Berlin’den Web 2.0 Expo geçti…

27 Ekim 2008 | Analiz, Etkinlikler, Genel, Konuk Yazar | 5 Yorum

Açıklama: Şekip Can Gökalp Mixxt Türkiye Ülke Müdürü olup bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de yayınlanmıştır.

Koca bir internet haftasını geride bırakıyoruz. Web 2.0 Expo Avrupa (bundan sonra W2EB olarak anacağım) ayağının bu sene de Berlin’de yapılacağının duyurulması ardından baÅŸlayan heyecan, bu haftanın bitmesiyle son buluyor. Digital Native konsepti üzerine yoÄŸunlaÅŸan DNADigital ve Almanya’nın ÅŸimdiye kadar gördüğü en büyük ve en uluslararası barcamp olan Barcamp Berlin 3‘in (bundan sonra BCB3 olarak anacağım) 17 Ekim’deki tanışma partisiyle baÅŸlayan hafta, Techcrunch UK tarafından 23 Ekim gecesi gerçekleÅŸtirilen Latecrunch ile son buldu. Bu bir haftalık süre içinde istisnasız her gün ve her gece birer etkinlik vardı.

  • DNADigital - kendini Digital Native (mealen dijital hayatın yerlisi) olarak adlandırabilen herkesin davetli olduÄŸu, daha çok gelecek trendlerinin ve büyük firmaların bu anlamdaki duruÅŸlarının konuÅŸulduÄŸu bir toplantı
  • BCB3 Warmup, BCB3 Cumartesi ve Pazar oturumları, Night of the Barcamp - Barcamp Berlin ve ona ait gece eÄŸlenceleri
  • Girl Geek Dinner - aslında ne akÅŸam yemeÄŸi, ne de sadece kadınlara özel bir etkinlik olan Girl Geek Dinner basit bir networking
  • pl0gbar Jahreshauptversammlung - Almanya’nın çeÅŸitli ÅŸehirlerinde düzenli olarak gerçekleÅŸen sosyal medya üreticileri toplantısı pl0gbar’ın yıllık ana buluÅŸması
  • Facebook Developer Garage - pek fazla yazılımcı katılmamış olsa da, Facebook uygulaması geliÅŸtiricilerine yönelik olarak organizasyon
  • Webmontag Berlin - Alman webmonday toplantılarının ilki ve en babası
  • Foneros Brunch - yatırımcı ve dizi giriÅŸimci Martin Varsavsky tarafından kurulan wifi ağı Fon’un camiayla buluÅŸtuÄŸu brunch. Lukasz Gadowski ile ortaklaÅŸa düzenlendi
  • Web 2.0 Expo Europe - tüm kıtalardan ziyaretçi çeken, özellikle konuÅŸmaları ve atölyeleri ile önem arz eden Web 2.0 Expo’nun Avrupa’daki ikinci yılı
  • Accel Ventures kokteyli - Accel tarafından düzenlenen, 80 metrekarelik bir barda birkaç milyar avroyu bir araya getiren yatırımcı buluÅŸması
  • Pitchcamp Party - Expo’nun ilk gününde yapılan “Pitchcamp - ÅŸan ve şöhret için nasıl sunum yapılır” atölyesinin partisi. Expo’nun en damar konularından birine, saÄŸlam katılımcılarla deÄŸinerek en çok ilgiyi çekmeyi baÅŸaran Pitchcamp atölyesinin partisi
  • O’Reilly Roundtable - Avrupa’nın dört yanından gelen 25 blogger ile Tim O’Reilly’nin soru-cevap seansı
  • Web 2.0 Expo Party - Yeterince açık sanırım =)
  • Latecrunch - Techcrunch UK tarafından düzenlenen ve haftayı kapatma iddiasında haklı olan parti.

Kiminde sadece bira içip kafa dağıtıldı, kiminde ise yoğun panel, sunum ve workshop programının içinde oradan oraya koşturuldu. Ben de ilk günden itibaren etkinliklerin bir kısmına katılmayı başardım. Sabah 9-10 gibi başlayıp sabaha karşı 3-4 gibi biten Berlin Webweek günlerinin hepsinde bu yoğun tempoya dayanamayıp arada yatak döşek yatmam dışında, son derece keyifli bir haftaydı. İki ana etkinliğe ve uydu etkinliklere genel bir bakış atarak, tanıdığım startupları derleyeceğim.

Barcamp Berlin 3

Katıldığım barcampler arasında en müthiÅŸ mekanda yapılanı BCB3′tü. Deutsche Telekom’un baÅŸkentteki merkezinde yapılan etkinliÄŸin 600′ün üstünde katılımcısı oldu, etkinlik komünitesi üzerinden 1200′den fazla insan takipteydi. Yapılan bu büyük etkinliÄŸin finanse edilebilmesi için onlarca sponsor seferber edilmiÅŸ ve 10 kiÅŸiye yakın kiÅŸi gönüllü olarak çalışma yapmış. Bunun neticesinde iÅŸin içine hafif bir kurumsallık girmiÅŸ olsa da, ciddi anlamda etkili bir organizasyon olduÄŸunu söylemeliyim. Sponsorların isimlerini verdikleri odalarda iki gün boyunca ardarda verilen seanslar genel barcamp havasına uygun olarak çokluk teknik konular etrafında odaklanmıştı. Orta Asya pazar hakkında Bektour Iskender tarafından yapılan sunum yüzeysel de olsa uzaklardan bir hava estirmesi anlamında önemliydi.

Azerbaycan’dan Ilgar Mirza (Barcamp Azerbaycan organizatörü) ve Amid Guliyev, Kırgızistan’dan Bektour Iskender ve Kristina Dolgih (Barcamp Central Asia organizatörleri) ve adını sayamayacağım 100′e yakın yabancı katılımcının arasında -gördüğüm kadarıyla- Türkiye’den katılımcı yoktu, ama Almanya’nın en saÄŸlam Symbian blogunun, Smabo‘nun, yazarı 16 yaşındaki Hasan ÖztaÅŸ oradaydı. Onunla tanışıp konuÅŸmak bu anlamda önemli olaylardan biriydi. “bcb3″ ve “bcberlin3″ etiketlerini kullanarak çeÅŸitli platformlarda etkinlikle ilgili görsel ve yazılı materyale ulaÅŸabilirsiniz.

Web 2.0 Expo Europe

O’Reilly ve TechWeb tarafından ilk olarak -tabi ki- Amerika’da düzenlenen ve iki senedir Avrupa’da da gerçekleÅŸtirilen Web 2.0 Expo, özetle; orta boy bir salonda 10-12 kadar sponsor firmanın stand kurduÄŸu, buna ek olarak ortalama 200 kiÅŸilik 6-7 salonda çeÅŸitli atölye ve sunumların gerçekleÅŸtirildiÄŸi, buna ek olarak 800 kiÅŸilik bir ana salonda bir takım yeni ekonomi yıldızlarının konuÅŸmalar veya sohbetler gerçekleÅŸtirdiÄŸi üç günlük multi-track bir fuar/konferans. Katılımcı profilinin yüzde 70 takım elbise yüzde 30 spor ayakkabı civarında gezindiÄŸi biraz sezon kapanışı havası esen üç günlük saÄŸlam bir etkinlikti. Basın mensubu olarak katıldığım için çeÅŸitli konuÅŸmacılarla birebir sohbete de girebildiÄŸim etkinlikte, herkesin dilindeki konu krizdi diyebilirim.

Pitchcamp atölyesi, yukarıda da deÄŸindiÄŸim gibi en önemli atölyeydi. Sunumlarda ise Tim O’Reilly’nin açılış konuÅŸması, Index Ventures’dan Saul Klein‘ın .com balonu ve yaÅŸadığımız web 2.0 furyasını karşılaÅŸtıran çarpıcı sunumu ve ICQ’nun kuluçka dönemi yatırımcılarından Yossi Vardi ile yapılan sohbet benim en beÄŸendiklerimdi. Yüzde yüz Amerikan organizasyonu olan W2EB, baÅŸarıyla Avrupa piyasasına entegre olmuÅŸtu diyebilirim. Özellikle Avrupalı bloggerların insider pozisyonuna çekildikleri özel program sayesinde, iyi bir kaynaÅŸma saÄŸlandı. Buna ek olarak Webrazzi’de de duyurusunu yaptığım Startup Ignite -çoÄŸu Almanya’dan- Avrupalı startupların dünya arenasına çıkmaları anlamında önemliydi. Burada sunum yapan startuplara da ayrıca deÄŸineceÄŸim.

Benim için bol bol yeni insan tanıdığım, eski tanıdıklarla bir araya geldiÄŸim, -özellikle- Türkiye ile ilgili bol bol bilgi paylaÅŸtığım iyi bir zaman oldu. Türkiye’den 2 katılımcı gördüm. Daha fazlası da olabilir, fakat onlarla konuÅŸma ÅŸansım olmadı.

W2E blogundan, basın sayfasından ve “w2eb” etiketini kullanarak ilgili materyale ulaÅŸabilirsiniz.

Startup Ignite

Techweb’den Brady Forrest tarafından yönetilen, firmaların 5 dakika içinde ÅŸirketlerini tanıttıkları veya ÅŸirketleri ile ilgili duyuru yaptıkları seansta, Lukasz Gadowski, Mike Butcher ve Christophe Maire her sunum sonrasında konu hakkında kısa bir yorum yaptılar.

  • aka’aki - Symian ve iPhone platformlarına yönelik mobil sosyal aÄŸ uygulaması olan aka’aki sayesinde bulunduÄŸunuz bölgede arkadaÅŸlarınız var mı, varsa ne yapıyorlar gibi lokasyon ve durum bazlı veriler üzerinden arkadaÅŸlarınızla iletiÅŸime geçebiliyorsunuz. Ürün tanıtımını video ile ‘geçiÅŸtiren’ aka’aki bana kalırsa saÄŸlam bir ürün ve geleceÄŸi parlak. Private Deal konferansı için Türkiye’ye gelen Oliver Beste’nin ortağı olduÄŸu Founders Link aka’aki’nin yatırımcıları arasında. Bu da mobil uygulamalar üreten ekiplerin dikkat etmesi gereken bir ayrıntı.
  • amazee - Kurucuları ile bu senenin baÅŸlarında Barcamp Hannover’de tanıştığım amazee Avrupa ve Amerika’da sürekli olarak networking yaparak daha siteyi betadan çıkarmadan saÄŸlam bir takipçi kitlesi yakalamışlardı. Bir proje yönetimi aracı olarak pozisyonlandırıkları ürünlerinde her projeye ait bir grup kurup, projenizle ilgili olarak bağış toplayabiliyorsunuz. Bu özelliÄŸiyle sosyal sorumluluk projelerine yakın bir duruÅŸ sergileyen amazee, sunumunda video kullanan diÄŸer bir ÅŸirket oldu. Sunumlarda son derece baÅŸarılı olan Dania kendisi konuÅŸsa daha iyi olurdu bana göre, ama tercih meselesi tabi.
  • iDesktop.tv - İngiltereli bu firma, youtube videoları aramak, izlemek, yayın akışları organize etmek ve yeni bir özellik olarak da özelleÅŸtirilebilen oynatıcılar yaratmak üzerine kurulmuÅŸ bir modele sahip. İki kiÅŸi olarak yaptıkları sunum oldukça sönük geçen ÅŸirket için, Türkiye gibi yasaklı ülkeler saÄŸlam bir açılım saÄŸlayabilir. Bu konuda bir takım düşünceleri olduklarını da benimle paylaÅŸtılar.
  • plista - Pitchcamp’te de sunum yapan plista, daha önce hiclip’i de kuran Dominik Matyka’nın yeni firması. Browser eklentisi olarak sundukları ürün, kullanıcılara içerik öneriyor. Yayıncı sitelerle ortaklık gerektirmemesi açısından kuvvetli bir noktada duran ürün, renkli sunumu ile de etkileyiciydi. Startup Ignite yorumcularından Lukasz Gadowski’nin yatırımları arasında bulunan plista, haliyle Lukasz’dan iyi bir yorum aldı.
  • soundcloud - Müzik piyasasının tüm profesyonellerini tek platformda bir araya getirmeyi hedefleyen soundcloud, bana göre en iyi sunumu yapan firmaydı. Enerjisi yüksek, tempolu ve serbest bir ÅŸekilde yapılan sunum eÄŸlenceliydi. Müzik piyasasında günlük olarak kullanılan bir araç olmayı hedefleyen firma saÄŸlam rakipleri karşısında ne yapar bilemiyorum, ama ortaya çıkardıkları ürün son derece kaliteli.
  • txtr - Okumak istediÄŸiniz dijital metinleri organize etmeye, paylaÅŸmaya ve arkadaÅŸlarınız ile senkronize etmeye yarayan txtr ilginç ama biraz da soyut bir iÅŸ gibi. Lukasz’ın “Tam olarak hangi sorunu çözdüklerini anlayamadım” yorumunu tekrarlıyor ve katılıyorum. Sunumu da biraz karışık ve sıkıcı geçen txtr uzun vadede bir deÄŸer yaratabilir, ama ilk etapta son kullanıcıya inmekte zorlanacaklarını düşünüyorum.

Startuplar için ders niteliğinde bir seanstı bana göre. Umarım bir yerlerde videoları yayınlanır, iyi ve kötü sunumların firmaları ne kadar farklı noktaya götürebildiğini gösteren iyi birer kaynak olacaklardır.

EkleBunu Sosyal Paylaþým Butonu

Blogosfer durum raporu 2008

13 Ekim 2008 | Analiz, Bloglar, Konuk Yazar | 5 Yorum

Açıklama: Kayıhan TurgutoÄŸlu Blog Kazanı yazarı olup bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de yayınlanmıştır.

Blog arama motoru Technorati 2004 yılından bu yana her sene yayınladığı blogosfer durum raporunun bu sene 5.sini yayınladı. Genel olarak blog trendlerini ortaya çıkarmaya odaklanan geçmiÅŸ raporlar, bu sene bir adım daha öteye giderek “Bloglamanın bir blogcunun hayatındaki yeri nedir?” “Bir blogcunun yazılarını hazırlarken harcadığı zaman ne kadardır ve kullandığı kaynaklar nelerdir?” “Bloglama bir blogcunun kiÅŸisel, profesyonel ve finansal yaÅŸamını nasıl etkiler?” gibi soruların cevaplarını da içeriyor.

AraÅŸtırma, 66 ülkeden Technorati‘ye üye 1.2 milyon blogcu ile gerçekleÅŸtirildi (soru cevap kısmına katılan blogcu sayısı ise 1.100). Birbirini takip eden beÅŸ gün içinde yayınlanan rapor yayınlanış ÅŸeklinden de anlayacağınız gibi hacimsel olarak bir hayli büyük. Bu nedenle detaylar arasında kaybolmak yerine araÅŸtırmada öne çıkan noktalara deÄŸinelim.

2004 yılında 4 milyon blogu takip eden Technorati 2008‘e geldiÄŸimizde bu sayıyı 113 milyon‘a çıkardı. Ancak bu sayı gözlerinizi döndürmesin çünkü bu bloglardan sadece 1.5 milyonu geçtiÄŸimiz yedi gün içerisinde en az bir kere güncellendi. Geride kalan 120 gün içerisinde ise bu sayı 7.4 milyon blog güncellemesi olarak gerçekleÅŸirken, takip edilen 113 milyon blog arasındaki oranı sadece yüzde 5.5‘e tekabül etti.

AraÅŸtırma sonucuna göre blogosferin hakimi erkekler. Blogosferin üçte ikisi erkek blogculardan oluÅŸuyor. 25-34 yaÅŸ aralığı yüzde 36‘lık bir oranla başı çekerken 55 yaÅŸ ve üzeri grubunun yüzde 8 gibi azımsanmayacak bir orana sahip olması dikkat çekici. Avrupa kıtası için erkek nüfus oranı yüzde 73‘iken BirleÅŸik Devletler için bu oran yüzde 57‘ye kadar düşüyor. Yine birleÅŸik devletlerde bloglayanların sadece yüzde 56’sı tam zamanlı bir iÅŸte çalısıyor.

Blogcuların neden yazdıklarına gelecek olursak bir çoÄŸunun bu soruya cevabı “kiÅŸisel tatmin” ve “kendini ifade edebilme” oluyor. Blogcuların yüzde 58‘i baÅŸarılarını yazdıkları yazı ya da aldıkları yorumlarla ölçüyor. Yüzde 53‘ünün baÅŸarı kriterini ziyaretçi sayısı oluÅŸtururken sadece yüzde 16’sı baÅŸarı kriterini blogdan kazandıkları parayla ölçüyor.

Blog yazarlarının büyük çoÄŸunluÄŸu bloglarının profesyonel yaÅŸamlarına olumlu katkıları olduÄŸunu belirtiyor. Blog tutmanın, kendi alanlarında blogları sayesinde isimlerinin bilinmesi ve bloglarını bir CV gibi kullanabilmeleri gibi pozitif etkilerinin olduÄŸunu düşünüyorlar. Belki de bu nedenle blogcuların yüzde 79‘u kendi ilgi alanları hakkında yazıyor. Blogları sayesinde ilgi alanları hakkında uzman olanlar, online olarak görüştüğü insanlarla arkadaÅŸ olanlar, aile üyelerinin yazılan blogu okuması sonucu yazarla daha çok iliÅŸkide bulunması bloglamanın kiÅŸisel hayata etkilerini oluÅŸturuyor.

Blogcuların üçte ikisi bloglarında kimliklerini gizlemezken geri kalan kısım ise bloglarında belirttikleri fikirleri yüzünden aile, arkadaÅŸ ya da iÅŸ çevresinden tepki çekmemek için kimliklerini gizlediklerini belirtiyor. Ayrıca Çin’deki internet sansürü de kimlik gizleme nedenleri arasında yer alıyor.

Blogcuların yüzde 78‘i bloglarını kendileri hazırlıyorken, yüzde 13‘ü ücretsiz destek alıyor, yüzde 9‘u ise ücretli işçi çalıştırıyor. Blogu Technorati‘de listelemek (%83), diÄŸer bloglara yorum yazmak (%77), blogu Google‘da listelemek (%73), blog yazılarını etiketlemek (%68), diÄŸer bloglara link vermek ve bunun karşılığını beklemek (%64), bir blogrollda yer almak (%54), bir blog dizininde yer almak (%52), diÄŸer blog ve web siteleri için içerik yaratmak (%24), online reklam yapmak (%4) blogcuların bloglarına ziyaretçi çekmek için kullandıkları yöntemler arasında yer alıyor

Blogcuların üçte ikisi Google Adsense gibi içerik reklamlara yönelmiÅŸ durumda. BeÅŸ blogcudan sadece biri reklam pazarlığı için reklam verenle masaya oturuyor. Blogcuların yüzde 48‘i sitelerinde reklam yayınlamazken bunun nedenini reklam yayınlamanın ilgi alanları dışında olduÄŸu bloglarının yeterli trafiÄŸe sahip olmadığı, bloglarından para kazanma niyetinde olmadıkları ve reklamları siteye nasıl yerleÅŸtireceklerini bilmedikleri gibi cevaplarla açıklıyorlar.

AraÅŸtırma sonucunda ortaya çıkan ilginç bir bilgi 24 saat içerisinde ortalama 900,000 blog yazısının girilmesi. İlginç tarafıysa geçen yıllara göre bu sayının azalmış olması. Elbette bu sayının 2007‘de tavan yapmışken 2008‘de düşmesinde Technorati’nin spam blog siteleriyle giriÅŸtiÄŸi savaÅŸ sonucu bir çoÄŸunu safdışı etmesi ve microblogging sitelerinin baÅŸarısının payı da unutulmamalı.

2004: 400,000 günlük blog yazısı
2005: Bu yıl yayınlanan raporda böyle bir bilgi yer almıyor
2006: 1.3 million günlük blog yazısı
2007: 1.5 million günlük blog yazısı
2008: 900,000 günlük blog yazısı

2008 blogosferinde hava durumu özetle böyle. AraÅŸtırma sonucunda ilgi çeken bir diÄŸer nokta ise ana akım medya ile bloglar arasındaki farkın giderek kapandığının vurgulanması. Ancak bu vurguya Read Write Web yazarı Marshall Kirkpatrick gibi karşı çıkanlarda yok deÄŸil. Dünyayı, BirleÅŸik Devletler’i ve Avrupa’yı bir kenara bırakıp ülkemize dönersek blogların henüz ana akım medyanın yanına bile yaklaÅŸamadığını rahatlıkla görebiliriz. Elbette bunda ana akım medyanın blogları görmezden gelmesi (medya çalışanlarının blog farkındalılığından bahsetmiyorum) bana göre en önemli nedenlerden biri.

Peki, sizce ana akım medya blogları görmezden geldiği sürece -ki bu durum uzun bir süre daha böyle devam edecek gibi görünüyor- önümüzde başarı hikayesi olarak duran bir kaç blogtan başka sığınacağımız bir kale olmayacak mı?

EkleBunu Sosyal Paylaþým Butonu

Açıklama: Şekip Can Gökalp Mixxt Türkiye Ülke Müdürü olup bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de yayınlanmıştır.

Web 2.0 Expo‘nun Berlin’de gerçekleÅŸecek Avrupa ayağı gün geçtikçe yaklaşıyor. 21-22-23 Ekim tarihlerinde gerçekleÅŸecek etkinlik etrafında hummalı bir çalışma var. SıklaÅŸan blog yazıları, 80 kiÅŸiyi bulan blogger ekibinin yazdıkları ve Berlin belediyesinin desteÄŸi ile duyurulan Berlin Webweek kapsamında gerçekleÅŸecek etkinlikler de bir bir artıyor.

Web 2.0 Expo içinde gerçekleÅŸecek onlarca heyecan verici olaydan biri de yakın zamanda ortaya çıkan Startup Ignite. 21 Ekim’de gerçekleÅŸecek etkinliÄŸe kadar seçilecek 6 firmanın bir sahnede sunum yapması söz konusu. Techcrunch50 ve Demo gibi büyük etkinlikler kadar Amerikan piyasasını etkileyecek olmasa da, orada bulunan tüm yatırımcıların, bloggerların, giriÅŸimcilerin katılacağından emin olduÄŸum bir etkinlik. Sunum yapan giriÅŸimcilerin karşısında/yanında ise O’Reilly yöneticilerinden Brady Forrest, StudiVZ yatırımcılarından ve efsane Spreadshirt kurucusu Lukasz Gadowski, Techcrunch UK yazarı Mike Butcher ve  Plazes kurusucu Christophe Maire olacak.

Fuarın ve o haftanın geneli yeterince saÄŸlam olacağı için ben vizyon kazanmak isteyen giriÅŸimcilere orada olmalarını ÅŸiddetle tavsiye ediyorum, ama bu sunumda yer almak eminim ki bir ek motivasyon olacaktır diye düşünüyorum. Kendine ve iÅŸine güvenen firmaların sezon açılışında Avrupa’da yanan bu ateÅŸi en iyi ÅŸekilde deÄŸerlendirmesi gerekiyor. Ekonomik krizin Almanya’ya da sıçradığı ÅŸu günlerde yatırım yapma konusunda piyasanın daha temkinli bir yapıya bürünmesi kuvvetle muhtemel. Olaylar geliÅŸmeden yatırımı alıp, ürün üzerinde iyi çalışma yapmak adına iyi bir dönem olarak görüyorum önümüzdeki 6 aylık süreyi.

Buna ek olarak, Almanya’ya gidiÅŸte vize alması gerekenler için Web 2.0 Expo yönetimi bir önceki yazıda bahsettiÄŸim gibi bir çalışma yapıyordu. Bunun da hazır olduÄŸunu duyurayım; isteyenler komünite sorumlusu Janetti Chon ile baÄŸlantıya geçebilirler. Janetti vize ihtiyacı olanlara davetiye hazırlanması konusunda yardımcı olacak ve sanıyorum ki bu sayede kısa sürede gerekli vize alınabilecektir.

EkleBunu Sosyal Paylaþým Butonu

Açıklama: Åžekip Can Gökalp Mixxt Türkiye Ülke Müdürü olup bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de yayınlanmıştır.

Uzun sayılabilecek bir süredir Almanya’da yaÅŸadığım ve web iÅŸlerine orada baÅŸladığım için, küresel piyasayla baÄŸlantılarımın büyük çoÄŸunluÄŸu Almanya ve Avrupa merkezli oldu. Türkiye’nin hem teknolojik, hem de kültürel anlamda en sıkı takip ettiÄŸi ülke elbette ABD, ama benim görüşüm bizim yolumuzun Avrupa’dan geçtiÄŸi yönünde.

Avrupa’nın siyasi yapısı itibariyle bunca farklı dili aynı küçük coÄŸrafyada barındırıyor olması, tarihinden gelen bir uluslararasılık kültürünü yaratmış durumda. Farklı dillere ve kültürlere saygı, irili ufaklı tüm internet firmalarına yansımış durumda.

Avrupa’nın homojen ekonomik yapısının bir diÄŸer getirisi de yerelliÄŸe verilen önem. Bunun sonucu olarak Amerikalı internet devlerinin yıllar sonra lütfedip de kurdukları yerel ofisleri, Avrupalı ÅŸirketler hiç zaman kaybetmeden kuruyorlar.

Xing‘in Türkiye’de yaptığı yatırım ve de son olarak Levent’te bina giydirerek “Ben buradayım!” demesi azımsanacak bir gösterge deÄŸil. Türkiye’de her sene milyonlar kazanan, ama İstanbul ofisi bir satış ofisi olmaktan öteye gidemediÄŸi ÅŸeklinde sürekli eleÅŸtirilen Google‘ın -yerel yayında gösterilmek üzere- bir logo yapması bile ne büyük heyecan yaratmıştı, hepimiz hatırlarız.

Türkiye de dahil olmak üzere, geliÅŸmekteki birçok Avrupa pazarı, batı Avrupalı genç firmaların hedefi halinde. Bunun uzantısı olarak, yatırımcılar ve büyük firma çalışanı profesyoneller de Türkiye’ye büyük ilgi gösteriyor.

İstanbul, Yıldız'daki Xing Billboard reklamı

Olaya diÄŸer açıdan baktığımızda da, Türkiye’nin Avrupa’yla olan baÄŸlarını açık ÅŸekilde görüyoruz. Avrupa’da yaÅŸayan ve nihayet birçok baÅŸarılı iÅŸadamı, akademisyen ve politikacı üretebilen büyük Türk nüfusunun Türkiye için saÄŸladıkları fayda çok derin. Ebay Almanya’da son derece önemli bir konumda bulunan Sina Afra, Almanya’da en büyük açılım turu yatırımını alan internet firması olan Sevenload‘un kurucuları Hediye ve İbrahim Evsan, sadece birkaç yıl orada yaÅŸamış olmasına raÄŸmen -bana göre- bu baÄŸlantıları ve vizyonu ile Türkiye’ye büyük bir ismin gelmesini saÄŸlayan ÇaÄŸlar Erol ve irili ufaklı onlarca firmanın başında hem internet hem de diÄŸer teknoloji merkezli alanlarda büyük baÅŸarılar saÄŸlayan diÄŸer Avrupalı Türk iÅŸadamları, Avrupalının gözünde ciddi bir giriÅŸimci Türk resmi oluÅŸturdular. Bu resmin verdiÄŸi güven ile ÅŸimdi Brains to Ventures gibi büyük melek aÄŸları ve European Founders Fund gibi yatırım firmaları harıl harıl Türkiye piyasasını araÅŸtırıyorlar, burada bizimle iÅŸ yapmak istiyorlar.

Büyük bakirlikler sunan Türkiye internet piyasası, yok sayılamayacak bir yatırım ve iÅŸ alanı. Elbette Amerika dünyanın lideri ve orada ‘bir’ baÅŸarmak, Avrupa veya Uzak DoÄŸu’da ‘on’ baÅŸarmakla eÅŸit, fakat Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan onlarca kanalı göz ardı etmemek ve deÄŸerlendirmek gerek. Dünyanın en zengin kıtası ile iliÅŸkilerimiz bu kadar saÄŸlamken, bunun deÄŸerlendirilmemesi yazık olurdu diye düşünüyorum.

Avrupa’daki internet piyasası ve Türkiye’yi ilgilendiren geliÅŸmeleri bundan böyle Webrazzi‘de yazmaya çalışacağım. Avrupa’da baÅŸarılı olmuÅŸ Türk giriÅŸimciler, Türkiye ile ilgilenen firmalar, yatırımcılar ve de orada tüm internet piyasasını etkileyecek ve katılınmasını gerektiÄŸini düşündüğüm etkinlikler en çok takip ettiÄŸim konu olacak. Böyle uzun ve soyut bir giriÅŸ yapmamdaki amaç ise aslında basit: Avrupa ile aramızdaki bariz iliÅŸkiyi bir kez daha ortaya koymak.

Bu ilk yazıda asıl bahsetmek istediÄŸim konuya gelirsek; yine Avrupa’nın Türkiye’ye gösterdiÄŸi ilgiyi açık ÅŸekilde ortaya koyan bir geliÅŸmeden bahsetmek istiyorum.

TechWeb ve O’Reilly Media tarafından düzenlenen ve geçen sene dünyaya açılan Web 2.0 Expo, Avrupa ayağını bu sene de Berlin‘de düzenliyor. Odak noktası yalnızca Almanya veya batı Avrupa piyasaları deÄŸil. Bu sebeple Avrupa’nın her köşesine ulaÅŸabilmek için bir blogger programı baÅŸlatıldı. BaÅŸvurular halen sürdüğü için, katılmak isteyen bloggerların incelemesini öneriyorum.

Web 2.0 Expo Avrupa, 21-13 Ekim Berlin

Programın amacı, tüm Avrupa’yı kapsayacak bir aÄŸ kurmak ve bu aÄŸ sayesinde fuara olan katılımı en üst uluslararası düzeye çekmek. Bu vesileyle baÄŸlantıya geçtiÄŸim Web 2.0 Expo komünite yöneticisi Janetti Chon, Türkiye’den gelecek katılımcıların ülkeye giriÅŸini kolaylaÅŸtırmak için ellerinden gelen desteÄŸi vermek istediklerini söylediler. Halen kesinleÅŸtirememiÅŸ olsak da, vize alımını kolaylaÅŸtırabilmek için bilet alan tüm katılımcılara bir davet mektubu saÄŸlanması söz konusu. 25 Eylül‘e kadar ‘early bird’ olarak fuar biletlerini alabilirsiniz. Buna ek olarak, webeu08gr60 kodu girilerek alınan biletlerde %35 indirim uygulanacak. Bu da düzenlenen blogger programının bir diÄŸer getirisi; tüm katılımcılara okurları ile paylaÅŸmaları için bir indirim kodu veriliyor. Bu ufak indirim umarım iÅŸinize yarar.

21-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleÅŸecek fuarda -Ersan Özer‘in deyimiyle: efsane yatırımcı- Martin Varsavsky, Netvibes‘ın kurucusu Tariq Krim, Mozilla CEO’su John Lilly ve elbette Web 2.0′ın babası Tim O’Reilly ile birlikte onlarca önemli isim konuÅŸma yapacak, VC’ler, Avrupalı ve Amerikalı bloggerlar cirit atacak, belki de yüzlerce startup etrafımızda olacak. Fuar haftasının hemen öncesindeki haftasonunda da, hala uluslararası katılımcılar için açılan katılımcı listesinde bol bol yer olan Barcamp Berlin 3 gerçekleÅŸiyor. Bu iki etkinlik kombine edilerek Avrupa web piyasası bir haftalık kısa süre içinde kalbinden yakalanabilir. Ben orada olacağım, görüşmek üzere!

EkleBunu Sosyal Paylaþým Butonu

Açıklama: Bu yazı Grou.ps‘un CEO’su Emre Sokullu tarafından Webrazzi’ye özel olarak yazılmıştır.

Dünyanın dört bir yanından birbirinden yeni internet fikirlerinin kendilerini ilk defa dünyaya duyurduÄŸu Techcrunch50 etkinliÄŸi bugün baÅŸladı. EtkinliÄŸin ilki geçtiÄŸimiz sene yine San Francisco’da, Techcrunch40 adı altında düzenlenmiÅŸti; hatta Turkiye’den BeFunky de katılımcılar arasındaydi. Bu sene Turkiye’den bir giriÅŸim henuz göremedim; ama hazır buradayken gözlemlerimi Webrazzi okuyucularıyla paylaÅŸmaya çalışacağım (bu fırsatı verdiÄŸi için Arda’ya teÅŸekkurler!)


Gençlik & Eğlence

Shryk
Çocuklar için bankacılık. Hoş bir kullanıcı arabirimi ile geliyor. Eksperlerin ve katılımcıların ortak fikri alan adının kötu olduğu; ve bankalarla partnerlik yapmak dışında bir iş modeli olmadığı yönündeydi.

Hangout
Direkt browser’dan çalışan bir 3D dünya sosyal aÄŸ uygulaması. Offline e-ticareti bu 3D dünya ile birleÅŸtiriyor; ÅŸimdiden partnerleri olduÄŸunu söylediler. Teknoloji heyecanlandırıcı ancak gerçekçi olmadığı, gerçek dünyada ölçeklenebilir olamayacağı konuÅŸuluyor. GöreceÄŸiz.

Blah Girls
Ashton Kutcher’ın da kurucularından olduÄŸu uygulamayı Ashton’ın kendisi sundu - Ashton’la tanıştım, Türkçe teÅŸekkür etmesini biliyor :) Amaçları Hollywood içeriÄŸini Silikon Vadisi teknolojisiyle milyonlara ulaÅŸtırmak. Genç kızları hedefliyorlar. Getirdikleri bir yenilik; kullanıcıyı baÄŸlamak için herhangi bir videoya yorum yaptığınızda size videonun çizgisel kahramanlarından basit bir yapay zeka uygulamasıyla bir cevap geliyor.

Tweegee
İsrail’li ÅŸirket çocuklar için Flash dolu bir destination site olmak amacında. Tweegee, Craigslist, email gibi sık kullandığımız araçları çocuklarla buluÅŸturmayı hedefliyor.

Haberler & Mimler

Dotspots
Haberleri Wikipedia’dan gelen data ile semantik olarak düzenliyor. Demo’da Türk basınından bir örnek göstermesi dışında ilgimi çeken birÅŸey olmadı. Sitenin sidebar mantığıyla çalışıyor olması eksilerinden.

Angstro
Sosyal network’lerinizden bilgileri toplayıp size bir çeÅŸit newsfeed sunuyor; profesyonel aÄŸ dikeyine odaklanmış durumda.

LiveHit
Digg ve StumbleUpon’dan bildigimiz social discovery’yi GPS aracılığıyla konumsal boyuta taşımayı hedefliyor.

Quant the News
Bir diÄŸer semantik uygulama. Text’ler uzerinde duygu analizi yapıyor; böylece YouTube’daki bir yorumun nefret dolu olup olmadığını makinelerle anlayabiliyorsunuz; baÅŸarısını gerçek dünya uygulamarıyla göreceÄŸiz.

Kurumsal

FairSoftware
Online iÅŸinizi internet uzerinden yönetmek ister miydiniz? FairSoftware kurucuları, çalışanları, ürünleri belirleyip, ÅŸirketinizin sanal varlıklarını (hisse oranları gibi) yönetebildiÄŸiniz bir platform. Eksperlerden Salesforce CEO’su Marc Benioff’un onerisi ÅŸirketin hisse üzerine fokus olması, fazla özellikle çok dağılmaması yönündeydi.

Yammer

Geni’in kurucusu Chris Sacca’nin yeni giriÅŸimi olan Yammer bir kurumsal Twitter uygulaması.

Connective Logic
En büyük programlama problemlerinden paralel programlamayı hoş bir arabirim ile kolaylaştırmayı amaçlayan bir Microsoft Visual Studio eklentisi.

OpenTrace
Japonya merkezli bu girişim aldığınız ürünün barkodunu okutmanızla dünyaya olan atık etkisini size bildiriyor. Marc Benioff fikri beğendi; önerisi bu şirketin FairTrade ile partnerlik yapması yönündeydi.

Reklam ve Ticaret

Burt
İsveçli şirket reklam verenlerin kampanya düzenleme deneyimlerini zenginleştirmek amacında.

Adgregate Markets

İnternet üzerindeki geleneksel reklam modelinin hedefi dikkati alakalı sitelere dağıtarak bu alakalı sitelerin gelir kazanmasını sağlamak. Adgregate Markets bunun yerine direkt ürün satarak 130 milyar dolarlık bir pazara saldırmayı hedefliyor.

AdRocket

Email ve RSS gibi alternatifler alanlar için reklam hedefleme hizmeti. Gelir paylaşım modeliyle iÅŸliyor. Browser’larda sıklıkla kullanılan çerezler gibi kısa süreli data üzerine dayanmak yerine uzun sürede toplanan tanımlanamaz kiÅŸisel bilgi üzerine kurulular.

OtherInbox

OtherInbox bir tür disposable email çözümü. Farklı sitelere farklı email adresleri vermenizi ama hepsine tek bir kutudan erişebilmenizi sağlıyor. Disposable email ve spam problemini yeni bir marketingle geniş kitlelere duyurmaları durumunda çığır açabilirler.

Sonuç

Techcrunch50‘de enteresan fikirlere rastlamamıza raÄŸmen bunların pazarda kendilerini kanıtlamaları muhtemelen zor olacak. Benim görüşüm bu tür fikirlerin baÅŸarılı olma ihtimali eskisinden daha düşük. Platform doygunluÄŸuna ulaÅŸmış vaziyetteyiz. Bol sermayeyle desteklenen, kendini kanıtlamış bir yonetici takımı olan giriÅŸimlerin küçük Facebook, iPhone, Android uygulamalarını yutup birÅŸeyler yapmaya çalıştığı bir dönemdeyiz. EÄŸlenceli isimli web 2.0 giriÅŸimlerinin Yahoo’suz daralan çıkış imkani ortamında fon bulmada zorluk yaÅŸayacaklarını düşünüyorum.

EkleBunu Sosyal Paylaþým Butonu
Crenvo

© 2006-2008 Arda Kutsal
49 queries. 0.616 seconds.