Pilli ve Nokta’dan ortak çalışma: kodaman.org
12 Kasım 2008 | Bilgi Kaynakları, Bloglar, Sosyal Medya, Yeni Girişimler | 10 Yorum
Pilli ile Nokta el ele vermiş ve yazılım geliştiricileri çok memnun edeceğine inandığım “Kodaman” isimli kaynak siteyi pillinetwork bünyesine katmışlar.
Kodaman.org adresinden yayın yapacak olan yeni pillinetwork üyesi, Nokta tarafından yönetiliyor olup, reklamlarını şirketin reklam servisi Virgül üzerinden alıyor olacakmış.
Diğer tüm pillinetwork sitelerinde olduğu gibi yazarlarının gelir paylaşımına dahil olduğu yapıda içerik tamamen yüksek seviyeli programlama ve web geliştirme üzerine kurgulanmış.
Yarın (Perşembe) yayına alınması planlanan kodaman.org’un tüm altyapısı ve yazılımı Pilli tarafından hazırlanmış ve teknik yönetimi yine kendilerinde olacakmış. Bildiğimiz pillinetwork özelliklerine ek olarak kodaman.org’a kodları boyama ve satır numarası verme gibi imkanlar dahil edilmiş. Bu arada Webrazzi okuyucularına özel bir bilgi olsun, bu özellik için Pilli Google‘ın Prettify isimli JavaScript kütüphanesini kullanmış.

Pilli ile Nokta arasında gerçekleşen ve ülkemizde çok fazla alışkın olmadığımız internet şirketleri arası işbirliğinin ilerleyen dönemlerde ne aşamaya geleceğini bilemiyoruz ancak şahsen çalışma tarzlarını birbirlerine yakın gördüğüm iki şirketin sinerjisinin yüksek olacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemlerde Nokta ile Pilli’nin birbirlerinin eksikliklerini gidererek çok daha dikkat çeken işbirlikleri kurabileceklerini tahmin ediyorum.
Sosyal ağ ve komünite seviyesinde eksik olan Nokta için Pilli’nin sağlayabileceklerinin yanında, trafik, teknik altyapı ve finansman seviyesinde Nokta’nın sağlayabileceklerinin nasıl bir güç oluşturacağını düşünmek heyecanlı oluyor. Elbette bu söylediklerimin şu an için sadece “düşünce” seviyesinde olduğunu hatırlatmak isterim, kimse benim gibi heyecan yapmasın…
Sinerjisinin yanında içeriği konusunda da önemli bir açığı kapatacağını düşündüğüm kodaman.org’un Nokta ekibinin yüksek trafik sahibi sitelerinden sağladığı yazılım tecrübesi ile değerli bir kaynak olacağına inanıyorum.
Ekonomik kriz güçlü şirketlere yeni fırsatlar sunuyor
16 Ekim 2008 | Analiz, Araçlar, Bloglar, Fırsatlar, Genel, Reklam Servisleri, Sosyal Medya, Yatırım | 3 YorumEkonomik krizin uzun vadeli etkilerine karşı pozisyonunu güçlendirmek isteyen şirketlerin bugünlerde önemli alımlar yaptıklarını görüyoruz. Son 24 saat içerisinde Silikon Vadisi, Technorati ve Automattic’den önemli iki alıma tanık olduk.
Wordpress’in yaratıcısı Automattic popüler anket ve oylama servisi PollDaddy’yi bünyesine kattı. PollDaddy, kullanıcıların bloglarına, websitelerine ve sosyal ağ profil sayfalarına anket ve oylama widgetları koymalarını sağlayan İrlanda’lı bir şirket. Bu pazardaki rakiplerine göre, daha gelişmiş istatistik ve analiz seçenekleri sağlıyorlar. PollDaddy aylık olarak 70 milyonun üzerinde anket ve oylama gösterimi yapıyor. Anketlerin bloglarda ne kadar popüler olduğu düşünüldüğünde bunun çok doğru bir alım olduğu ortada. Bu alımla beraber, PollDaddy sadece Wordpress’in bir parçası olmayacak. Sosyal ağlara ve diğer blog platformlarına widget sağlamaya devam edecek. Bu da bu alımın sadece bir teknoloji alımı olmadığının göstergesi. Automattic’in yönetimi altında PollDaddy, global pazarda kendine çok daha fazla yer bulabilir. Bu, IntenseDebate ve Gravatar’dan sonra Automattic’in gerçekleştirdiği üçüncü önemli alım.
Diğer önemli alım da Technorati’den geldi. Şirket, Haziran ayında duyurduğu reklam platformu Technorati Media’yı geliştirmek için AdEngage’i bünyesine dahil etti. Technorati yeni oluşturduğu servis ile önümüzdeki aydan itibaren her türlü blog ve sosyal medya sitesine reklam dağıtmayı hedefliyor. AdEngage ise 2004 den beri pazarda olan bir şirket ve 4000 in üzerinde siteye reklam sağlıyor. Ancak AdBrite gibi rakipleri düşünüldüğünde pazarda ki yeri oldukça küçük bir şirket.
Krizlere karşı hızlı refleks gösterebilen ve nakit akışı güçlü şirketler için ekonomik krizlerin bir takım fırsatları da beraberinde getirdiği kesin. Önümüzdeki günlerde, bağımsız olarak hayatta kalmaları bu krizle gittikçe zorlaşan küçük startupların büyük şirketlerce alındıgını sıkça görebiliriz.
Açıklama: Kayıhan Turgutoğlu Blog Kazanı yazarı olup bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de yayınlanmıştır.
Blog arama motoru Technorati 2004 yılından bu yana her sene yayınladığı blogosfer durum raporunun bu sene 5.sini yayınladı. Genel olarak blog trendlerini ortaya çıkarmaya odaklanan geçmiş raporlar, bu sene bir adım daha öteye giderek “Bloglamanın bir blogcunun hayatındaki yeri nedir?” “Bir blogcunun yazılarını hazırlarken harcadığı zaman ne kadardır ve kullandığı kaynaklar nelerdir?” “Bloglama bir blogcunun kişisel, profesyonel ve finansal yaşamını nasıl etkiler?” gibi soruların cevaplarını da içeriyor.
Araştırma, 66 ülkeden Technorati‘ye üye 1.2 milyon blogcu ile gerçekleştirildi (soru cevap kısmına katılan blogcu sayısı ise 1.100). Birbirini takip eden beş gün içinde yayınlanan rapor yayınlanış şeklinden de anlayacağınız gibi hacimsel olarak bir hayli büyük. Bu nedenle detaylar arasında kaybolmak yerine araştırmada öne çıkan noktalara değinelim.

2004 yılında 4 milyon blogu takip eden Technorati 2008‘e geldiğimizde bu sayıyı 113 milyon‘a çıkardı. Ancak bu sayı gözlerinizi döndürmesin çünkü bu bloglardan sadece 1.5 milyonu geçtiğimiz yedi gün içerisinde en az bir kere güncellendi. Geride kalan 120 gün içerisinde ise bu sayı 7.4 milyon blog güncellemesi olarak gerçekleşirken, takip edilen 113 milyon blog arasındaki oranı sadece yüzde 5.5‘e tekabül etti.
Araştırma sonucuna göre blogosferin hakimi erkekler. Blogosferin üçte ikisi erkek blogculardan oluşuyor. 25-34 yaş aralığı yüzde 36‘lık bir oranla başı çekerken 55 yaş ve üzeri grubunun yüzde 8 gibi azımsanmayacak bir orana sahip olması dikkat çekici. Avrupa kıtası için erkek nüfus oranı yüzde 73‘iken Birleşik Devletler için bu oran yüzde 57‘ye kadar düşüyor. Yine birleşik devletlerde bloglayanların sadece yüzde 56’sı tam zamanlı bir işte çalısıyor.
Blogcuların neden yazdıklarına gelecek olursak bir çoğunun bu soruya cevabı “kişisel tatmin” ve “kendini ifade edebilme” oluyor. Blogcuların yüzde 58‘i başarılarını yazdıkları yazı ya da aldıkları yorumlarla ölçüyor. Yüzde 53‘ünün başarı kriterini ziyaretçi sayısı oluştururken sadece yüzde 16’sı başarı kriterini blogdan kazandıkları parayla ölçüyor.
Blog yazarlarının büyük çoğunluğu bloglarının profesyonel yaşamlarına olumlu katkıları olduğunu belirtiyor. Blog tutmanın, kendi alanlarında blogları sayesinde isimlerinin bilinmesi ve bloglarını bir CV gibi kullanabilmeleri gibi pozitif etkilerinin olduğunu düşünüyorlar. Belki de bu nedenle blogcuların yüzde 79‘u kendi ilgi alanları hakkında yazıyor. Blogları sayesinde ilgi alanları hakkında uzman olanlar, online olarak görüştüğü insanlarla arkadaş olanlar, aile üyelerinin yazılan blogu okuması sonucu yazarla daha çok ilişkide bulunması bloglamanın kişisel hayata etkilerini oluşturuyor.
Blogcuların üçte ikisi bloglarında kimliklerini gizlemezken geri kalan kısım ise bloglarında belirttikleri fikirleri yüzünden aile, arkadaş ya da iş çevresinden tepki çekmemek için kimliklerini gizlediklerini belirtiyor. Ayrıca Çin’deki internet sansürü de kimlik gizleme nedenleri arasında yer alıyor.
Blogcuların yüzde 78‘i bloglarını kendileri hazırlıyorken, yüzde 13‘ü ücretsiz destek alıyor, yüzde 9‘u ise ücretli işçi çalıştırıyor. Blogu Technorati‘de listelemek (%83), diğer bloglara yorum yazmak (%77), blogu Google‘da listelemek (%73), blog yazılarını etiketlemek (%68), diğer bloglara link vermek ve bunun karşılığını beklemek (%64), bir blogrollda yer almak (%54), bir blog dizininde yer almak (%52), diğer blog ve web siteleri için içerik yaratmak (%24), online reklam yapmak (%4) blogcuların bloglarına ziyaretçi çekmek için kullandıkları yöntemler arasında yer alıyor
Blogcuların üçte ikisi Google Adsense gibi içerik reklamlara yönelmiş durumda. Beş blogcudan sadece biri reklam pazarlığı için reklam verenle masaya oturuyor. Blogcuların yüzde 48‘i sitelerinde reklam yayınlamazken bunun nedenini reklam yayınlamanın ilgi alanları dışında olduğu bloglarının yeterli trafiğe sahip olmadığı, bloglarından para kazanma niyetinde olmadıkları ve reklamları siteye nasıl yerleştireceklerini bilmedikleri gibi cevaplarla açıklıyorlar.
Araştırma sonucunda ortaya çıkan ilginç bir bilgi 24 saat içerisinde ortalama 900,000 blog yazısının girilmesi. İlginç tarafıysa geçen yıllara göre bu sayının azalmış olması. Elbette bu sayının 2007‘de tavan yapmışken 2008‘de düşmesinde Technorati’nin spam blog siteleriyle giriştiği savaş sonucu bir çoğunu safdışı etmesi ve microblogging sitelerinin başarısının payı da unutulmamalı.
2004: 400,000 günlük blog yazısı
2005: Bu yıl yayınlanan raporda böyle bir bilgi yer almıyor
2006: 1.3 million günlük blog yazısı
2007: 1.5 million günlük blog yazısı
2008: 900,000 günlük blog yazısı
2008 blogosferinde hava durumu özetle böyle. Araştırma sonucunda ilgi çeken bir diğer nokta ise ana akım medya ile bloglar arasındaki farkın giderek kapandığının vurgulanması. Ancak bu vurguya Read Write Web yazarı Marshall Kirkpatrick gibi karşı çıkanlarda yok değil. Dünyayı, Birleşik Devletler’i ve Avrupa’yı bir kenara bırakıp ülkemize dönersek blogların henüz ana akım medyanın yanına bile yaklaşamadığını rahatlıkla görebiliriz. Elbette bunda ana akım medyanın blogları görmezden gelmesi (medya çalışanlarının blog farkındalılığından bahsetmiyorum) bana göre en önemli nedenlerden biri.
Peki, sizce ana akım medya blogları görmezden geldiği sürece -ki bu durum uzun bir süre daha böyle devam edecek gibi görünüyor- önümüzde başarı hikayesi olarak duran bir kaç blogtan başka sığınacağımız bir kale olmayacak mı?
Okunabilen herşey ve herkes hakkında; OkumaSitesi.com
8 Ekim 2008 | Analiz, Araçlar, Bilgi Kaynakları, Bloglar, E-Ticaret, Sosyal Ağlar, Verimlilik, Yeni Girişimler | 3 Yorum
Daha önce SiyahKahve.com altında küçük bir bölüm olarak yayınlanan OkumaSitesi, oradan taşınan içerik ve üyeler ile yayınına başladı. Sitenin teknik sistemi ve görünümü için ise istiyor.us! altyapısı kullanılmış. 13500 üyenin ve 55 bin içeriğin taşınmasıyla birlikte oluşturulan site çeşitli modüllerle pekiştirilmiş.
Expodea‘dan aldığım verilere göre OkumaSitesi‘nde 3000’e yakın fotoğraf, kitap, gazete, dergi, blog gibi 8 farklı kategoride 55 binin üstünde içerik ve video yer alıyor. Tüm yazarlar hakkında da yorumlanabildiği sitede; gazeteci, blogger, yazar ve editör gibi yazılı medyanın aktörleri de profillenmiş ve kullanıcının katkısıyla güncellenmeye devam edebilecek durumda.
Türkiye blog komünitesinin, dışarıdaki kullanıcıyla buluşması açısından güzel bir referans sitesi olabileceğini düşünüyorum.(Örneğin Webrazzi sayfası) Fakat bu tarz okuma odaklı projelerde maalesef büyük bir handikap olarak karşımıza ülkemizdeki okuma alışkanlığı oranı çıkabilir.
Acı bir tabloyu paylaşmak istedim. MEB verilerine göre:
“Bir Japon, yılda 25; bir İsveçli, yılda 10; bir Fransız, yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor.“
Umarım bu ve bu tarz projelerin son kullanıcıya hizmetler olarak sunulmasıyla yeni nesil bilinçlendirilmiş ve motive edilmiş olur.
Ayrıca OkumaSitesi‘nin gelecekteki planları arasında basın, yayın ve internet sektörüne yönelik okur trendleri analizleri çıkartılması var. Sitenin konumlanması bu şekilde gerçek okur algısı üzerinden yürümeye uygun bir medya takip sistemine de yaklaşıyor.
Patlican.com.tr’den Budapeşte’den canlı bloglama
14 Ağustos 2008 | Bloglar, Genel, Pazarlama | 5 Yorum
Patlican.com.tr 1 yaşını kutlamak için 20 talihli kullanıcısını Avrupa’nın en büyük müzik ve kültür festivali olan Budepeşte’deki Sziget Festivali‘ne göndermiş. Bunda bir entresanlık ve Webrazzi’ye yazmamızı gerektirecek bir durum yok elbette. Ancak Patlican.com.tr bu festivale gönderdiği 20 talihli ile birlikte 1 blogcu, 1 fotoğrafçı, 1 kameraman ve içerik ekibi de göndermiş.
Bu ekibin Sziget’te yapacağı iş ise, tüm festival boyunca canlı olarak blog yazmak.
Patlican.com.tr yetkilileri ile görüştüğümde bana aynen şöyle dediler: “Duyumlarımıza göre – kanıtlayamadık ama - bir markanın yarattığı “en uzun live blog” olacak.”
Açıkcası ben de bu tür bir marka çalışması duymamıştım. Ayrıca Patlican.com.tr‘nin böyle bir girişimde bulunmasına da oldukça memnun oldum.
2008 yılının başından beri birçok markanın Web 2.0 nimetlerinden faydalanmaya başladığını görebiliyoruz. Yeni nesil pazarlama uygulamalarının kurumlarda reklam/pazarlama bütçelerinden pay kapması, oldukça yaratıcı viral kampanyaların hayatımıza girmesi ve blogların eskisine göre çok daha fazla dikkate alınıp, PR ajans ve departmanlarının hedefinde yer alması… İşte tüm bu gelişmeler ülkemizde bu alanda bir raya oturma olduğu hissini veriyor bana.
Patlican.com.tr‘nin internette konumlanma anlamında aslına bakarsanız hâlâ eleştireceğim bilimum yönleri bulunuyor. Zamanında gerçekleştirdiği ultra pazarlama kampanyalarını da aynı şekilde eleştirmek mümkün. Ancak bu son çalışmalarının hem maliyet olarak tüm Türkiye billboard’larını kaplamaktan daha kabul edilebilir olması hem de imajlarına katkı sağlaması adına kendilerine olumlu etkileri olacağını düşünüyorum.
Sziget Festivali‘ni Patlican.com.tr‘nin blogundan takip etmek isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.
© 2006-2008 Arda Kutsal
51 queries. 0.545 seconds.







