Google reklam verenler için gelişmiş anahtar kelime bulma servisini bugün hayata geçirdi. Yeni servis siteniz hakkında Google Adwords ile reklam vermek istediğinizde, kampanyanızda kullanmanız için özelleşmiş anahtar kelimler öneriyor. Yeni ürünün Google’ın benzer ürünlerinden farkı, siteniz için anahtar kelimeler önerirken sitenizin içeriği ile Google üzerindeki arama sorgularının datalarını karşılaştırması. Bu yeni servis ile Google sahip olduğu arama datalarını kullanarak reklam verenlerin kampanyalarını optimize etmelerini ve kampanyalarının geri dönüşümünü artırmalarını amaçlamış. Google, bu aracın ulaştığı arama datalarını bir iki haftada bir yenilendiğini belirtmiş.

Yeni sistem anahtar kelimeler bulmanın bir adım ötesine geçerek, sitenizin içerisinde hangi kelimenin hangi sayfa ile ilişkilendirilmesi gerektiğini de size gösteriyor. Ayrıca önerdiği kelimeleri kategorilere göre ayırarak reklam kampanyalarının belli konulara göre özelleştirilebilmesine de olanak sağlıyor. Yeni araç önerdiği her kelime için ortalama fiyat ve kelimelerin rekabetçi pozisyonları hakkında da bilgi veriyor.

EkleBunu Sosyal Paylam Butonu

Ekim 15′te Webrazzi’de yazdığım ilk yazıda MySpace’in yeni açılan reklam platformu MyAds‘i tanıtmıştım. O günden beri Webrazzi’de 16 yazı yazdım. Fakat, MyAds bana göre çok daha hızlı ve yüksek bir büyüme oranına sahip. Açılmasından bu güne bir aydan kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, MyAds ciddi gelirler kazanan bir reklam platformuna dönüşmüş durumda. TechCrunch’ın yaptığı habere göre servis MySpace‘e günlük ortalama 140.000 ile 180.000 dolar arası bir gelir getirmekte. Yani MyAds yıllık 50 milyon dolar getirisi olan bir servis haline geldi. Ekonomik kriz ve servisin global olarak tam anlamıyla hizmete geçmediği düşünüldüğünde bu rakamların önemi daha iyi anlaşılıyor. MyAds sadece Kanada, Ingiltere ve ABD’de kullanıma açıldı.

Krizin de etkisiyle birçok şirket için işlerin yolunda gitmediği bir dönemdeyiz. Bu şirketler arasında MySpace’in sahibi olan News Corp‘da var. Fakat News Corp’un İnternet varlıklarından sorumlu Fox Interactive Media şirketi, News Corp’un kötü finansal rakamlar yayınladığı bu dönemde %17 gibi bir gelir artış oranına sahip. Fox Interactive Media’nın gelir artışının büyük bölümünü MySpace’in artan gelirleri oluşturmakta.

MySpace’in global olarak kullanıcı sayısında Facebook‘un gerisine düştüğü ve farkın giderek açıldığı ortada. Fakat, MySpace üye sayısını kontrolsüz bir şekilde arttırmaya dayanan bir büyüme modeli yerine, ayakları yere basan, gerçekci ve para kazandıran bir gelir modelini tercih ediyor. Bunun sonucunda da 2009 cari yıllında MySpace’den 1 milyar dolar gelir beklenirken, Facebook’dan beklenen rakam 250 milyon dolar seviyelerinde.

MySpace, Facebook ile global bir yarışa girmek yerine kendisine para kazandıran, reklam gelirleri yüksek ülkeleri hedef olarak belirliyor ve bu ülkelerde konumunu korumayı ve güçlendirmeyi tercih ediyor. MySpace’in CEOsu Chris DeWolfe Techcrunch50′de yaptığı açıklamada MySpace’in gelirlerinin %95′inin reklam pazarında en büyük paya sahip 9 ülkeden geldiğini belirtmişti. Bu 9 ülkeden sadece Fransa ve İngiltere’de Facebook, MySpace’in önünde yer alıyor. Bu sıralar bir çok blogda Facebook’un parasının yakında biteceği hatta Facebook’un yatırım almak için Dubai’li yatırımcılarla iletişime geçtiği yazılıyor. Bunun yanında, Facebook da gelirlerini arttırmak için hızlı bir şekilde uluslararasi satış ofisleri açıyor. Şirketin kariyer sitesine bakarken, Facebook’un Dublin de calışmak üzere Türkçe bilen “User Operations Analyst” aradığını gördüm. Facebook bünyesinde User Operations Analyst olarak çalışmak ilginç bir tecrübe olabilir.

EkleBunu Sosyal Paylam Butonu

Micro-blogging servisi Twitter uzun zamandır doğru gelir modeli oluşturamadığı için eleştirilen servislerin başında geliyor. Servis kendi gelir modelini kuramamış olmasına rağmen, üçüncü parti uygulamalar Twitter API’ını kullanarak yeni reklam servisleri geliştirmeye başladılar bile.

Bu tarz servisler arasında bugüne kadar öne çıkanlardan bir tanesi olan Twittad, kullanıcıların profil sayfalarının arka fonuna reklam yerleştiren bir servis. Servisi kullanmak için Twittad’e Twitter kullanıcı adınızla başvuruyorsunuz ve reklam verenler kampayalarına sizin profilinizi uygun bulurlarsa, arka fonunuza yerleştirmeniz için reklamları size gönderiyorlar. Siz de reklamı gösterdiğiniz gün sayısına göre ücretlendiriliyorsunuz. Fakat birçok kullanıcı takip ettiği kullanıcıların profil sayfalarına bakmadığı için profil sayfalarının fonuna reklam yerleştirmek çok da etkin bir reklam gösterme yöntemi değil.

Magpie, Twitter da daha etkin bir reklam yöntemi yaratmak isteyen yeni bir servis. Fikir çok basit. Servise Twitter hesabınıza ulaşma izni veriyorsunuz ve onlar reklamlarını sizin adınızla, tweetlerinizin arasında, sizin ağzınızdan çıkmış gibi yayınlıyorlar. Fakat yayınlanan her reklam #magpie ile başlıyor ve bu sayede sizi takip edenler hangi tweetlerin reklam olduğunu anlıyor. Bu linke kullanıcı adınızı girerseniz Magpie’den tahmini olarak ne kadar para kazanabileceğinizi görebilirsiniz. Servisin bana önerdiği rakam aylık 114.98 Euro. Twitter’i kullanma sıklığım ve beni takip eden kullanıcı sayısı düşünüldüğünde oldukça iyi bir rakam. Magpie’nin güzel ve ilginç olan bir diğer özelliği ise, sizin adınızla yayınlanan reklamların, genel olarak Twitter’da bahsettiğiniz konularla ilgili olması.

Bu tarz bir reklam uygulaması bir çok insana rahatsız edici gelebilir. Hatta reklamaları görmek istemeyen birçok kullanıcı reklam gösteren kullanıcıları takip etmeme yoluna bile gidebilir. Fakat Twitter’da düzenli olarak içerik üretiyorsanız ve sizi takip eden kullanıcılar ürettiklerinize değer veriyorlarsa aralarda çıkacak reklamlar çok sık ve fazla olmamak şartıyla rahatsız edici olmayabilir. Reklamların ne sıklıkla yayınlanacağı konusunda Magpie’nin sitesinde bir açıklama yok.

Magpie ilginç ve deneysel bir servis, ama başarılı olur mu yada kullanıcılara kazandırdığı kaybettirdiğinden çok mu olur tahmin etmek zor.

EkleBunu Sosyal Paylam Butonu

Google Analytics ekibi dün itibariyle popüler istatistik servisinin yeni özelliklerini duyurdu.

Uzun zamandan beri çeşitli fonksiyonlar ve yeni özellikler hakkında gelen talepleri de değerlendirerek yapılan yenilikler Washinghton’daki eMetrics zirvesinde açıklandı.

Genel olarak websitesi sahiplerinin, sitelerine çektikleri trafik hakında daha geniş fikir sahibi olmalarına yarayacak bu beta güncelleme ve yenilikler sayesinde, hedeflere ulaşımın daha kolay olacağı belirtiliyor. Bunun yanı sıra ücretsiz olan Google Analytics’in çok daha profesyonel bir araç haline geldiği de şüphesiz.

Bu yeniliklere kısaca göz atacak olursak:

Özel Raporlama: Özel Raporlama, görmek istediğiniz bilgileri içeren bir rapor tasarlamanızı sağlayan bir özelliktir. Ayrıca, verilerinizin belirli bir görüntüsünü almak için boyutları ve ölçümleri düzenleyebilirsiniz. Bu yolla, iş gereksinimlerinize uyacak bir rapor oluşturmanız mümkündür.

Gelişmiş segmentler: Bu yenilikle sitenize gelen ziyaretçileri çok daha efektif ve gelişmiş bir şekilde ayırabiliyorsunuz. Örnek olarak, “Siteme gelen yeni ziyaretçilerden, ödemeli trafiğe (adwords) dahil olanlar” gibi bir filtre koyarak site ziyaretçilerinizi daha iyi tanıyor ve/veya trafik çekmek için yapmış olduğunuz aktiviteleri, arama motoru trafiğinizi daha net değerlendirebiliyorsunuz.

Balon Şablonlar (Motion Charts): Ben buna balon şablon diyorum çünkü bir slaytta ya da bir sayfada birden fazla değişken için değerlendirme yapmanın en basit yolu balonlarla anlatmak. Balonun yeri X ve Y eksenine göre X ve Y değerlerini gösterirken balonun büyüklüğü ve rengi üçüncü ve dördüncü bir değişkeni ifade edebiliyor. Ayrıca zaman içerisinde balon aynen bir çizgi film gibi sağa sola giderek ve büyüyüp küçülerek rengi değişerek seçtiğiniz zaman dilimindeki trafiğinizi değerlendirebiliyorsunuz.

Yeni Hesap Yönetim tablosu: Sitenizle ve hesaplarınızla ilgili daha basit ve genel bilgiler vererek ilk anda bir fikir sahibi olmanız sağlanmış.

Bunun yanında özel beta olarak sunulan ve ileride kademeli olarak bütün hesaplara açılacak olan Data Export API, Adwords verisini kullanarak yazılımlar yapmanızı sağlıyor. Burada yaratıcılık size kalmış.

Ve belki de en çok ilgi çekecek olan özellik, AdSense’in de Analytics içerisinde gözüküyor olması. AdSense yayıncıları gelirlerini ve trafiklerini Analytics içerisinde görebilecekler. Bu sayede hedeflerine göre değişiklik yapıp strateji belirleyebilecekler ve potansiyel gelir sağlayacak değişikliklere gidebilecekler.

AdSense hesabınızı Google Analytics’e bağlamak için bu linki, özellikler hakkında daha detaylı bilgi almak, resim ve videoları izlemek için bu linki kullanabilirsiniz. Bağlantıların ingilizce olduğunu da hatırlatalım.

Açıklama: Heni Hazbay Google Türkiye’de stratejist olarak çalışmaktadır ve bu yazıda yazanların tamamı kendi araştırma ve fikirlerini yansıtmaktadır. Bu yazı içeriği kesinlikle Google Türkiye’yi bağlayıcı değildir.

EkleBunu Sosyal Paylam Butonu

Lookery, Facebook uygulamalarına reklam sağlayan en büyük servislerden bir tanesi. Şirket, Facebook kullanıcılarının profil sayfalarında ki demografik bilgilere ulaşarak, Facebook uygulamalarına hedeflemeli, kişiye özel reklam sağlıyor. Geçtiğimiz günlerde Lookery’in kurucusu Scott Rafer yaptığı açıklamada Facebook’un yeni tasarımının yayına geçmesiyle, portfolyolarındaki Facebook uygulamarına olan trafiğin yarıya azaldığını belirtti ve Facebook Platform’unun yeni tasarımla beraber artık öldüğünü iddia etti.
Yeni tasarım hayata geçtiğinden beri bu tarz bir düşüşten bir çok blogda bahsediliyordu fakat benim de dahil olduğum büyük bir grup, bu düşüşün bu kadar da sert ve çabuk olacağını beklemiyordu. Sonuçta Facebook’un bu kadar bağımlılık yapmasında Facebook Platform’unun ve uygulamalarının çok büyük bir rolü var. Fakat Rafer’in yaptığı bu açıklama trafik düşüşünün ne kadar ciddi olduğunun göstergesi.

Bu ilgi azalmasındaki en büyük sebep yeni tasarımda Facebook uygulamaların görününürlüğünün büyük ölçüde azalmış olması. Kullanıcıların, yeni tasarıma alışmaları ve öğrenmeleriyle Facebook uygulamalarına olan trafikte bir toparlanma görsek de, yeni tasarım ile bence Facebook uygulamaları artık uzun vadeli bir yatırım olarak cazibesini tamamen yitirdi. Bu gelişmeleri takiben, Facebook’da karlı bir gelir modeli oluşturamadığı için eleştirilen Mark Zuckerberg’e olan tepkilerin daha da artacağını düşünüyorum.

Scott Rafer’in uygulama geliştiricilerine önerisi Facebook platformunun dışında ki klasik web uygulamalarına yönelmeleri ve bunları Facebook Connect’e entegre etmeleri. Facebook Connect, Facebook Platform‘unun 3. basamağı olarak nitelendirilen ve herhangi bir siteye Facebook kimliğinizi ve bilgilerinizi bağlamanızı sağlayan Facebook’un “Open Social” denemesi.  Facebook’un ülkemizdeki kullanıcı sayısı düşünüldüğünde, Facebook Connect’in, Turkiye pazarı için büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Sizce de yeni tasarım, Facebook uygulamalarını öldürdü mü? Facebook Connect, Türkiye için ne gibi fırsatlar sunuyor? Yorumlarda fikirlerinizi bizlerle paylaşın.

EkleBunu Sosyal Paylam Butonu
Crenvo

© 2006-2008 Arda Kutsal
47 queries. 0.569 seconds.