Facebook sayfalarında etkileşimi artırmak

Bir Facebook sayfasına sahip olmak, dijital pazarlamanın en etkili ve düşük maliyetli yöntemlerinden biri. Ama her konuda olduğu gibi pazarlama amacıyla yönettiğiniz Facebook sayfasından daha fazla verim alabilmek için bazı şeylere dikkat etmek gerekiyor.

Facebook sayfanızı beğenen kaç kişi olduğu tabi ki önemli ama bugün artık sayfada sağlayabildiğiniz etkileşim oranı, kişi sayısından çok daha önemli hale geldi. Etkileşim oranın yüksek olması, hem sayfanızın ve sosyal pazarlamanızın bel kemiğini oluşturan paylaşımlarınızın görünürlüğünü artırmak için, hem de uzun vadede marka veya ürününüz ile hedef kitleniz arasında duygusal bir bağ kurulabilmesini sağlamak için son derece kritik. İşte Facebook sayfanızdaki etkileşim oranını artırmak ile ilgili bazı temel bilgiler…

Devamını Oku

Facebook, Y kuşağı ile ilgili neler söylüyor?

Webrazzi’de sürekli olarak yeniliklerden ve değişimlerden bahsediyoruz. Teknoloji değişiyor, cihazlar gelişiyor, iş alanları/tanımları değişiyor ama tüm bu değişim içerisinde en önemli değişim insan alışkanlıklarında meydana gelen değişimler. Çünkü konunuz veya konumunuz ne olursa olsun en önemli amacınız insanlara ulaşmak.

İnsan alışkanlıklarındaki değişimin en belirleyici özelliklerinden biri de kuşak farkları. Şu günlerde tüm dünyanın gözü ise Y kuşağı üzerinde. Farklı tanımlamalar olsa da Y kuşağı için en yaygın tanım 1980’lerin başı ile 1990’ların sonu arasında doğmuş olmaları. Yaşamın pek çok alnında varlıklarını hissettirmeye başlayan Y kuşağı üyeleri ve alışkanlıkları, çok büyük bir kesim için hala gizemini koruyor.

Devamını Oku

Girişimciler için basınla ilişkiler

Bir siteniz, ürününüz veya servisiniz var ve bundan mümkün olduğu kadar çok kişiyi haberdar etmek istiyorsunuz. Bunun için mutlaka bir pazarlama stratejiniz olmalı, bu stratejinin bir bölümü de basını içermeli. Hem ürün ya da servisinizi duyurmak, hem de prestijini arttırmak için basında yer almak faydalı olmaktan öte gerekli.

Eğer basınla ilişkilerinizi yürütecek bir ajansla çalışacak kaynağınız varsa işin bu kısmına çok fazla kafa yormanıza gerek olmayabilir, ancak özellikle yeni girişimler ve girişimciler için ne yazık ki işin bu kısmı “içeriden” yönetilmesi gereken bir süreç.

Her gün çok sayıda basın bülteni, tanışma yazışması ve inceleme isteği okuyanlardan biri olduğum için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yeni girişimcilerin önemli bir kısmının bu konuda öğrenmesi gereken çok şey var. İşte basınla daha iyi ilişkiler ve basında doğru var olmak için bazı basit ipuçları.

Devamını Oku

Girişimciler için verimlilik

Girişimcilik aslında sadece işle ilgili bir kavram değil, bir yaşam biçimi ifadesi. Bir işletmede 9 – 6 çalışmak ile kendi işini yapmak arasındaki fark ne kadar büyükse, bu iki farklı iş alışkanlığını sürdürebilmek ile ilgili bireysel gereksinimler de aynı oranda farklı. Bu yüzden girişimcilikten bahsederken sadece rakamlardan, hedeflerden, stratejilerden bahsetmek de büyük resmin diğer bölümlerini gözden kaçırmaya neden olabilir.

Her şeyden önce girişimcinin var olan kurallar yerine kendi kurallarını meydana getirmesi gerekiyor. Örneğin verimlilik. Çoğu kişi girişimcilerin çok çalışması gerektiğini söyler. Ama asıl önemli olan çalıştığınız süre değil, o sürede neler yapabildiğinizdir. O yüzden çalışma sürenizden önce ne kadar verimli olabildiğinize odaklanmanız daha önemli.

Üstelik kendi işini yapan biri için alıştığımız verimlilik kuralları da tek başına yeterli değil…

Devamını Oku

Zappos ve teknoloji şirketlerinde kurumsal samimiyet

Konuk yazarımız Emre Fadıllıoğlu, Enerjisa Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.’de Kurumsal Müşteriler Birim Yöneticisi olarak çalışıyor.

Dünden bugüne şirketlerin gündemleri değişiyor. Bir zamanlar ölçek ekonomisi, maliyet odaklılık gibi kavramlar üzerinde duran ortaklar ve yöneticiler bugün doğru kurumsal kimlik ve sadık müşteri kitlesi oluşturma üzerinde yoğunlaşıyor. Müşteri odaklı yaklaşımların önemi, olumlu ve özellikle olumsuz müşteri görüşlerinin hızlı yayıldığı bu dönemde daha net ortaya çıkıyor.

İletişimin bu kadar önemli, müşteri bağlılığının başlıca başarı faktörlerden biri olduğu yeni ekonomide kurumsal samimiyetin önemi de anlaşılmaya başlıyor.

Devamını Oku

Girişimciler İçin Ortaklık Tavsiyeleri

Açıklama: Hasan Yaşar, İmza yönetici ortağıdır. Aynı zamanda HasanYasar.com adresinde girişimcilik ile ilgili yazılar yazmaktadır. Bu yazısı Webrazzi’de konuk yazar olarak yayınlanmıştır.

Ortaklık, yaşamın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Peki girişime bir ortak ile mi başlamalı, yoksa yalnız mı? İşin içinde yer alacak yazılımcı, tasarımcı veya diğer çalışanlarla ortak olmalı mı? Olmalıysa ortaklık payları ne olmalı? Yatırım alırken ortaklık nasıl olur? Bu ve benzeri bir çok soru girişimcilerin aklını kurcalamaktadır.

Bu konuda bir çok deneyimim oldu ve oldukça fazla deneyim dinleme şansı yakaladım. Ortaklık kimilerine göre mutlaka olması gereken, kimileri için ise hızla uzaklaşılması gereken bir olay. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Ortaklığın sizin için olumlu yönleri olacağı gibi, olumsuz yönleri de olabilir. Bu nedenle ortaklık kararını iyi düşünerek “kendiniz” vermelisiniz.

Devamını Oku

Yatırımcılar Ne İster?

İyi bir iş fikrini hayata geçirmek veya hayata geçirilmiş bir işi büyütmek için girişimcilerin farklı aşamalarda dış kaynağa ihtiyaçları olabilir. Bu durumda en mantıklı seçeneklerden biri yatırım almak. Fakat bu iş dışarıdan görüldüğü kadar kolay değil.

Özellikle yeni girişimciler için yatırımcı ile aynı dili konuşabilmek bile başlı başına zorlu bir süreç. Bu nedenle her şeyden önce girişimcinin sorması gereken tek bir soru var: Yatırımcılar ne ister?

Bir girişimcinin yapması gereken şey temel olarak yatırımcıyı para harcamaya ikna etmek değil, yatırımcıya kendisini ve işini doğru şekilde anlatabilmek. Bunun için de yatırımcının nasıl düşündüğünü anlayabiliyor olması gerekiyor.

Peki öyleyse yatırımcılar gerçekten ne ister?

Bu listedeki maddelerin tamamı, her koşulda geçerli olmayabilir. Ama farklı durumlara hazırlıklı olabilmek için en azından buradakilerin tamamına hakim olabilmekte büyük fayda var.

Devamını Oku

Oyunu Yeniden Keşfetmek: Oyunlaştırma

Son zamanlarda giderek daha sık duymaya başladığımız “Oyunlaştırma” (veya İngilizce olarak “Gamification”) kavramı biz farkında olmasak bile yaşantımıza gireli çok oldu. Pek çok online servis bugünlerde oyunlaştırmayı kullanıyor ve bu sayede farklı hedeflere ulaşmayı sağlıyor.

Peki tam olarak nedir bu oyunlaştırma ve daha önemlisi internet profesyonellerinin ne şekilde işine yarayabilir?

Oyunlaştırmanın kavramını; “oyun dışı uygulamalarda oyun öğelerini kullanmak” şeklinde özetleyebiliriz. Kullanım amacı ise aslında oyunlara ait olduğu kabul edilen farklı öğeleri kullanarak, normalde yeterince çekici olmayan süreçleri daha eğlenceli hale getirmek ve kullanıcılara ekstra motivasyon sağlayabilmek.

Devamını Oku

Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı Hakkında [İnfografik]

Açıklama: Ekim Nazım Kaya, Botego kurucusudur ve bu yazısı Webrazzi’de konuk yazar olarak yayınlanmıştır.

Pek sık rastlamadığımız bir şey oldu; bir kamu kurumu, TÜBİTAK, bir infografik yayımladı. İnfografikteki verileri teker teker açıklamaya gerek yok, bu alanda kamu kurumlarının ve özel sektörün performansını yeterince açık şekilde yansıtıyor. Onun yerine, biz de kendi deneyimlerimizi paylaşmak istedik.

Daha önce girişimcilere destek ve teşviklerden faydalanma önerileri başlıklı bir yazı yazmış ve Avrupa Birliği projelerine kısaca değinmiştim. Bu vesileyle, AB 7. ÇP hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi vermek istiyorum.

Program, Avrupa’nın bilimsel ve teknolojik temellerinin güçlendirilmesini, endüstriyel rekabetin desteklenmesini ve ülkeler arası işbirliğinin teşvik edilmesini amaçlıyor. Yalnızca AB ülkelerinin değil, Türkiye gibi aday üyelerin de desteklendiği bir program. Aday ülkeler, üye ülkelerle aynı hak ve yetkilere sahip. 2007-2013 arasında gerçekleşecek programa, 7. Çerçeve Programı adı veriliyor. Bu 7 yıllık süre içinde 50 milyar Euro’luk desteğin verilmesi planlanmış durumda. Projelerde en az 3 AB üyesi ya da aday üye ülkeden gerçek ya da tüzel kişilerin katılımı bekleniyor.

Devamını Oku

Siz Bir Markasınız…

Kişisel marka denildiğinde genellikle ilk akla gelenler geniş kitleler tarafından tanınan sanatçılar ve sporcular. Fakat içinde bulunduğumuz çağ kişilerin kendi markalarını oluşturmaları için sayısız imkan sunuyor.

Siz kendinize kişisel bir marka olmayı yakıştıramıyor olsanız bile bugün internet kullanıcıların çoğu için bir marka olup olmamak, sadece kendilerinin belirleyebilecekleri bir kriter olmaktan çıktı.

Eğer Twitter kullanıyorsanız, LinkedIn’de bir profiliniz varsa, Google+ ya da Facebook hesabına sahipseniz siz bir kişisel markasınız demektir. Çünkü insanlar sizin kontrolünüz dışında sizi takip edebiliyor, sizden (olumlu ya da olumsuz olarak) etkileniyor ve kendi açılarından size bir değer biçiyorlar…

Devamını Oku


©2006-2012 Webrazzi
48 queries. 0,521 seconds. v2