada Facebook’daki hangi arkadaşlarınızın favorileri arasında bu grubun yer aldığını görebilirsiniz. Headup’ın en güzel özelliklerinden biri çeşitli kaynaklar kullanarak oluşturduğu içeriği çok fazla göze çarpmayacak, kullanıcıyı rahatsız etmeyecek şekilde sunması. Bu özelliği ile servis, gelişmiş teknolojisini kullanışlı bir arayüzle sunmayı başarmış. Servisin semantik web teknolojisi Microsoft Silverlight 2 yardımıyla geliştirilmiş.

Headup, sementik yazılım şirketi SemantiNet’in ilk ürünü. Şirket aralarında Joseph Vardi ve Jeff Pulver’ın da bulunduğu isimlerden bugüne kadar 3.4 milyon dolar yatırım aldı, ve yeni ürünler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Headup şu an kapalı beta olarak yayın yapmakta. Fakat, SemantiNet, Webrazzi okurlarının servislerini test edebilmeleri için 50 kişilik davetiyeyi bizlerle paylaştı. Servise bu link üzerinden WEBRAZZ kodunu kullanarak üye olabilirsiniz. Elinizi çabuk tutun, kod sadece ilk 50 kullanıcı için geçerli olacak.

Servisi test eden okurlarımız izlenimlerini ve düşüncelerini bizlerle paylaşırlarsa seviniriz.

Devamını Oku

Basitlik basitlik değil, gizemli bir meziyet!

Basit araçlar yolun başındaki bir girişimci için iyi bir başlangıç olabilir. Girişimci kendini ve pazarı denerken, bir yandan da yaşayacağı sorunları basite indirgenmiş şekilde atlatmış olur. Bir süredir listelediğim araçlardan ilhamlar alabileceğinizi düşündüklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

1 milyon piksel reklam alanının satılmasıyla oluşturulan “The Million Dollar” ana sayfası; bu tarz fikirlerin yaratıcılık olarak en etkileyicisi, ticari olarak da en başarılı olanıydı – hatırlayanlarımız çoğunluktadır. Bu fikri geçecek kadar şanslı olan bir ürün yok bugüne kadar ama aşağıda güncel bir kaç güzel örnek var.

Domai.nr: Domai.nr alanadı ararken kullanabileceğiniz; size hem web 2.0 trendini yakalayan adresler sunan hem de satın almanızı kolaylaştıran bir araç. Onlarca uzantı arasından size çekip çıkardığı sonuçları gördükten sonra kredi kartlarınızı kullanmak isteyebilirsiniz!

Usernamecheck: Popüler web sitelerinde kullanıcı adı bulmak bir uğraştır. Sizin sürekli kullandığınız kısa isminiz başkası tarafından çok öncesinden alınmış olabilir. İşte usernamecheck’in çıkış noktası da tamamen buna dayanıyor. Kullanıcı adını giriyorsunuz, Usernamecheck de sizin yerinize bu ismin hangi popüler sitelerde kullanılabilir olduğunu kontrol ediyor. İlerleyen günlerde yaratıcı gelir modelleriyle süslenebilecek bir fikir.

Bunların yanında daha bir çok yaratıcı araç daha var listemde ve bu liste büyümeye devam edecek. Mesela Dearadobe gibi Adobe müşterilerinin isteklerinin toplandığı bir havuz, Brandtags gibi yine kullanıcının karşısına çıkan rastgele bir marka hakkında aklına gelen etiketi yazmasıyla oluşturulan büyük etiket bulutu…

Bu liste dediğim gibi uzayıp gider. Belki basit düşünmeyi öğrenmek ve kullanıcı dostu siteler yaratmak için öncelikle basit bir şeyler deneyebilirsiniz.

Aklınıza gelen yaratıcı şeyleri bir değere dönüştürmek sizin elinizde!

Devamını Oku


©2006-2011 Webrazzi
71 queries. 0,540 seconds. v2