Google+’ın ilk hedefi Facebook değil MySpace

Kime sorsanız Google+‘ın Facebook‘un ciddi rakiplerinden biri olduğunu söyleyecektir. Ama Google+’ın Facebook ile gerçek bir rekabete girişebilmesi en azından yakın gelecekte gerçekleşmeyecek gibi. Çünkü Google+’ın Facebook’a gelene kadar geride bırakması gereken pek çok sosyal ağ var. Bunlar arasında belki de en ilginç olanı, pek çok kişinin çoktan unuttuğu MySpace.

2003 yılında kurulan ve 2008′deki Facebook’un yükselişine kadar en popüler sosyal ağ olan MySpace’in değişime ayak uyduramadığı ve sürekli olarak kullanıcı kaybettiğini biliyoruz. Buna rağmen MySpace hala ayakta.

Devamını Oku

Specific Media MySpace’i 35 Milyon Dolara Kurtardı

MySpace Satıldı - Specific MediaBir süre önce işlerin kötü gitmesi nedeniyle satışa çıkarılan MySpace, Specific Media tarafından satın alındı. Paylaşılan rakamlara göre MySpace NewsCorp’a satıldığı değerin çok çok altında bir fiyata yeni sahibinin oldu.

Bir zamanların önemli sosyal ağı konumundaki MySpace, 2004-2005 arasında hızlı bir şekilde yükselmiş ve 2005 yılında News Corp. tarafından 580 milyon dolara satın alınmıştı. MySpace’in yeni sahibi olan Specific Media’nın ödediği rakamın ise 35 milyon dolar gibi oldukça düşük olduğu ifade ediliyor. Diğer yandan News Corp. MySpace’te yüzde 5′lik bir hisseyi elinde tutmaya devam edecek.

MySpace, Facebook’un yükselişi karşısında oldukça kan kaybetmiş ve bir çok çalışanın işine son vererek teslim olduğunu göstermişti. Şu anda 63 milyon üyesi olduğu bilinen daha çok müzik odaklı sosyal ağ, Google ile süregelen arama-reklam anlaşmasında da yara almıştı.

Devamını Oku

MySpace İçin Satış Kararı Çıktı

MySpace SatılıkGeçtiğimiz günlerde çalışanlarının %47′sini işten çıkaran MySpace‘in satın alınmaya hazır olduğu onaylandı. MySpace’i bünyesinde barındıran News Corp. bir zamanların en büyük sosyal ağını çok geç olmadan elinden çıkartmak istiyor.

Facebook karşısında yaşadığı düşüşün etkisiyle zor bir döneme giren ve daha çok müzik odaklı bir sosyal ağ haline gelmeye başlayan MySpace, logosunu ve profil sayfalarını yenilemiş, kısa süre önce de ünlüleri dahil ettiği Hijacks adlı bir yenilikle gündeme gelmişti. Ancak tüm bunlar MySpace’in trafik kaybetmesinin önüne geçemedi.

Devamını Oku

Sanalika ve MySpace İşbirliği İle “Sanalika Music” Doğdu

Ekim ayı sonunda mekan işletme özelliğini sanal dünyasına dahil eden Sanalika bu kez MySpace ile müzik dünyasını sanallaştırıyor. Sanalika’nın MySpace ile yaptığı işbirliği sayesinde amatör müzik grupları Sanalika dünyasında kendine yer bulacak.

Myspace üzerinden erişilen ve Sanalika Music adı verilen yenilik amatör müzik gruplarının çalışmalarını sergileyeceği özel mekânlar ile müzikseverlere yönelik çok çeşitli uygulama ve aktiviteleri içeriyor. Çalışmalarında zengin içerikler kullanan Sanalika’nın yeni konseptinde de yeni mekân tasarımları, yeni uygulamalar ve objeler var.

Devamını Oku

Last.Fm ve MySpace’e Erişim Engellendi!

myspace-lastfm-logosMySpace ve Last.Fm‘e erişim mahkeme kararıyla engellendi. Her iki sitede de erişim engelleme kararı “T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır.” olarak belirtiliyor. 26 Haziran’da verilen kararın neden bugün uygulandığını hukuk uzmanlık alanım olmadığı için bilemiyorum ancak tatil dönemine gelen bu engellemenin önümüzdeki haftadan önce kaldırılamayacağını tahmin edebiliyorum.

Kararın detaylarını henüz bilemiyoruz ancak MÜYAP tarafından açılmış olan bir davanın yansıması olabileceği konuşuluyor.

Devamını Oku

iLike Müzik Satışına Başladı, MySpace’in İştahı Açıldı!

myspace-ilikeÖnceki günlerde popüler müzik tabanlı sosyal ağ iLike, dijital müzik satışına başladığını müzikseverlere duyurmuştu. Son gelen haberlere göre bu atağı ile kendini aşan iLike’a, dünyanın en büyük sosyal ağlarından MySpace 20 milyon dolar fiyat biçti.

Kullanıcıların ortak müzik zevkleri taşıyan arkadaşlar bulabildiği, sanatçıların ise kendi fan sayfalarını yaratarak hayranlarıyla dijital ortamda yakın temas kurabildiği iLike’i eski bir keşfeden olarak ilk zamanlardan beri güzel bir vizyonda ilerlediğini söyleyebilirim.

Devamını Oku

2009 yılı değerlendirmesi: Ekonomik krizler girişimciler için fırsat mıdır?

İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik kriz döneminde global internet pazarının sıkıntılı günler geçirdiğini duyuyoruz. Ülkemizde de bu yönde gergin bir ortam söz konusu. Ancak diğer taraftan özellikle A sınıfı, sektör lideri, web sitelerinin henüz krizden pek etkilenmediğini de biliyoruz. Çeşitli şirketlerin düşürdükleri online reklam bütçeleri bir grup şirketi etkilerken, genele vurduğumuzda bizim sektörümüzün diğer sektörlere kıyasla pek de endişeli günler geçirmediğini görüyoruz.

Her ortamda reklam dışında gelir modeli kurgulamak gerekiyor diye bağıran bizler ve birçoğumuz, bu kriz döneminde gördük ki aslında reklam modelinde çalışan girişimlerin çoğu satış odaklı çalışan şirketlere kıyasla çok daha dertsiz bir dönem geçiriyor.

Bu konuyu yani iş modelleri üzerine analiz yapmayı şimdilik bir başka yazıya bırakalım ve bunun yerine kriz dönemlerinin girişimci ve yatırımcılar için internet pazarında nasıl bir ortam oluşturduğuna bakacağımız analizimize dönelim.

2009 yılı değerlendirmesi: Ekonomik krizler girişimciler için fırsat mıdır?

Bu analiz Crenvo bünyesinde yaptığımız çalışmaların bir yansımasıdır ve detaylara saplanmadan geneli göstermek için bir tür özet niteliğindedir.

Webrazzi okuyucularının çoğu Amerika’da 2000 yılı sonlarında başlayıp 2001 yılı sonunda internet sektörünü vuran krizi ve bu dönemde yok olan web girişimlerini bilirler. Şişen internet pazarının oluşan krizle nasıl önemli şirketleri ortadan kaldırdığını ve bu dönemden küçük sıyrıklarla kurtulan şirketlerin neler yaptıklarını pazarı özünden inceleyenler bileceklerdir.

Küresel Ekonomik Kriz ve 2009

Bugün kalkıp da 2009 yılı için kesin ekonomik öngörülerde bulunmak gerçekten yapılabilecek en anlamsız ve gerçek dışı davranış olacaktır. Dünyanın önde gelen ekonomistlerinin bile şaşkınlıkla inceledikleri krize söyleyecekleri sözleri kalmamışken bizim kalkıp 2009′da şöyle olur, sonra kriz burada böyle olur dememiz uydurmanın ötesine geçemez.

Hali hazırda kabul gören ve tek bildiğimiz şey şu ki, 2009 yılı Türkiye açısından bir büyüme hedefi ortaya koymuyor ve özellikle yılın ilk 6 ayı tedirgin bir bekleyişi beraberinde getiriyor.

Bu sebeple yapılabilecek en doğru davranış geçmiş tecrübelerden yola çıkarak dönemi analiz etmek olacaktır.

Web 2.0 ne zaman doğdu?

Web 2.0 teriminin 2005 yılının sonlarında hayatımıza girdiğini biliyoruz ancak o dönemlerin ve haliyle günümüzün popüler Web 2.0 uygulamalarının birçoğunun temelleri aslında bu dönemin öncesinde atılmıştı.

Hemen aklımıza ilk gelen Web 2.0 girişimlerini düşünelim.

Flickr, Del.icio.us, LinkedIn, MySpace, Bloglines, Second Life, Facebook, YouTube ve diğerleri…

Bu girişimler ne zaman hayata geçirilmişti?

Flickr – Ocak 2004, Del.icio.us – Kasım 2003, LinkedIn – Mayıs 2003, MySpace – Ağustos 2003, Bloglines – Haziran 2003, Second Life – Haziran 2003, Facebook – Şubat 2004, YouTube – Eylül 2005.

Tim O’Reilly‘nin “Web 2.0 Nedir?” (What is Web 2.0 ?) isimli yazısını herhalde bilmeyen kalmamıştır. Söz konusu yazıda sürekli kullandığı ve Web 1.0 ile Web 2.0′ın farkını anlattığı bir karşılaştırma vardır.

Burada sözü edilen Web 2.0 ürünlerini de kapsamımıza alalım. Google Adsense – Haziran 2003, BitTorrent – Eylül 2003, Napster – Mayıs 1999, Wikipedia – Ocak 2001.

Web 2.0 dönemini genellikle blogların hayatımıza girmesi ile eşleştirmemiz durumu da vardır. Kaldı ki yukarıdaki karşılaştırmada da kişisel web sitelerinden bloglara geçiş gösterilmektedir. Bunun için de blog kültürünü hayatımıza sokan Six Apart, Blogger ve WordPress‘i de analizimize dahil ediyoruz. Six Apart – Eylül 2001, Blogger.com – Ağustos 1999 ve WordPress – 2003 yılında kurulmuş girişimler.

Analizi biraz daha genişletip yakından tanıdığımız başka girişimleri de dahil edelim. Mesela XING – Ağustos 2003, Last.FM – Ocak 2002, Digg – Ekim 2004.

Web balonunun patlaması ve Amerika’nın 2001 krizi

Web 1.0′ın sonunu getirdiği şeklinde yorumlanan 2001 krizine geri dönelim. Acaba söz konusu dönemin etkisi ne kadar sürmüş? Bunun için NASDAQ’ın 1994 – 2008 (günümüze kadar) yılları arası tüm kapanış değerlerini topladık ve aşağıdaki grafiği oluşturduk.

Grafikten de görebileceğiniz gibi borsanın en düşük dönemleri 2002 yılı sonu ve 2003 başına denk geliyor. 2003 yılının ilk çeyreğinden sonra ise yükseliş başlıyor. Devamında Web 2.0 konuşmaya başladığımız ve yeni bir dönemin hayatımıza girdiği süreçte ise yükseliş devam ediyor ve 2007 yılı Ekim ayında yine tavan yapıp düşüşe geçiyor. Devamında 2008 yılı başlarında yükselişler oluyor ancak Ağustos 2008′den itibaren borsa kontrolü kaybediyor.

Web 2.0′ın öncü girişimlerine geri dönelim.

Analizimizde günümüzün ve dönemin 18 farklı web girişimini değerlendirmeye aldık. Söz konusu girişimlerin her biri de “Web 2.0 Nedir?” çalışmalarında hepimizin adını andığımız girişimlerdir.

Dikkat ederseniz girişimlerin çoğunun hayata geçirilme dönemi 2003 ve 2004 yılları. Bu analizde çok fazla detaya girmeyeceğimi belirtmiştim, bu sebeple girişimlerin pazara kattığı ekonomik değer ve yarattığı etki bazında inceleyip yıllar bazında oluşturduğumuz detaylı sonuçlara girmiyorum.

Çok genel hatlarıyla yıl bazında girişimlerin hayata geçirilmesini grafiğe dökecek olursa şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor.

Söz konusu web girişimlerinin teknolojik altyapı ve inovatif değerlerini göz önüne alacak olursanız her birinin ortalama 6 ay ile 12 arası bir geliştirme sürelerinin olduğunu düşünebilir ve kuruluş dönemlerini bu bakış açısıyla tekrar değerlendirebilirsiniz.

Karşımıza çıkan durum gösteriyor ki, günümüzün popüler girişimleri, ki bu girişimlerin büyük bölümü ya inanılmaz seviyelerde yatırım aldılar ve yollarına devam ediyorlar, ya da önemli şirketler tarafından satın alındılar, krizin ekonomik anlamda en derin olduğu aşamada, yani ekonominin dibe vurduğu noktada, çalışmalarına başlamışlardı ve tam da o dönemde girişimler hayata geçirilmişti.

Kriz döneminin en acılı aşamasında yoğunlaşılan ve devamında hayata geçirilen bu girişimlerin arasından satın alınanlara örnek vermem gerekirse; Del.icio.us Aralık 2005′de Yahoo! tarafından satın alındı, Flickr Mart 2005′de Yahoo! tarafından satın alındı, YouTube Ekim 2006′da Google tarafından satın alındı, Blogger.com Şubat 2003′de Google tarafından satın alındı, MySpace Temmuz 2005′de Fox Interactive tarafından satın alındı, Last.FM Mayıs 2007′de CBS tarafından satın alındı, Bloglines Şubat 2005′de Ask.com tarafından satın alındı…

Hepsinin ortak özelliği inovatif ürünler olmaları ve bireysel girişimciler tarafından hayata geçirilmiş olmalarıydı.

Kriz dönemlerinde inovasyonun getireceği başarı üzerine bugünlerde birçok kaynakta makaleler okuyabilirsiniz. Şirketlerin inovasyon ile bu dönemi atlatabileceği ve devamında yaratacakları değeri fırsata dönüştürebilecekleri konuşulur. Bu durumun geçmişte önemli bir örneği olarak Web 2.0 döneminin başlangıcı göz önüne alınmalıdır.

Web 2.0 terimini hayatımıza sokan ve bu dönemin mihenk taşları olarak gördüğümüz girişimlerin dibe vurduğu ve yükselişe geçtiği dönemlerde hayata geçirilmiş olması bir şans mıdır yoksa inovasyonun hem girşimcisine hem de pazara kattığı bir değer midir orası tamamen ayrı bir analiz konusu. Ancak şunu görüyoruz ki önümüzdeki dönem yani 2009 yılı inovatif ürünleri, hayatımızı değiştirecek, internet kullanım alışkanlıklarımıza yön verecek girişimleri hayata geçirmek için büyük önem teşkil etmektedir.

2009 yılı içinde başlanan inovatif girişimlerin büyük olasılıkla 2010 yılının yıldızları olması ve ekonominin düzlüğe çıktığı noktada girişimci ve yatırımcısına değer kazandırması muhtemeldir.

Bu sebeple 2009 yılı internet girişimcileri için doğru değerlendirilmesi ve çalışmaların filizlenmesi gereken bir dönemdir. Bir tür kuluçka dönemi gibi düşünüp hayatımızı değiştirecek girişimlere adım atmak için önemli bir fırsattır.

Peki, hangi alanlar 2009 yılı için fırsat ve trend olarak değerlendirilmektedir. Bu konudaki görüşlerimizi bir sonraki yazıda paylaşıyor olacağız.

Devamını Oku

Bloglara Facebook Connect geldi

Profil taşınabilirliğinde Facebook Connect’in önde olacağı birçokları gibi benim de tahminim. Facebook Connect’in buradaki en büyük zaafı ise basit kullanıcı için entegrasyonunun zorluğu. Bu sorunun aşılması için Facebook birkaç gün önce “8 dakikada blogunuza nasıl Facebook Connect eklersiniz?” adında bir video yayınlamıştı. Videonun ardından birkaç gün geçti ve bugün Facebok Developer blogunda, çeşitli blog yazılımları için geliştirilmiş eklenti dizini duyuruldu.

Eklenti dizininde şimdilik Disqus, Movable Type ve WordPress için eklentiler bulunmakta. Türkiye’de en çok kullanılan blog yazılımı WordPress için geliştirilmiş eklentilerininin hepsini denedim ama ne yazık ki şimdilik kararlı çalışan bir eklenti mevcut değil. Sociable eklentisi önde giden gibi gözüksede yinede son kullanıcı için hazır değil. Eklentiler hazır olduktan sonra hızla bloglar arasında yaygınlaşacağına şüphe yok. Facebook ise bu süreci hızlandırmak için geliştirici wikisine Nasıl Facebook Connect uygulaması yazılır başlıklı bir rehber eklemiş.

Developer bloguna eklenen duyuruda, Facebook Connect bağlantısını sağlayan bazı blogların eskisine göre 2 kat fazla yorum aldığından bahsedilmiş. Ne kadar doğrudur bilinmez ve tabi insanların denemek için yorum yapması böyle bir yükselişe sebep olmuş olabilir. Ben önümüzdeki dönemde Facebook Connect’in çok fazla yaygınlaşacağını düşünüyorum. Hele Facebook’taki Türk popülasyonu düşünülürse, hemen her yerli sitede Facebook Connect logosu görebiliriz.

Facebook Connect’in en büyük rakibi olabilecek Google Friend Connect’in arkasında bir profil desteği olmadığından aynı ölçüde yaygınlaşması zor olabilir. Bu konudaki diğer oyuncu MySpace’in Türkiye’de zaten geniş bir kitlesi bulunmamakta, dünya genelindeki kitlesi de git gide erimekte. Facebook stratejik bir hata yapmazsa internet nüfusunu bünyesinde toplayabilir mi veya toplamalı mı? Böyle bir tek başlılığa diğer oyuncular özellikle Google izin vermeyecektir…

Devamını Oku

Zynga, Facebook Connect’li ilk iPhone oyununu yayınladı

Geçtiğimiz günlerde hizmete sunulan ve bizimde haberini yaptığımız Facebook Connect ilk meyvelerini vermeye başladı. Facebook ve MySpace gibi sosyal ağlara oyun uygulamaları hazırlayan Zynga, iPhone için geliştirdiği Live Poker oyununa Facebook Connect ile bağlanma imkanı sağladı

Bu hizmetle birlikte iPhone’nundan Poker oynamak isteyenler Facebook’tan arkadaşlarını masalarına davet edip, uzun Poker geceleri geçirebilecekler. Tabi iPhone’larının şarjı izin verdiği müddetçe…. Oyunda Facebook dışında Myspace, Bebo, Hi5 ve Zynga’nın kendi profilini de kullanmak mümkün.

Facebook ve MySpace’de en çok oynanan oyunlarından olan Texas Hold’em Poker’in yaratıcısı da olan Zynga, sosyal ağlar ve mobil uygulamaları birleştirerek geleceğin oyun kültürünün en önemli oyuncularından biri olmaya aday.

Zynga oyunlarını çeşitli sosyal ağlarda profillerine ekleyen oyuncu sayısı 10 milyonu geçiyor. Günlük aktif oyuncu sayısı ise 4 milyon civarı olarak söz ediliyor. Apple CEO’su Steve Jobs’un 2008 sonu iPhone 3G satış tahmininin 10 milyon olduğu göz önüne alındığında, Zynga networküne Live Poker ile bir kaç milyon kullanıcı daha dahil olacak diyebiliriz.

Sosyal ağlara yönelik oyun geliştirmenin geleceğinin çok parlak olduğu ve bu piyasadaki şirketlerin milyon dolarlık yatırımcılar bulabildiği görülürken, Türkiye’de neden bu piyasaya ciddi olarak iş yapan şirket bulunmadığı ise büyük bir soru işareti. Bir örnek verecek olursam, Facebook’un en popüler oyunlarından 4′üne imza atan Londra merkezli Playfish geçtiğimiz ay $17 milyon yatırım aldı ve toplam yatırım miktarını $20 milyon’un üzerine çıkardı.

Çok fazla ciddi alınmaması gerektiğini önersek de alternatif azlığından Alexa Türkiye 100‘e bakarsak, listede bir kaç tane oyun sitesi görüyoruz. Bu sitelerin günlük ziyaretçi sayıları milyonları buluyor. Çok basit bir analiz olsada genel olarak şunu çıkartabiliriz ki, Türk internet kullanıcısı söz konusu olunca online oyun piyasası kesinlikle dikkate alınması gereken ve fırsatlarla dolu bir alandır…

Devamını Oku

MyAds’e yetişmek zor…

Ekim 15′te Webrazzi’de yazdığım ilk yazıda MySpace’in yeni açılan reklam platformu MyAds‘i tanıtmıştım. O günden beri Webrazzi’de 16 yazı yazdım. Fakat, MyAds bana göre çok daha hızlı ve yüksek bir büyüme oranına sahip. Açılmasından bu güne bir aydan kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, MyAds ciddi gelirler kazanan bir reklam platformuna dönüşmüş durumda. TechCrunch’ın yaptığı habere göre servis MySpace‘e günlük ortalama 140.000 ile 180.000 dolar arası bir gelir getirmekte. Yani MyAds yıllık 50 milyon dolar getirisi olan bir servis haline geldi. Ekonomik kriz ve servisin global olarak tam anlamıyla hizmete geçmediği düşünüldüğünde bu rakamların önemi daha iyi anlaşılıyor. MyAds sadece Kanada, Ingiltere ve ABD’de kullanıma açıldı.

Krizin de etkisiyle birçok şirket için işlerin yolunda gitmediği bir dönemdeyiz. Bu şirketler arasında MySpace’in sahibi olan News Corp‘da var. Fakat News Corp’un İnternet varlıklarından sorumlu Fox Interactive Media şirketi, News Corp’un kötü finansal rakamlar yayınladığı bu dönemde %17 gibi bir gelir artış oranına sahip. Fox Interactive Media’nın gelir artışının büyük bölümünü MySpace’in artan gelirleri oluşturmakta.

MySpace’in global olarak kullanıcı sayısında Facebook‘un gerisine düştüğü ve farkın giderek açıldığı ortada. Fakat, MySpace üye sayısını kontrolsüz bir şekilde arttırmaya dayanan bir büyüme modeli yerine, ayakları yere basan, gerçekci ve para kazandıran bir gelir modelini tercih ediyor. Bunun sonucunda da 2009 cari yıllında MySpace’den 1 milyar dolar gelir beklenirken, Facebook’dan beklenen rakam 250 milyon dolar seviyelerinde.

MySpace, Facebook ile global bir yarışa girmek yerine kendisine para kazandıran, reklam gelirleri yüksek ülkeleri hedef olarak belirliyor ve bu ülkelerde konumunu korumayı ve güçlendirmeyi tercih ediyor. MySpace’in CEOsu Chris DeWolfe Techcrunch50′de yaptığı açıklamada MySpace’in gelirlerinin %95′inin reklam pazarında en büyük paya sahip 9 ülkeden geldiğini belirtmişti. Bu 9 ülkeden sadece Fransa ve İngiltere’de Facebook, MySpace’in önünde yer alıyor. Bu sıralar bir çok blogda Facebook’un parasının yakında biteceği hatta Facebook’un yatırım almak için Dubai’li yatırımcılarla iletişime geçtiği yazılıyor. Bunun yanında, Facebook da gelirlerini arttırmak için hızlı bir şekilde uluslararasi satış ofisleri açıyor. Şirketin kariyer sitesine bakarken, Facebook’un Dublin de calışmak üzere Türkçe bilen “User Operations Analyst” aradığını gördüm. Facebook bünyesinde User Operations Analyst olarak çalışmak ilginç bir tecrübe olabilir.

Devamını Oku


©2006-2012 Webrazzi
54 queries. 0,449 seconds. v2