Kazakistan’da bakanlar blogcu oluyor. Peki ama ne kadar samimiler?

Profy’de çıkan bir yazıya göre Kazakistan başbakanı Karim Masimov, bu hafta bir talimat ile kabinesindeki tüm bakanlardan kendi kişisel bloglarını açmalarını istemiş. Kendisi de bir süredir bu adreste blog yazan başbakanın bu kararı hem çok ilginç hem de biraz kafa karıştırıcı.

Bağımsızlığını kazandığı günden bugüne kadar demokratik bir yönetime geçmekte zorlanan Kazakistan, ifade özgürlüğünü kısıtladığı ve devlet başkanı Nazarbayev’e karşı olan muhalif hareketlere izin vermediği için uluslararası birçok platformda şiddetle eleştirilen bir ülke. Tüm uluslararası baskılara rağmen demokratik seçimlerin bir türlü yapılamadığı ve yolsuzlukla mücadele gibi konularda oldukça geri kalmış bir ülkenin başbakanının tüm bakanlarını blog yazmaya çağırması ne kadar samimi bir yaklaşım olduğu tartışılır.

Traji komik olan ise, ortada blog yazarı bir başbakan olmasına rağmen, blog platformu LiveJournal‘ın Kazakistan’da yasaklı siteler arasında yer alması. Kazakistan’ın blogcu başbakanına Rusya’da bir radyo röportajında LiveJournal’ın ne zaman açılacağı sorulduğunda ise, şöyle cevap vermiş: “Ben kendim de blog yazarıyım ve ben LiveJournal’a sorunsuz olarak ulaşabiliyorum.”

Günümüzde Web 2.0 araçlarını kendi kontrolleri altına alarak propaganda yapmak, baskıcı rejimlerin kullandıkları bir yöntem haline gelmeye başladı. Çin’de de “50 cent ordusu” olarak anılan ve sayılarının 300.000’i bulduğu tahmin edilen Komunist Parti adına çalışan maaşlı internet propagandacıları hergün çeşitli internet platformlarında binlerce yorum ve blog yazısı yazarak muhalif görüşlerin sesini kısmaya çalışıyor.

Bakanların, devlet adamlarının kendi bloglarını yazmaları, yaptıkları icraatları blogları aracılığı ile halkla paylaşmaları ve onlardan gelen yorumları dinlemeleri eminim her vatandaşın özlemini duyduğu bir yapıdır. Sosyal medya araçlarını her devletin vatandaşları ile güçlü ve şeffaf bir iletişim kurmak için kesinlikle kullanması gerektiğini düşünüyorum. Fakat içini doldurmadan atılmış adımların da propaganda olarak algınlanmaktan öteye geçemeyeceği ortada. Kazakistan hükümetinin adımı çok samimi bir açılım olabilir. Fakat amaçları propaganda içerikli yazılar ve özellikle gerçek olmayan yorumlar yazdırarak, Kazakistan hakkında muhalif görüşlere izin vermeden gerçek dışı bir görünüm yaratmak ise bu tarz girişimlerin yarardan çok zararı olacağını düşünüyorum. Bence Kazak yönetimi öncelikle yasaklı siteler sorununu çözerek, halkın kendisini internet üzerinde özgürce ifade etmesinin önünü açmalı.

Devamını Oku

Google uygulamaları için bayi programı açıldı

Google’ın e-posta, video, wiki, döküman paylaşımı gibi uygulamalarının birarada bulunduğu Google Apps paketinin premium satışları için başlattığı Google Apps Authorized Reseller Program başvuruları alınmaya başlandı.

Google’ın sağladığı ve ülkemizde de yoğun olarak kullanılan uygulamalara 1 milyondan fazla şirket hali hazırda kayıtlıymış. Aynı zamanda günde 3000 yeni şirket de bu servislerden faydalanmak için sisteme katılmaya devam ediyormuş.

Henüz Google Apps hakkında bilgi sahibi olmayan okuyucularımız için kısaca özetlemem gerekirse, google.com/a adresinden inceleyebileceğiniz uygulamaları kendi alan adınız üzerinde çalıştırabilir ve ister ücretsiz, ister ücretli olarak farklı paket avantajları ile kullanabilirsiniz.

Genellikle küçük işletmeler için ücretsiz paketin yeterli olduğu Google Apps kapsamında şirketinize özel kişiselleştirilmiş logo alanıyla Gmail keyfini yaşamanız ve Google’ın yakından tanıdığınız döküman paylaşımı gibi değerli hizmetlerini kullanmanız mümkün.

Tekrar Google’ın yeni hizmetine dönecek olursam, burada amaç tahmin edeceğiniz gibi Google’ın sağladığı hizmetlerin premium paketlerini satacak bayiler yaratmak. Zaten donanımsal olarak sorunsuz, sistem olarak da kullanım kolaylığı sağlayan arayüzlere sahip bu uygulamaların şirketlere katacağı değer ortada. Buna ek olarak bu uygulamalar üzerinde uzmanlaşmış satış ve pazarlama ekiplerinin de ekosisteme dahil olmasıyla hem Google, hem bayi, hem de müşteri tarafında önemli bir değer yaratılmak isteniyor.

Premium paketler üzerinden bayilere indirim sağlanarak pay verilmesi modellenen sistemde müşterileri ile bayiler arasına hiçbir üçüncü parti dahil edilmiyor. Google ise sadece bayileri ile fatura işlemlerini yürütüyor. Yani, bayi müşterisine fatura kesiyor, Google bayiye şeklinde bir döngü yaratılıyor.

Google AdWords için zamanında başlattığı benzer uygulama ile birçok şirkete gelir kanalı yaratmıştı, Google Apps ile de çok daha üst düzeyde bir avantajı özellikle KOBİ’ler seviyesinde sağladığını düşünüyorum.

Başvuruların başladığını yazımın başında belirtmiştim. Eğer ilgili olan şirketler varsa bence zaman kaybetmeden bu program içinde yerlerini almalılardır.

Devamını Oku

CES 2009′da öne çıkan ürünler

Dünyanın en önemli tüketici elektroniği fuarı Consumer Electronics Show (CES) 2009, Amerika’nın Las Vegas şehrinde 8 – 11 Ocak arasında yapıldı. Ben de geçtiğimiz Cumartesi günü bir günlüğüne bile olsa bu önemli fuarın havasını solumak için Las Vegas’a gittim. Dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı bu senede binlerce katılımcısı ve iki ayrı oteldeki etkinlikleri ile önemini yitirdi söylentilerinin aksine yine muhteşem geçti ve yaklaşık 2800 firma 20000 ürün tanıttı.

Bu sene fuarın parlayan yıldızı ve en çok konuşulan ürünü kesinlike Palm Pre. 2009’un mobil cihazların yılı olacağını hemen hemen herkes söylüyor. CNET tarafından düzenlenen CES 2009’un en iyilerinin belirlendiği ödüllerde de Palm Pre bu senenin en iyi ürünü seçildi. Uzun süredir BlackBerry üreticisi Research in Motion (RIM), Nokia ve Apple gibi firmaların arasında adı anılmaz olan Palm, Palm Pre ile CES’de 2009 yılına çok iyi bir başlangıç yapmış oldu. Palm Pre 2009 yılında akıllı telefonlar ve mobil cihazlar arasındaki rekabetin çok kızışacağının bir göstergesi aslında.

Palm Pre hakkında söylenebilecek çok söz var. Ama en önemlisi Palm Pre’nin iPhone kadar iyi bir web tarayıcısını ve dokunmatik ekranı kayarak açılan BlackBerry tarzı bir klavye ile buluşturması. Kısacası herkesin uzun süredir görmek istediği iPhone artı BlackBerry karması ideal telefon arayüzünü sağlamış olması. Palm tarafından yeni geliştirilen Pre’nin işletim sistemi WebOS de birçok uzman tarafından çok başarılı bulunmuş. Yeni işletim sisteminin sosyal ağlar ve arama motorları ile etkileşim içerisinde çalışan bir yapısı olması da Pre’yi farklılaştırıyor. Örnek olarak kontak listenizden birinin üzerine geldiğinizde, onun Facebook’daki profil güncellemelerini de görebiliyorsunuz.

Mobil sosyal ağların 2009’un en gözde trendlerinden biri olacağını herkesin konuştuğu bu günlerde, Palm’ın sosyal ağlarla entegre çalışan bir işletim sistemi geliştirmesi çok doğru bir tercih olmuş. Bakalım 2009 ikinci yarısında piyasaya sürüldüğünde tüketicilerden nasıl tepkiler alacak. Fakat şimdiden 2009’un mobil teknolojiler açısından çok hareketli geçeceği ortada.

Bilgisayar modelleri arasında bence bu senenin önemli yeniliklerden bir tanesi Sony’nin tanıttığı 8 inçlik P serisi mini laptoplar. Netbooklara göre çok daha gelişmiş bir yapısı olan ve Vista kullanan Vaio P serisinin 2009 yılında mini laptop/netbook pazarını daha da hareketlendireceğini düşünüyorum. Fakat P serisinin Asus Eee ve Dell Mini 9 tarzı netbooklardan daha pahalı olması planlanıyor.

CES 2010 ile ilgili en çok merak edilen konu ise bu sene MacWorld konferansına son defa katılan Apple’ın CES 2010′a katılıp katılmayacağı. Ben Apple CES 2010′a katılacağını düşünüyorum. Aynı fuarda arka arkaya Microsoft ve Apple açıklamalarını görmek çok keyifli olacak.

(Palm Pre görsel kaynak: CBS)

Devamını Oku

Crunchies’de 2008′in en iyileri seçildi

TechCrunch‘ın düzenlediği Crunchies‘de 2008 yılının en iyileri belirlendi. 350 bin oyun kullandığı final aşamasında kazananlar aşağıdaki gibi belirlendi.

En iyi uygulama/servis: Google Reader
En yenilikçi teknoloji: Windows Live Mesh
En iyi tasarım: Cooliris
En iyi öncü kendi yağıyla kavrulan girişim (farklı bir tercüme öneriniz varsa alabiliriz “Best Bootstrapped Startup”): GitHub
Dünyayı daha iyi bir yer yapacak girişim (Most Likely To Make The World A Better Place): GoodGuide
En iyi kurumsal girişim: Amazon Web Services
En iyi uluslararası girişim: eBuddy
En iyi temiz teknoloji girişimi: Project Frog
En iyi yeni ürün/cihaz (Gadget): iPhone 3G
En iyi zaman öldürme sitesi/uygulaması (Best Time Sink Site/Application): Tap Tap Range
En iyi mobil girişim: Evernote
En iyi mobil uygulama: imeem mobile
En iyi girişimci: Evan Williams, Jack Dorsey, Biz Stone (Twitter )
En iyi CEO: Mark Zuckerberg (Facebook)
2008′in en iyi yeni girişimi: FriendFeed
2008′in en iyi girişimi: Facebook

Geçen yıl düzenlenen Crunchies sonuçları ile bu yılın kazanları arasında iPhone, Mark Zuckerberg ve Facebook’un başarılarının devamı dikkat çekiyor. Görünen o ki Facebook en iyi girişim, Mark Zuckerberg ise en iyi girişimci olmayı bir süre daha devam ettirecek. Aynı şekilde iPhone da geçen sene olduğu gibi bu sene de en iyi yeni ürün ödülünü almış bulunuyor. Tek fark geçen sene iPhone’du bu sene iPhone 3G oldu. ;)

Konuyla ilgili TechCrunch’ın haberine buradan ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku

2008′in Rüya Takımı kadrosu

2008′de güzel günlerini yaşayan bir çok web odaklı teknolojik ürün vardı, aşağıda onlardan bir kaç dikkat çeken ürün yer alıyor.

  1. FriendFeed: Sosyal medyayı bir araya getirerek güçlü kullanıcıların özgürce tartışmalarına izin verdi. Yeni medya takibi için devrim yaratan bir filtreleme ürünü oldu. Belirli bir sıklıkta kullanılan web servislerinin bir arada sunma fikri bir çok girişime ilham oldu.
  2. Asus Eee PC 1000H: Netbook devriminin en önemli oyuncusu oldu. 10 inçlik monitörüyle mobil ortam için en uygun olan ekran boyutunu yakalarken, standart bir klavyenin %92′sine denk gelen klavye ölçüsüyle neredeyse alışkın olunan bir kullanıcı deneyimi yaşattı. Netbook salgını yayılmaya devam edecek.
  3. Android: Açık kaynak mobil işletim sistemi Android, G1′dan sonra bir çok ayrı projeyle yayılmaya devam edecek. (Netbook’larda da kullanılacağı bir grup çılgın tarafından deneyimlendi.)
  4. Facebook Connect: OpenID ile birlikte Data Portability fikrinin en güzel uygulamalarından biri olurken, Google Friend Connect’in lansman tarihini tetikledi. Web etkileşimine bu sayede yeni bir sosyal deneyim eklendi.
  5. Amazon Web Services: Amazon EC2, S3 gibi servisleri sayesinde daha doğrusu Jeff Bezos vizyonu sayesinde cloud computing’i öngörerek kat kat büyümeye başlıyor. Cloud Computing’in bu ilk ayağında işlem/donanım(compute) maliyetlerinde startup’lara avantaj sağlamaya devam edecek.
  6. Yammer: Enterprise 2.0′ı temsil eden uygulama, son kullanıcıya ulaşan başarılı startup fikirlerinin farklılaştırılarak yepyeni başarılı enterprise uygulamalara dönüşebileceğini gösterdi. Bu ürün bu seneki Techcrunch50′nin de birincisi seçilmişti.
  7. Get Satisfaction: Müşteri hizmetleri alanında tam bir sembol. Müşterilerin şikayetleri, önerileri gibi her türlü geri bildirimine ev sahipliği yapan ürüne marka temsilcileri de doğrudan katılarak resmi olarak katkıda bulunmayı (tepkileri yanıtlamayı) bir alışkanlık haline getirdiler.
  8. Hulu: Web trendleri video teknolojisini besleyecek şekilde ilerlemeye devam ederken, tüm istatistikler bu büyümeyi doğrular nitelikte. Google’da yapılan arama sayısı gün geçtikçe düşerken; YouTube, Hulu gibi video platformlarında bu sayı gün geçtikçe artıyor. Hulu yaptığı içerik anlaşmaları ile eğlenceyi (entertainment’ı) bilginin önüne geçirecek kadar popüler hale getiren en önemli uygulama.
  9. iPhone 3G: Netbook’lar her ne kadar pazar payını düşürmüş olsa da; hem geliştiricilerin hem de bağımlı kullanıcılarının gözdesi olmaya devam edecek. (Fazla söylenecek söz yok, Steve Jobs’u hasta yatağında üzmek istemeyiz daha fazla.)
  10. Qik: Mobil dünyanın web ile olan geleceğini ilk kez bu kadar net gösteren startuplardan biriydi. Sadeliği ile anlık yayın uygulamalarının Google’ı oldu ve vizyonu belirledi. (Qik’i YouTube’a satamadık gitti.)
  11. Texas Hold’Em Poker: Facebook’un 150 milyon kişiye ulaşan kullanıcı potansiyelini en iyi kullanan servislerin başında geliyor. Sosyalleşme ile oyunu buluşturan noktada aylık 7.5 milyon tekil kullanıcıya ulaştılar ve çok daha yayılacaklar.
Devamını Oku

Kıyasıya kıyaslama sitesi

Kullandığınız, gördüğünüz, duyguduğunuz her objeyi, nesneyi, filmi, yeri, kitabı, takımı kısacası aklınıza gelen herşeyi kıyasıya karşılaştırabileceğiniz ve başkalarının nasıl kıyasladığını görebileceğiniz yeni bir site daha açıldı. Geçtiğimiz günlerde yayın hayatına başlayan Kıyasıya, kullanıcıların istedikleri herhangi iki şeyi karşılaştırabilecekleri bir servis.

Kıyasıya’da, kullanıcılar diğer üyeler tarafından oluşturulmuş “Kıyas”lara oy verip yorum yazabilecekleri gibi, kendileri de kolayca yeni kıyaslamalar oluşturarak diğer üyelerin fikirlerini alabiliyorlar. Bunun yanında üyelerin beğendikleri kıyaslamaları ve diğer üyeleri takip etmelerine olanak sağlayan özellikler de siteye eklenmiş. Ayrıca üyelerin sistemde ne kadar aktif oldukalarını gösteren basit bir puanlama sistemi de mevcut.

Eğlenceli bir site olarak göze çarpan Kıyasıya, basit bir fikri işlevsel ve kullanışlı bir arayüz ile birleştirebilmiş bir proje. Bu özelliği ile de Hangisi gibi benzerlerine göre çok daha kullanışlı bir site olmuş. Kıyasıya kullanıcı sayısının artması ile beraber, kamuoyu yoklaması niteliğinde çok ilginç sonuçların da ortaya çıkmasını sağlayabilir.

Fakat Kıyasıya’nın önümüzdeki dönemde uygulamasına ekleyebileceği birçok özellik var.  Örneğin bir Facebook uygulaması Kıyasıya’ya uygun olabilir. Ayrıca üyelerin oyladıkları kıyaslamaları Facebook veya Twitter gibi sitelere otomatik olarak gönderen eklemeler yapılırsa Kıyasıya’nın daha başarılı bir servise dönüşeceğini düşünüyorum.

Devamını Oku

Az kullanılmış “Ah Anam Lahanam” eşyaları

GittiGidiyor‘un pazarlama kampanyası kapsamında internete sunulan “Ah Anam Lahanam” (via YouTube, İzlesene) isimli videoyu izleyenler hatırlayacaktır. “Sütü Seven Kamyoncu“, “Bana Kitap Al” gibi popüler viral videoların sahibi olan ekibin seslendirdiği ve 41-29 tarafından viral kurgusu ve senaryosu hazırlanan video bugüne kadar sadece YouTube’da 120 binden fazla kere seyredilmişti. (Güncelleme: Alemşah Öztürk videonun 60′dan fazla sitede yayınlandığını, takip edebildikleri kadarıyla şu an için toplamda 410 bin izlenme sayısını geçtiğini bildirdi.)

Konuyla ilgili son zamanlarda basında da yer edinmeye başlayan grup ve kampanyanın, devamı niteliğinde şimdi de GittiGidiyor üzerinden videoda kullanılan ürünler özel bir açık artırma ile satışa sunulmuş.

Videoda kullanılan davul, zil, tencere gibi çeşitli ürünlerin listelendiği GittiGidiyor’da satıştan kazanılacak gelir TOÇEV – Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı‘na bağışlanacakmış.

4 gün sonra başlayacak olan açık artırmada aynı zamanda klipteki gençlerle tanışma fırsatı da bulunuyor.

Öncelikle kampanyanın bu tür bir açık artırmayla bitirilmesini, daha doğrusu devam ettirilmesini başarılı bulduğumu söylemek isterim. İnternet şirketlerinin fark yaratan reklam ve pazarlama kampanyalarıyla geniş kullanıcı kitlelerine ulaşmasının bu kampanya özelinde e-ticaret’in gelişimi, genel anlamda da bilinçlendirme adına değer yarattığına inanıyorum.

Diğer taraftan elbette söz konusu açık artırma gelirinin bağışlanacak olması da ayrıca özel bir durum.

41-29′u kurguladığı başarılı kampanya, GittiGidiyor’u da yaptığı yatırımlarla yarattığı değer adına kutluyorum.

Konunun özü olan zil, tencere, kuzu, davul, kürek ve elbiselere geri dönecek olursam, şahsen her bir ürünün 1 YTL’den başlayacağı bu açık artırmaya katılıp biraz ortamı kızıştırmayı düşünüyorum. ;)

Devamını Oku

Apple da sonunda DRM’den vazgeçiyor

Apple, bu sene son defa katıldığı MacWorlds Expo’da, önceki seneler kadar ilgi çeken açıklamalar yapmasa da (bunda Steve Jobs’ın olmamasınında payı olabilir) önümüzdeki dönemde iTunes’la müzik satışında önemli değişikliklere gideceğini açıkladı. Phil Schiller yaptığı konuşmada Apple’ın DRM’den vazgeçtiğini resmen açıkladı. Yapılan açıklamaya göre ilk aşamada Apple, 8 milyon şarkıdaki DRM’i kaldıracak. Önümüzdeki dört aylık süreç içerisinde buna 2 milyon şarkı daha eklenecek ve iTunes’daki tüm şarkılardan DRM kaldırılmış olacak.

Bu açıklama ile birlikte müzik piyasasının önünde büyük bir engel olarak gördüğüm DRM’in resmen tarihin karanlık sayfalarına gömüleceği tescillemiş oluyor. iTunes’da bugüne kadar sadece EMI grubundan yayınlanan şarkılar DRM’siz olarak yayınlanıyordu. Kısa bir süre önce Walmart’ın DRM’siz müzik satışına başlamasının Apple’ın bu kararında önemli etkisi olduğunu düşünüyorum. Amazon da yaklaşık olarak bir yıldır DRM’siz olarak MP3 satışı yapıyor.

Apple’ın bugün müzik satışları ile ilgili olarak yaptığı önemli diğer bir açıklama ise iTunes’un fiyat politikasında gerçekleştirdiği değişikliklerle ilgili. Bugünden sonra Apple, iTunes’da uyguladığı şarkı başına 99 centlik tek fiyat uygulamasını bir kenara bırakarak, şarkıları artık 69 cent, 99 cent ve 1.29 dolar olmak üzere üç farklı fiyattan satacak. Bir şarkının hangi fiyattan satılacağı şarkının popülaritesine göre belirlenecek.

Bugüne kadar Steve Jobs hep tek fiyat uygulamasının iTunes gelişmesindeki en önemli etken olduğunu belirtmişti. Bu uygulamadan neden vazgeçildiğini anlamak zor. Fakat bu kararın dinleyicilerin ortalamada iTunes’da daha fazla para harcamalarına sebep olacağını düşünüyorum. Sonuçta iTunes’da artık piyasaya yeni çıkmış, popüler ve çok dinlenen şarkılar daha pahalıya satılacak. Rekabetin gittikçe arttığı online müzik piyasasında bu karar iTunes’un geleceğini nasıl etkiler zaman gösterecek.

Yapılan açıklamada Apple, iTunes hakkında bazı istatistikler de paylaştı. Bugüne kadar iTunes üzerinden 6 milyarın üzerinde şarkı satılmış ki bu da yaklaşık 6 milyar dolar demek. Ayrıca iTunes’a bir kredi kartı numarası ile kayıt olmuş kullanıcı sayısı da 75 milyonu bulmuş.

Devamını Oku

Blogzette farklı bloglardan yazıları bir araya getiriyor

Türkiye’de günlük olarak blogları takip eden okuyucu sayısının yeterli seviyelerde olmadığı herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Fakat işin en acı tarafı birçok okuyucunun bloglarda bulabilecekleri kaliteli içerikten haberdar bile olmamaları.

Serdar Öner’in yeni projesi Blogzette, okurlarının bloglardaki içeriğe kolayca ulaşmalarını sağlayarak Türkiye’de blog farkındalığını artırmak isteyen bir blog portalı. Servis, editörleri tarafından belirlenen seçme bloglardan yazıları bir araya getiren ve bunları teknolojiden kültüre kadar çeşitli kategoriler altında yayınlayan bir uygulama. Henüz test yayınında olan Blogzette’nin içeriği seçilen blogların RSS’leri kullanılarak otomatik olarak güncelleniyor. Ayrıca kullanıcıların servise üye olarak Blogzette’de yer alan bloglardan istediklerini kolayca takip etmelerine ve beğendikleri yazıları saklamalarına olanak sağlayan bir sistem de Blogzette’de mevcut.

Sitede sınırlı RSS içeriği sağlayan blogların içeriği “Zipzette” isimli ayrı bir bölümde sadece başlık olarak yer alıyor. Fakat, RSS kaynaklarında tam içerik sağlayan blogların yazıları Blogzette üzerinde tam metin olarak yayınlanıyor.

Kullanılabilirlik ve tasarım açısından başarılı bulduğum Blogzette, dünyadaki benzer örneklerin Türkiye’ye başarılı bir şekilde uyarlanmış şekli gibi duruyor. Birçok blogdan yazıları kolayca okumayı sağladığı için, güzel ve kaliteli içeriğe kolay ve zahmetsiz bir şekilde ulaşmanın önünü açtığını düşünüyorum.

Blogzette her yazının sonunda kaynak bloga link veriyor ve blogun ismi yazıların başında yer alıyor. Fakat bloglardaki içeriğin tam metin olarak başka bir platformda yayınlanmasının ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu da tartışılır. Bunun yerine yazının başlığı ve belki de ilk 2-3 cümleye yer verilerek, okurların kaynak bloga yönlendirildiği bir yapı oluşturulursa herkes için daha makul bir platform olurdu.

Devamını Oku

33′ü bir yerde Twitzede

Twitter kullanıcılarını bir kaç gündür phishing saldırılarına karşı uyarırken dün 33 önemli ismin Twitter hesabı hacklendi. Hacklenen hesaplar arasında Amerikan’ın yeni başkanı Barack Obama (başkan olduğundan beri tweetlemiyormuş, demek köprüyü geçene kadarmış) , Britney Spears, Rick Sanchez (CNN haber programı sunucusu), FoxNews ve Facebook da var.

Twitter sorunu çözmüş ve hesapları sahiplerine geri döndürmüş. Kendi blogundan yaptığı açıklamada, hack olayının Twitter’ın kendi destek araçlarından yapıldığını yazmış. Bu yüzden destek araçlarının kullanımı şimdilik durdurulmuş.

Hesapları hacklenen isimler bu kadar büyük ve önemli kişiler/kurumlar olmasaydı bir hack olayından çok lamer saldırısı olarak düşünülebilecek bir eylem aslında. Hesapları ele geçiren kişi komik komik şeyler tweetlemiş. Bu hack olayı birşeyi daha hatırlattı bana. Türk ünlülerden Twitter ya da FriendFeed kullanan var mı? Pek sanmasam da soruyorum…

Devamını Oku


©2006-2011 Webrazzi
79 queries. 0,580 seconds. v2