Ülkemizde e-ticaret alanında Altivi‘nin baÅŸlattığı ihale modeline, SenKazan ikinci rakip olarak giriÅŸ yapmıştı. GeçtiÄŸimiz günlerde bu pazara yeni bir oyuncunun katıldığını öğrendim. Sanalsa isimli servisten her ne kadar ben yeni haberdar olsam da Alexa servisin Åžubat ayında yayına baÅŸladığını gösteriyor. Servis yetkilileri ile henüz görüşmediÄŸim için bu konuda çok net bir bilgim yok.
Sanalsa.com.tr adresinden yayın yapan yeni girişim kullanıcılarına doğrudan satış, ortalama fiyat, açık eksiltme, açık artırma, kapalı teklif gibi farklı satış modelleri ile hizmet sunuyor.
Kurdukları yapıda kendilerini diÄŸer servislere göre daha garantiye alan bir model hissettiÄŸim Sanalsa‘da, ürünlerin taban ve tavan fiyatları bulunuyor. Tavan fiyatlar ise %90 seviyesinde oluyor. Üyelerin taban fiyatı 20 YTL‘nin üzerinde olan ihalelere teklif verebilmesi için servisten paket satın almaları ve sonrasında da sunulan ön baÅŸvuru süresi kapsamında açılacak ihaleye teklif vermek istediklerini bildirmeleri gerekiyor. Yani, görünüşe göre kendileri için son derece garantili bir sistem kurmuÅŸlar.
Altivi ve SenKazan‘ın gördükleri ilgiyi biliyoruz. Her ne kadar servislerde tamamlanmış ihaleleri incelediÄŸimde giriÅŸimlerin kârlılığı ile ilgili endiÅŸelerim olsada, bu pazarın yeni bir oyuncuyu kaldırıp kaldırmayacağına da kuÅŸkuyla bakıyorum.
E-ticaretin ülkemizde önemli bir fırsat alanı olduğunu birçok platformda dile getiyorum. Özellikle inovatif modellerle uygulanan yeni nesil e-ticaret girişimlerinin ilerleyen dönemlerde değer yaratacağını düşünüyorum. Ancak farklılaşma olmadıktan sonra servislerin başarı elde etmesini güç ve risk teşkil eden durumlarda yanlış buluyorum.
Kişisel bir görüşüm de ihale servislerinde kullanıcıların toplu teklif vermesi durumu. Bu alanı çok detaylı incelemedim ve girişim sahipleri kadar da işin içinde değilim. Ancak görünen o ki, toplu teklif imkanından dolayı bireysel katılımcılar bu tür servislerden elini ayağını zaman içinde çekiyor. Şans faktörünün varlığı ve şansa inanmayan kullanıcıların uzaklaşması ile risk sahibi olan bu alanda problem kokuları yükselmeye başlıyor.
Dediğim gibi işin başındaki kişiler eminim benden önce bu çalışmaları stratejik olarak incelemiş ve ona göre kararlarını vermişlerdir. O yüzden kârlılık, toplu teklifin zararları ve riskler gibi konular üzerine daha fazla konuşmak istemiyorum.
Konumuza dönecek olursam, Sanalsa söz konusu riskli alanda girişim riskini minimuma indirmiş bir yapıya sahip gibi duruyor. Sundukları farklı satın alma seçenekleri ile kullanıcıların ilgisini çekebilirler mi onu bilemiyorum, ancak e-ticaret alanında yeni bir oyuncu olarak pazarı hareketlendirdikleri için başarılar diliyorum.
Bir süre önce olası satışı ile ilgili duyumlarımı paylaÅŸtığım ideefixe‘de bugün haberdar olduÄŸum bir deÄŸiÅŸim söz konusu. Bu deÄŸiÅŸimle birlikte Türkiye‘nin en eski e-ticaret sitelerinden olan “ideefixe” artık “idefix” adını aldı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada isim değişikliğinin yanı sıra, sistemlerinde bazı yeniliklerin de söz konusu olduğu belirtilmiş.
Hedef ürün gamı olarak kitap ve DVD tercih eden idefix, kullanıcılarına satışta olan kitapların ilk birkaç sayfası üzerinden önizleme imkanı sunmaya baÅŸlamış. Bunun yanında DVD’ler için de filmlerin fragmanları ürün sayfalarından paylaşılmaya baÅŸlanmış. (kitap örneÄŸi, DVD örneÄŸi)
İdefix‘in önce satış haberi ardından bu geliÅŸmelerini elbette entresan olarak nitelendiriyorum. Ancak bunun yanında tercih etmediÄŸim isim deÄŸiÅŸikliÄŸi, fazlasıyla sade gözüken logo ve tasarım deÄŸiÅŸikliÄŸinin yanında, kitap önizleme ve film fragmanı çalışmalarını basit gözüken ama deÄŸerli eklentiler olarak görüyorum.
Ülkemizin geçmiÅŸten gelen bence önemli markalarından olan İdeefixe‘in (hala alışamadım İdefix‘e) baÅŸarılı olmasını elbette isterim, ancak yapılan deÄŸiÅŸimler hizmet kalitesi için mi, servisi geliÅŸtirmek ve kullanıcı memnunniyeti için mi, yoksa deÄŸerini artırmak için mi öncelikle bunu anlamak istiyorum.
Bir süre önce HipFoto.com‘un yenilenme sürecinde olduÄŸunu öğrenmiÅŸtim, birkaç gün önce de servisi incelemek için ziyaret ettiÄŸimde deÄŸiÅŸim ve yenileme süreci kapsamında kapalı olduÄŸunu görerek ÅŸaÅŸkına dönmüştüm. ÅžaÅŸkınlığımın sebebini şöyle açıklamak istiyorum. Flickr‘ın yenilenme için kapatıldığını düşünün. AÅŸağı yukarı böyle bir duygudan bahsediyorum.
HipFoto‘nun deÄŸiÅŸiminin sistem yenilenmesini de kapsadığını öğrenmiÅŸ olduÄŸum için bu süreçte kapalı kaldığını tahmin edebiliyorum ancak günümüz servis saÄŸlayıcılarında çözüm bu mudur diye de düşünmeden edemiyorum.
Bu konuyu kısaca geçmek ve servisin yeni versiyonu ile ilgili konuşup gerçek gündeme dönmek istiyorum.
İnternet üzerinden fotoğraflarınızı paylaşabildiğiniz, fotoğraflarınızı bastırabildiğiniz ve online olarak saklayabildiğiniz HipFoto pazara ilk başlarda sadece fotoğraf baskısı alanından girmişti. Yeni versiyonu ile fotoğraf paylaşımını ön plana çıkartmayı planladığnı düşündüğüm servisin bu değişim sonucunda sisteme dahil ettiği sistemleri kısaca incelediğimde henüz fotoğraf paylaşım konusunda çok yol alınması gerektiğini farkettim.
FotoÄŸraf yükleme alanında kullanılan Java uygulama açıkcası baÅŸka teknoloji kalmadı mı diye düşündürdü. Uygulamanın çalışması için tarayıcı uyarısını onaylamak ve yüklemeye izin vermek gerekiyor tahmin edeceÄŸiniz gibi. Alternatif olarak sunulan fotoÄŸraf yükleme seçeneÄŸi ise yine baÅŸka bir Java uygulama. Her durumda HipFoto‘ya resim yüklemek için Java yüklemesi yapmak zorundasınız kısacası. Yüklenmesi gereken Java uygulamanın yüzlerce fotoÄŸrafını sisteme göndermek isteyen ve hepsinin baskısını almak isteyebilecek kullanıcılar için çok kullanışlı olduÄŸunu da kesinlikle kabul ediyorum tabi ki. Benim derdim paylaşım ile ilgili…
Devam edelim… FotoÄŸrafları herkesle paylaÅŸabilmek için yüklemeyi tamamladıktan sonra albümlerinizde fotoÄŸrafınızı seçmeniz ve onu “sergiye” göndermeniz gerekmektedir. HipFoto‘nun dışarıya açık olan fotoÄŸrafları yayınladığı alana “Sergi” deniyor bu arada. Sergiye gönderilen fotoÄŸraf için ise kategori seçmeniz gerekiyor. Burada dikkatimi çeken dışarıdan bakıldığında etiket gibi gözüken kategori isimlerinin aslında gerçekten sistemde tanımlanmış kategoriler olması. Web 2.0 kullanıcılarının elinin alışmış olduÄŸu etiketlerin yerini yenilenen bir serviste önceden tanımlanmış kategorilerin almasına haliyle fazla birÅŸey söyleyemiyorum.
Sözü çok fazla uzatmak istemiyorum. Kısacası HipFoto değişimini merakla incelememin sonucunda bana tahmin ettiğim sosyal fotoğraf servisi duygusunu veremedi. Eğer HipFoto değişim sonucunda fotoğraf yüklemek kolaylaştı, fotoğraf paylaşmak geliştirildi diyorsa daha alınması gereken çok yol olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
Bu arada fotoÄŸraf baskısı için HipFoto‘yu elbette tavsiye ederim, bu açıdan kesinlikle negatif bir yorumum olduÄŸu düşünülmesin. Benim buradaki problemim servisin sosyalleÅŸme ve paylaşım boyutu ile ilgilidir. Türkiye’deki fotoÄŸraf paylaşım servislerinin arasına yeni bir oyuncu mu giriyor acaba diye baÅŸladığım incelemem, tahminlerimden farklı olarak son buldu.
Eğer dijital fotoğraflarınızı online olarak baskıya göndermek istiyorsanız güzel ve başarılı bir servis, ancak fotoğraflarınızı paylaşmak için sosyal bir platform arıyorsanız HipFoto henüz orada değil. Belki zaten olmayı da düşünmüyorlardır, bana öyle gelmiş olabilir.
Web siteniz TipIt ile bahşiş toplasın
20 Åžubat 2008 | Yeni GiriÅŸimler, E-Ticaret, Araçlar | 11 YorumPayPal‘ın bağış sisteminde olduÄŸu gibi TipIt isimli yeni bir servis de sadece bahÅŸiÅŸ amaçlı olarak web sitelerinin gelir elde etmesini saÄŸlamayı hedefliyor.
Sitenize eklediğiniz küçük bir link ve düğme ile ziyaretçileriniz ya da okuyucularınız size bahşiş (tip) bırakabiliyorlar. Tabi buna bahşiş yerine içeriğinize küçük bir bağış diyelim. Ana sayfasından ise hangi sitenin gün ve hafta içinde ne kadar gelir elde ettiği gibi istatistikler sunuluyor.
Basit, sade ve kolay bir sistem ile web sitelerinin bağış mantığında gelir elde etmesini saÄŸlayan TipIt isimli servisin geleceÄŸi ne olur bilmiyorum ama sade ve inovatif bir model olarak göründüğü için paylaÅŸmak istedim. Belki de bu tür kullanımı kolay Web 2.0 üretimlerini takdir ettiÄŸim içindir…
Yemek sipariÅŸi tamam, peki rezervasyon?
19 Åžubat 2008 | Yeni GiriÅŸimler, E-Ticaret, Verimlilik | 4 YorumYemekSepeti.com‘un baÅŸarısını ve bu alanda oluÅŸan rekabeti biliyoruz. Online yemek sipariÅŸi konusunda birçok servis yayına alındı ve halen de yenileri ekleniyor. Bu konuda ayrı bir yazıyı yakında yayınlıyor olacağım çünkü tahmin edilenden çok daha fazla oyuncu olduÄŸunu son günlerdeki çalışmalarımda görüyorum.
Ancak işin bir de rezervasyon boyutu var. Eminim birçok girişimci bu fikri zaman zaman düşünmüştür. Ancak henüz adını duyduğum başka girişimler olmadığı için görünen o ki hayata geçiren olmamış.
Rezztoran.com işte tam bu noktada dikkatimi çekti ve paylaşmak istedim.
Servis, online yemek siparişinin aksine online yemek rezervasyonu ihtiyacınızı karşılamak için çalışıyor. Bu kapsamda sundukları hizmetleri incelediğimde mekanlar için rezervasyon otomasyonu, müşteri ve kampanya takibi, e-davetiye ve e-bülten kullanımı gibi seçenekler karşımıza çıkıyor.
Rezztoran.com‘un bünyesinde henüz az sayıda ancak kaliteli mekanlar olduÄŸunu görüyorum. Servisi gerçek amaçla kullanım ÅŸansım olmadı o yüzden süreçlerinin nasıl iÅŸlediÄŸini birebir incelemiÅŸ deÄŸilim. Ama sunmuÅŸ oldukları demo ile müşteri tarafındaki süreçlerini anlamak mümkün.
Ülkemizde henüz benzerini görmediÄŸim Rezztoran.com‘un güçlü bir satış ve pazarlama çalışmasıyla deÄŸer yaratabilmesi mümkün diye düşünüyorum.
© 2006-2008 Arda Kutsal


